Çöl tozu okyanusa can veriyor

Tim Radford’un Climate News’te yayınlanan yazısını Yeşil Gazete okuyucuları için çevirdik:

Denizbilimciler, hem Atlantik Okyanusu’nda çözülen demir miktarını ölçüp hem de bu demirin nereden geldiğini araştırdılar.

 Tahmini olarak 50 milyon ton Sahra tozu her sene Atlantik boyunca Amazon’a uçuyor.

Tahmini olarak 50 milyon ton Sahra tozu her sene Atlantik boyunca Amazon’a uçuyor.

Araştırma ayrıca hem “derin denizin maviyken neden kıyısal bölgeler genellikle yeşildir?” sorusunun yanıtını daha detaylı açıklama imkanı verirken hem de karbon dioksit meselesi ile okyanusların rolüne dair karmaşık soruların yanıtını da verdi. Ayrıca araştırmalar Kuzey Afrika’nın dünyanın geri kalanına kıyasla önemi gibi başka konuları da açıklama fırsatı buldular. Kuzey Afrika, okyanusları ve Amazon’u değerli tozuyla can veriyor.

South Carolina Üniversitesi’nden Tim Conway ve Seth John, Nature için yaptıkları açıklamada buldukları yöntemle büyük hacimlerdeki deniz suyu örneklerindeki suda çözünmüş demir içeriğini tespit ettiklerini ve sonrasında bu demiri izotoplarına ayırdıklarını söyledi.

İzotop, bir elementin doğal varyantlarından biri ve genellikle menşei farkını gösteriyor. Demir, eser miktarda bulunan yaşamsal bir element; onsuz memeliler kan akışında oksijen aktarımını sağlayan hemoglobini üretemez ya da bitkiler, hava ve güneş ile fotosentez yapan klorofil üretemez.

Derin okyanuslarda bitki gelişimi için gereken her şey var – gün ışığı, karbon, nitrojen ve su – ama demir yok. Bu yüzden derin denizler mavi olurken, besin zengini kıyısal sular yeşil olur.

Nehir ağızları ve deltalar, demir ve diğer besinler (nütrient) açısından zengin ve alg büyümesi için elverişli yerler. Okyanus fito-planktonlarının (denizel besin zincirini sürdüren mikroskobik bitkiler) alabildikleri demir miktarına bağlı olarak atmosferden çekebildikleri karbon dioksit miktarının da bir sınırı var. Dolayısıyla demir, büyük karbon döngüsü içinde önemli bir element. Ve çok büyük miktarlarda bulunmasına da gerek yok.

“Bir ton deniz suyu ile yaptığım araştırmada bulduğum demir miktarı bir kirpik tanesi miktarında” diyen Dr. John ekliyor: “herkesin demiri önemsemesinin nedeni demirin alg gibi okyanusların beşte birini oluşturan fito-planktonların büyümesini sınırlaması.”

Araştırmacılar, bir araştırma gemisiyle Kuzey Atlantik çapında 600 deniz suyu örneği topladılar ve toplanan her bir litre su içinde bulunan bir gramın milyarda biri miktardaki demirin nereden geldiğini belirlemek için işe koyuldular.

Kaynak Sahra

Ekip, okyanusun orta sırtları boyunca yerkabuğundaki hidrotermal volkan ağızlarından ölçülebilir oranlarda okyanus demiri sızdığını buldu. Çok küçük bir miktar, Afrika kıyılarındaki çökeltilerden, yüzde 10’undan fazlası Amerika kıyılarındaki oksijenli çamurdan geliyor. %71 ile %87 arasındaki bir oran da Sahra Çölü’ndeki tozla geliyor. Yani okyanustaki hayat, dünyanın en boş ve en kavrulmuş bölgelerinden birinin her yıl sağladığı gübreye bağlı.

Toz ve yaşam arasındaki oyun, bilim insanlarını on yıldan fazla süredir etkisine almış durumda. 2006’da, İsrailli araştırmacılar, Brezilya’daki yağmur ormanlarını gübreleyen tozun yarıdan fazlasının kurumuş Chad vadilerinden geldiğini buldu. İki sene sonra, Liverpool’dan (İngiltere) başka bir ekip, Sahra tozunun Atlantik Okyanusu için mineral kaynağı olduğunu teyit ederken 2007’de de İsviçreli ve Alman mikrobiyologlar, Charles Darwin’in topladığı kum örneklerini analiz etti. Bulguları rüzgârın getirdiği tozun Batı Afrika’dan Karayiplere tüm yolu kat edip mikrop taşıyabileceğini gösteriyordu. Tahmini olarak 50 milyon ton Sahra tozu her sene Atlantik boyunca Amazon’a uçuyor.

Dolayısıyla Güney Carolina araştırması, eylem bilim (science in action) için iyi bir örnek; çığır açıcı bir buluş yerine insanlığın bilgisine itinalı bir artı. Çalışma, hali hazırda şekillenmeye başlamış bir resme ölçülebilir verilerle katkıda bulunuyor. Bize, kıtalararası göçün yaşamın kendisi kadar eski olduğunu hatırlatıyor. Ve küresel iklim makinesini daha iyi anlamamıza da yardımcı oluyor.

Araştırmacıların, havayla taşınan tozun bulut oluşumunda – dolayısıyla yağış ve kuraklıkta – rol oynadığına ve hatta toz fırtınalarının, kasırgaların şiddetini azaltabileceğine dair teorileri var.

Eğer okyanuslarda ve ormanlarda daha fazla toz daha fazla karbon tutumu demekse o zaman büyük toz fırtınalarının yarattığı döngüler küresel termostatı da düzenleyebilir. Dr.John, “bu, buzul-buzularası döngüler gibi geçmiş iklim değişikliğini de anlamamıza yardımcı olabilir” diyor ve ekliyor: “Buzul çağlarında okyanuslardaki toz akışlarında büyük değişimler yaşanmış olabilir dolayısıyla günümüzde tozlarla ne kadar demir taşındığını anlamak, bunun buzul-buzularası döngülerdeki değişimi tetikleyen faktörlerden biri olup olmadığını anlamamıza da yardımcı olur.”

(Climate News Network, Yeşil Gazete)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page