ManşetTarım-Gıda

[Özel Haber] Japonya örneği üzerinden Türkiye : Nükleer santral balıkçılığı etkiler mi?

1 Eylül 2014 pazartesi , balıkçılık  sezonu, yeni dönemin bereketli ve kazasız geçmesi temennisinde bulunularak törenlerle açıldı . Üç tarafı denizlerle çevrili , uygun iklim kuşağındaki ülkemizde deniz balıkçılığı yaygındır. Balıkların göç yolları üzerinde ; Karadeniz ve Akdeniz arasında varolan akıntılarla sıcak ve soğuk suların birbirine karıştığı boğazlar, bitki ve besin maddeleri bakımından zengindir . Balık üretiminin %11’i Marmara Denizi’nden , %19’ u Ege ve Akdeniz’den %70’i ise Karadeniz’den sağlanır ; denizlerimizdeki yıllık balık üretimi hamsi ağırlıklı olmak üzere 500 bin tonu geçmektedir . Şüphesiz sektörün getirisi yalnızca besin kaynağı oluşu değildir ; bu sektör yaklaşık 50 bin kişiye istihdam sağlamaktadır . Sözkonusu 50 bin kişilik istihdamın da yine %70’i Karadeniz Bölgesinde gerçekleşmektedir. Biz balıkçılık sektörünün bahşettiklerinden sözededuralım bu Karadeniz’in kıyısında ,  Fukushima nükleer santralinin 4 katı büyüklüğünde bir nükleer santralin kurulması planlanıyor . Son dönemdeki imzalar  Mayıs 2013’te  Türkiye ve Japonya başbakanları tarafından “hükümetlerarası anlaşma” formatında  atıldı . Peki ya  balıkçılarımız ne düşünüyor Karadeniz’in İncisi Sinop’ ta kurulacak bir nükleer santral hakkında ?

balıkçılarla

Japonya ’ dan Türkiye’ye uluslararası “barış” temalı konferanslar dizisi  için gelen Okinawa Universitesi  Uluslararası İlişkiler Bölümü akademisyenlerinden Japonya’nın yüksek tirajlı Asahi shimbun  gazetesinde makaleleri yayınlanan  Prof. Michiko Yoshii ile Karadeniz’deki balık hasılatının %14’ ünü toplayan  Sinop’ a giderek  balıkçılarla bir söyleşi gerçekleştiriyoruz ,  kurulması planlanan nükleer santralden sadece 16 km olan şehir merkezindeki bir çay bahçesindeyiz  . Yoshii Hanım aynı zamanda Vietnam uzmanı , Japonya’nın  Vietnam’a da nükleer santral ihraç etmek için anlaşma yaptığını anlatıyor . Fukushima faciasını yaşayan ülkesinin  bu yüksek riskli teknolojiyi Türkiye , Vietnam gibi gelişmekte olan ülkelere ihraç etmesine tepkili ve bu planların geçekleşmemesi için ülkesinde nükleer santral karşıtı  sivil toplum örgütleriyle  işbirliği yapıyor . Konuklarımız geçimlerini balıkçılıkla sağlayan  Sinop Balıkçılar Kooperatifi Başkanı Ömer Tuncer , Sinop-Kastamonu Balıkçılar Kooperatifi Birlik Başkanı Ali Bayrak ve Sinop Belediye Meclis üyesi Oktay Türkoğlu ,  sezon henüz açılmadığı için bize yeterince vakit ayırabiliyorlar , uzun ama keyifli bir sohbet  oluyor.

Korkumuzdan 3 yıl balık yemedik

Balıkçılar Sinop’ta 8-10 m uzunluktaki tekneleriyle  en çok İnceburun dolaylarında avlanıyor . Bu bölge  kurulmak  istenen nükleer santralin yanıbaşı ,meşhur Sinop Feneri açıkları . “Ağ ile mi yakalıyorsunuz balıkları? ”  İleri teknoloji kulandıklarını gururla anlatıyor Ali Bey. Nükleer santralin kurulması balıkçılığı etkileyecek mi ?  Nasıl etkilemesin ? diyerek devam ediyor  , “Karadeniz balığının lezzeti derelerin denize döküldüğü ağızlardaki planktonlardan gelir,  Nükleer santral kurulunca soğutma suyu çekecek  bütün planktonları haşlayıp geri bırakacak denize ”. Ali Bey ’in sözünü ettiği soğutma suyunun miktarı günde reaktör başına 10 milyar litre . “Kaza olmasına bile gerek yok balıkçılığın bitmesi için ; Sinop kalkan balığıyla meşhurdur bilirsiniz , santral kurulsun Sinop etiketi varsa tüketiciler bilhassa o balığı almayacak ”diye ekliyor . Desenize Kalkan balığına kalkan olacak bizim çırpınışımız ,nükleer santralleri kurdurtmama mücadelemiz . Karadeniz insanı  Çernobil’i  yaşadı,  günlerdir sivil toplum örgütleriyle de görüşmeler yapmış olarak  Yoshii Hanım her ailedeki kanser vakalarına artık aşina . “Peki Çernobil nasıl etkiledi sizi?” diye soruyor . Korkumuzdan 3 yıl balık yemedik  , “yemediğimizi İstanbul’a sattık” diye cevaplıyor Ali Bey  . “Bilmiyorduk ki ne kadar radyasyon olduğunu “diye açıklıyor durumu şaşkınlığımızı görünce . Yanlış  değil , Çernobil’den sonra Doğu Avrupa’da  dağıtılan iyot tabletlerinden bile haberi olmamıştı Karadeniz’in , halk bilgilendirilmemişti .  Bakanlarımız çayı , fındığı televizyonlarda kamuoyunun gözününde tüketedursun halk adeta teşvik edilmişti radyasyonlu ürünlerin elden çıkartılması için .  “ Çernobil’den 3 yıl sonra grip vakası sıklığında görülmeye başlandı kanser” diyor Ali Bey. O zamana kadar sohbete direkt katılmamış olan diğer balıkçılardan da “benim de dayım kanser”, “benim Ağbim”, “Amcamı beş yıl önce kanserden kaybettik” sesleri yükseliyor. Peki  diyor Yoshii Hanım, ne yapıyorsunuz nükleer santrale karşı durmak için ?  “2006’da balıkçılar olarak büyük bir eylem yapmıştık denizden , 60 balıkçı teknesi bir araya gelerek dev bir gösteri gerçekleştirdik , şimdi gerektiğinde yine yaparız ama yorulduk , yıllardır anlatamadık nükleer santral istemediğimizi”  . Yoshii Hanım Japonya’dan bir örnekle alıyor sözü  “siz biliyor musunuz ki Japonya’da Hiroşima yakınlarındaki Yamaguchi Eyaletine bağlı  Iwaishima  Adası ‘ndaki  balıkçılar 20 yıldır her pazartesi akşam 6 da bir gün bile dinlenmeden eşleriyle birlikte eylem yapıyorlar ve bu sayede  20 yıldır o bölgeye nükleer santral kurulamıyor” .

800 bin imza

Japonya’da hükümetin nükleer santral kurmak için  o bölgedeki balıkçıların rızasını alması şart. Bunun için de hükümet ve nükleer santrali kuracak şirketin yetkilileri balıkçıların ikna edilmesi için hediyeler mi dersiniz , rüşvet mi her tür yola başvurmuş . Sonuç olarak nükleer taraftarları ve karşıtları olarak halk arasında ikilik çıkmış ,  bölge içerisinde çatışmalar yaşanmaya başlamış . Nihayetinde bir dişçi olaya el koymuş ,nasıl mı? Yoshii Hanım’ın anlattığına göre köyün tek dişçisi bir süre sonra  dişi kırıldığı için gelen balıkçıların sayıca arttığını farketmiş , belli ki bir kavga varmış zıt kutuplar arasında , problemin köydeki  nükleer taraftarlarıyla karşıtları arasındaki kavgadan çıktığını anlayınca da durumu polise bildirmiş lakin, nükleer karşıtlarının polisten ilgi ve destek görmediğini farkedince bu adaletsizliğe tepki duyarak bir nükleer karşıtı haline gelmiş , nükleer santralin kurulmaması için dilekçe hazırlayıp imza toplamış . O dilekçeye verilen imzalar 800 bini bulmuş ve Iwaishima’ya nükleer santral kurulmasından vazgeçilmiş . Hikayeyi duyan Ali Bey ve Ömer Bey Japon köylülerin mücadelesinden etkilenmiş olacak ki  Yoshii Hanım’ın bir sonraki gelişinde yanında balıkçıları beraberinde getirmesini istiyor . Ne güzel farklı deneyim ve mücadele örneklerinin paylaşılması ; başka türlü bugün Japonya’nın  fazladan 23 reaktörü yoksa bunun esas sebebinin  balıkçıların direnişi olduğunu bilebilir miydik ? Böylece yazımı bitirirken  seçtiğim başlığı değiştiriyorum: balıkçılık nükleer santralleri etkileyemez mi?

Özel Haber: Pınar Demircan

(Yeşil Gazete)

 

 

 

 

Kategori: Manşet