İklim KriziManşet

Küresel ısınma tanrınızı öldürürse…

theatlantic.com sitesinde Adam Weymouth imzasıyla yayınlanan yazıyı Yeşil Gazete gönüllü çevirmenlerinden Sıla Ulutaş’ın çevirisiyle sunuyoruz.

* * *

23 Alaska’lı kabile üyesi, kral somon balıklarını yasal sınırlandırmaları aşacak şekilde avlayarak yasaları ihlal etti. Fakat kabile üyeleri kaderlerinin kendilerine avlanmaktan baska bir secenek bırakmadığı kanısında.

‘’Nehirde yüzen siyah bir balık, icinde yüzmek icin bir balık kapanı arıyordu.Bu da bir ‘hayat döngüsü’, değil mi?’’
Grant Kashatok, Yup’iklerin geleneksel hikayeleme yöntemlerinden birini kullanarak bana hikayeler anlattı. Bu bir nevi, çocukken parmaklarımıza ip geçirip, ipi şekilden şekle sokarak oynadığımız oyun gibi bir şeydi. O anlattıkça, elindeki ip şekilden şekle giriyor önce bir avcı, sonra bir dağ, bir kayık, bir kürek oluyordu. Grant: “En sonunda siyah balık, içinde ölü balıklarla dolu, parçalanmış bir balık kapanına rast geldi.” dedi. “Kafasını sudan dışarı çıkardı. Kapanın kime ait olduğuna bakmak istedi, yakınlardaki köyü gördü. Köy kötü haldeydi; köpekler bağlanmamış, birkaç kemiğin başında kavga ediyorlardı. Kadınlar akşam yemeğinde yenen balığın kılçıklarını onlara atmış, kavgalarını izliyorlardı. Siyah balık kendi kemikleri başında kavga edilmesini hayal etti, içi ürperdi, kendi kemikleri icin kavga edilmesini istemezdi. Bu nedenle siyah balık, başını nehre sokup yukarı doğru yüzmeye devam etti” diye ekledi.

3 alaska somon...

Kashatok Alaska’daki Ninglick adlı nehrin Pasifik Okyanusuna döküldüğü yere birkaç mil uzaklıktaki, 354 nüfuslu Newtok kasabasında var olan tek okulun müdürü. Kasaba, kıyısındaki topraklarının büyük bir hızla denize kayıyor olması nedeniyle Amerikan Ordusu Mühendisler Birliği’nin 2009 yılında “öncelikli aksiyon alınması gereken topluluklar” listesine aldığı 26 özel bölge arasında bulunuyor. Kasabadaki kıyıya yakın evlerin bu kaymadan ötürü iki yıl icinde yıkılacağı tahmin ediliyor.

‘’ Yup’ik halkı kral somon balıklarını avlamazsa, kral somonların ruhu incinir ve balıklar nehre geri dönmez.’’
İklim değişikliği, fırtınaların neden olduğu sel baskınlarını şiddetlendiriyor ve kutuplardaki donmuş kara parcalarının çözülmesine neden oluyor. Anayollar sulara batıyor. Alaska’nın baska bir şehri olan Fairbanks etrafındaki ağaçlar da iklim değişikliğinden nasibini almıs; ağaç gövdeleri yamuk açılar yaparak kökten kaymışlar. Bu sebepledir ki bölgedeki bu eğik açılı ağaçların bulunduğu yer sarhoş orman adını almış.

Britanya büyüklüğündeki Yukon-Kuskokwim deltasının, bir afete karşı neden bu kadar hassas olduğunu anlamak çok da zor değil. Havadan bakınca, bölgenin göllerle kaplı bir kara parçası mı yoksa adalarla kaplı bir su kütlesi mi olduğunu anlamak esasen zor. Aslında Yup’ik’ler göçebe bir toplum olduklarından ötürü hiç bir zaman tüm yıl bu bölgelerde yaşama niyetinde bile değillermiş. Fakat bu göçebe topluluk misyonerler ve devlet tarafından bu kara parçalarına yerleşmeye mahkum edilmiş. Bu yüzden Yup’ik’lerin yalnızca yazları balık avlamak icin kullandıkları topraklar, artık yıl boyunca yasadıkları yerlere dönüşmüş.

Benim yolum da, kral somon balıklarının yani yerel dilde “Chiook”ların avlanma yasağını ihlal eden 23 Yup’ik’li balıkçının hikayesini derlemek, duruşmasına katılmak için düştü bu kasabaya. Yaklasık 40 milyon balığın haziran ayının sonu ila temmuz ayının başı arasında bu bölgeden göç ettikleri ve vardıkları kum yataklarında yumurtladıkları biliniyor.Bir kızak köpeği kadar ağır olan kral somon balıklarının sürüsü göç ederken o kadar kalın bir hat oluşturuyor ki nehrin kenarında kalan balıklar karaya vurabiliyor.

Fakat son yıllarda balıkların sayısı önemli ölçüde azalmış. 2012 yılı avlanma sezonunun basında Balıkçılık Bakanlığı, Alaska genelindeki çevrebilimcileri ve biliminsanlarını bu probleme dikkat çekmek amacıyla düzenlenen bir panelle harekete geçirdi.

Panelde, bölgedeki balık miktarının azalmasına neden olarak 7 farklı hipotez ortaya atıldı. Doğal döngüden bahsedildiyse de konu tekrar tekrar iklim değişikliğine dayandırıldı. Nehirler kendi rotalarından ayrılarak henüz hassas ve korumasız olan yavru balıkların okyanusa karısmasına neden oluyor. Okyanus akıntılarının degişmesi hastalıkların yayılmasına da sebep olabiliyor.Üstelik ılık sular balıkların enerjisini tüketerek göç rotası boyunca yüksek ölüm oranlarına neden oluyor. Boylelikle somonların sayıca azalmasından kaynaklanan problem, besin zincirinde bir yer değişikliği meydana getiriyor. Ne yazık ki, saydığım etmenlerin günümüz doğal yasamına tam olarak ne kadar ve nasıl etki ettiğinin bilincine sahip degiliz.

2012 yılının haziran ayında bakanlığın deltadaki av yasağını ilan etmesiyle eyalet polislerinden biri olan Brett Scott Gibbens, Yukon-Kuskokwim deltasının gözlemek için gönderildi. Gibbens’in basından ögrendiği kadarıyla, Yup’ik balıkcıları av yasagını ihlal etmeyi planlıyorlardı. Duruşmadaki ifadesine göre Gibbens, Kuskokwim nehrine indiği vakit, 16’ya yakın kayık ve kısıtlayıcı yasalara aykırı uzunlukta, yaklaşık 50 kulaç boyunda balık ağlarını gördü. Gibbens kurallara karsı cıkan balıkçıların kimliklerini tespit etmeye calışırken balıkçıların coğu kaçtı, kalanlarsa para cezasına çarptırıldı. Sonuç olarak para cezasını ödemeyi reddeden 23 balıkçı geçen yaz mahkeme karşısına çıktı.
———————–
Mahkemenin ilk durusmasının sabahında salon davacılar, davalılar, kasaba sakini aileler ve cok sayıda gazeteciyle doluydu. Yargıc Bruce Ward’ın arkasında, Amerikan bayragı ve geleneksel Yup’ik maskesi asılıydı. Durusmaya gelenlerden bazıları yanlarında kurutulmus somon dilimleri getirdiler ve somonları salon sıralarında oturanlara teker teker uzattılar. İki eyalet polisi de dahil olmak üzere bütün seyirciler kurutulmus somondan birer parca alıp paylarına düşen kuru balığı çiğnediler. En nihayetinde mahkeme salonu balık pazarı gibi kokmaya basladı.
Mahkemede söz alan ilk balıkçı olan Felix Flynn, avukatı Jim Davis’e ‘’Gribbens’ın Yup’ik’e böyle elini kolunu sallaya sallaya Yup’ik’e girmesinde bir anormallik olup olmadıgını sordu.’’Jim Davis, Kuzey Adalet Projesi’nin kurucularından biriydi ve bu davayı maddi bir karşılık beklemeden kabul etmişti.
Yargıc, Flynn’ın sorusuna; ‘’ O konuya henüz gelmedik zamanı gelince konuşacagiz.’’diyerek karşılık verdi.

Flynn ifadesini verdikten sonra elini kaldırdı ve İncil üzerine yemin etti. Daha sonra boyca kısa, sakalları darmadağınık, yanaklarında yara izleri olan bir adam balıkçılığa küçük yaşta nasıl başladığını mahkemeye anlatmaya basladı: ‘’İlk zamanlar gözümün görebildiği tek şey koca okyanustu. Ardından ayrımına varabildiğim iki şey oldu; buzul sular ve buzul olmayan sular. Babamdan öğrendiğim yegane şey bu ayrımın ringa balıklarının yerlerini ifşa ettiğiydi. Kendi yağımda kavrulup gidiyorum ve bu benim yaşam tarzım. Ben bir eskimo olarak doğup büyüdüm, bu yaşam tarzı benim özümde, ailemin özünde var.’’

‘’Kendi yağında kavrulup gitmekle ne kastediyorsun’’ diye sordu Davis ellerini kürsüye dayayarak.

Flynn, ‘’Evvelden beri yaptığımız gibi, yaşamını karadan idame ettirmeyi kastediyorum. Bizler bahar zamanları somon, kar tavuğu, ördek ve fok avına cıkarız.Büyük babam ve onun babasının bizlere aktardığı gibi bizler avımıza karşı oldukca dikkatli olmak zorundayız. Tanrı onları yalnızca bizim avımız icin degil, herkes icin yarattı. Bundan dolayı yasamım boyunca kazançlarımın kendi kendime yeteceği şekilde yaşadım. Her yıl bir balık kampı yapar ve 30-40 kral somon balığını kuruturum. Gecen yaz da bir balık ağı kurdum fakat avlanmam için yeterli alan yoktu, çok fazla kapatılmış alan olmasından dolayı çok zorlu bir süreç geçiriyoruz.’’ diyerek aktardı yasaklardan sonra yasadıkları sıkıntıları.

Davis ise bu ifadeden sonra Flynn’a yeterli kadar avlanamadıklarında neler hissettiklerini sordu.
Flynn ekledi; ‘’ İki yaşında bir torunum var.’’ Bu cevaptan sonra durdu, gözlerini ovuşturdu. Salondaki diger balıkçıların da gözleri dolmuştu, Flynn devam etti: ‘’Torunum bana ne zaman balık ağlarını kontrol edeceğimiz sorduğunda ona hiç bir cevap veremedim.’’
Micheal Cresswell adında bir polisi, bana doğru eğildi ve kulağıma şu sözleri fısıldadı: ‘’İste bu son derece önemli bir andı, şimdi mahkemede de ‘iklim değişlikliği’ oldu.’’

Birkaç gün sonra, Yup’ik halkının son şefi olan Mike Williams’ı ziyaret etme amacıyla Akiak adında, 346 nüfuslu küçük bir köye gittim. William, iklim değişikliğine karşı Alaska’daki en göze çarpan simalardan biriydi. Kendisi tanık olarak 2007 yılında ABD Temcilciler Meclisi Enerji Bağımsızlığı ve Küresel Isınma Komitesi’ne cagırılmış ve komitedeki konusmasında sunları aktarmış; ‘’Küresel ısınmanın üzerine egilinmediği takdirde, sorunun etkisi Alaskalı yerliler ve Amerikalı Kızıldereliler için tahminlerinizin de üzerinde olacak. ‘’
Williams ayrıca meclise, kızak köpeklerinin Anchorage’dan Nome’a kadar bin millik bir mesafede yarıştıkları Iditarod adındaki, ExxonMobil’in yanında birçok firmanın da sponsor olduğu gelenseksel bir yarıştan bahsetti. Artık ılımanlaşmadan ötürü, köpekleri serin tutabilmek için ancak geceleri onları kızağa sürebildiklerinden, erimelerden dolayı, kızakların gidebileceği buzlu alanların azaldığından dem vurdu.
Şimdi ise, Williams davalık balıkçıların savunmalarının düzenlenmesine yardım ediyor. Kendisine ulaşmak icin Akiak eyaletindeki ofisine gitmeniz yeterli. Ofis dediysem de; sıvaların tavandan, kapıların mentelerden sarktığı, tuvaleti bozulmus, internet bağlantısını güçlükle sağlayan bir yer burası. Ropörtajı yapabilmek icin Williams 2 saati askın süre zarfında internet bağlantısını sağlamaya calıstı. Ardından etrafına isaret etti ve gülümseyerek ekledi: ‘‘burası benim savaş odam, sıkıntılara göğüs gerdiğim yer, Gandhi’den daha iyi bir iş çıkarıyorum.’’

Mahkemede balıkcıların sivil direnişi, duzenlenmesi gereken öncelikli konu olarak belirtildi: Yup’ik halkı kendilerini atalarından kendilerine miras kalan gelenekleri sürdürmekle yükümlü hissediyorlar. Jim Davis’in ifadesiyle: ‘’Eger Yup’ik halkı somonları avlamazsa, kral somonun ruhu incinmiş olacak ve nehre bir daha asla donmeyecekler.’’

Amerika İnsan Hakları Birliği’nin derlediği bilirkişi raporu ise şu şekilde:
İçten bir sekilde dini inancına bağlı olan Yup’ik balıkçılarının inancına göre, ortak çalışmaya dayalı bu geleneklerini sürdürmek icin kendilerine biçilmiş rolü yerine getirmek zorundalar. Onları somon balıkçılığından tamamen koparmak demek, dini gerekliliklerinin yerine getirilmesini engellemek anlamına geliyor. Bunun yanı sıra Yup’ik’lerin dini inanışına göre, insanlar ve hayvanlar arasındaki etkileşim mevsimlerin devamlılığını sağlıyor ve bu gelenekleri sürdürmedikleri takdirde yeni bir mevsim bir diğerini takip edemeyecek.

Artık mevsimler dengesizleşti ve Yup’ik’ler denizi zaptedemiyor. Amerikan Ordusu Mühendisler Birliği’ne göre, tahminen Alaska’daki yerel köylerin yüzde 86’sı, 50 yıl icinde başka bir bölgeye taşınmak zorunda ve bu göç her köy icin 200 ila 500 milyon dolara malolacak. Newtok kasabası yeni bir yerleşkeye tasınmak icin hazırlık asamasında fakat göçe karsı yapılan mücadele taşınma işlemini geciktiriyor.
Williams öğlen yemeği icin beni evine gotururken, Akiak’taki mezarlığın üç yıl once nasıl sular altında kaldığını anlattı. Atalarının kemikleri ve kafatasları nehir kıyılarına vurmaya su yüzüne cıkmaya baslamıs. Ardından çevre halkı toplanıp kasabanın diğer tarafına toplu bir mezar yapmak icin calısmalara baslamış.

Yemekte, Mike’ın bir oğlu tarafından avlanmış ördekten yapılmış çorba vardı. Ördeğin haşlanmış kafasını ağzımla sıyırdım. Gözleri kaynamaktan beyazlaşmıştı, dişleri hala testere gibiydi. Tatlı yerel yollarla hazırlanmıs bir çeşit dondurmaydı, margarin, şeker ve yerel meyvelerin karıştırılıp dondurulmasıyla yapılmıştı.Duvarlarda çocukların fotoğrafları, dini takvimler, köpekleri kızağa bağlarken kullanılan birkaç alet asılıydı. TV’de maç yayını vardı. Sobada yanan odun odayı ısıtıyordu.
Yemeğin ardından dışarı cıktığımızda Williams bana doğdugu yeri gostermek istediğini soyledi. Biz yürümeye başladığımızda, Williams’ın 30 yasındaki oğlu Mike da 8 kızak köpeğini, dört tekerli bir arazi aracına bağlıyordu. Bu yöntem köpeklerle karsız bir zeminde antreman yapmanın tek yoluymuş.Mike, Iditarod yarışlarına geçen yıl başlamış ve ilk yarışında babasından daha iyi bir iş cıkarmış.
Bir hayli yürüdükten sonra, ‘’Peki, doğduğun yer nerede?’’ diye sordum etraftaki evlere bakarak. Evler ucuz görünümlü ve dikdörtgen şeklindeydi kıyı bölgeye konumlanmıştı ve bahçeleri tenekeler, dubalar, ren geyiği boynuzları ve kafa taslarıyla doluydu.
William nehrin ortasına dogru isaret etti; ‘’Orada.’’ Williams’ın gösterdiği üzere, bir zamanlar Akiak kasabasının hastanesinin bulunduğu yer şimdi sular altında. Ardından kıyı yolunu takip ederek biraz daha ilerledik ve aniden bir yerde durakladık. Durduğumuz yer eskiden kasabaya giden bir araç yoluymus. Williams, o yolun da gectiğimiz yıl sular altında kaldığını, geçen yıl bir gün arabasıyla burdan geçtiğini ertesi gün geldiğinde ise geri yoldan eser kalmadığını söyledi.
Çalılar kaymıs, suyun üzerine doğru yatay bir sekilde serilmişler. Evlerden dokülen beton parçaları borular keresteler bu çalılıkların yanlarına devrilmiş duruyor. Manzara adeta fırtınadan sonrası bir gemi enkazını andırıyordu.

Daha sonra mahkemenin diğer duruşmalarına da katıldım. ‘’Bu havaları kimse bilmez.’’ dedi 66 yasındaki balıkcı Noah Okovia tanık kürsüsünde. ‘’Tanrıdan başka kimse buralara kaç balığın geleceğini bilemez.’’
Yargıç Ward, Okoviak’ın da savunmasını dinledi. Balıkcının anlattıklarını samimi ve içten buldu fakat yine de diğer 22 balıkçı gibi Okoviak da suçlu bulundu. Mahkeme balıkçılara hüküm vermek için elinde yeterli delil bulundurduğunu beyan ettiyse de cezalar beklenenden hafifti.
Balıkçılar, bir yıllık gözaltı ya da 250 dolarlık para cezasına çarptırıldılar. Yargıç, Yup’ik halkının dertlerini, duygularını onlarla paylaşmışa benziyordu.
Balıkçıların dosyası sözlü savunmalarının yaz başına doğru alınacağı Alaska Temyiz Mahkemesine iletildi. Burada devletin hakimleri, 1979’da Carlos Frank adında bir avcının öldürmüş olduğu bir Amerikan geyiğini izinsiz olarak taşımaktan suçlandığı mahkemedeki gibi zor sorularla boğuşacaklar. O mahkemede Frank avladığı hayvanlara dini törenleri icin ihtiyaçları olduğunu iddia etmişti. İki yerel mahkeme heyeti onu suçlu bulurken, temyize gidilmesi sonucunda Alaska Yüce Divan’ı mahkeme kararını tersine çevirdi. Bu dava Yup’ik’li balıkçılar icin emsal olusturacak.
Yup’ik halkının köyleri belki bir kaç yıl içinde deniz tarafından yutulacak fakat yerel halk topluca başka bir yerleşim yerine göç edecek. Ancak kral somon balıklarını avlamaya son verirlerse,Yup’ik halkı dini inanclarından otürü evlerinden daha kıymetli seyler kaybedebilecekleri kaygısıyla yasayacaklar. Fairbanks kasabasının yerlilerinden biri olan Harold Borbridge, bu durumu şöyle ifade etti; ‘’Dilleri kültürleri dansları gibi kendilerine göre önemli olan seyleri de göç ettikleri yerlere taşıyabilirlerse; Yup’ik halkı başarıya ulaşacaktır. Mesele evi değil, beraberinde özünü taşıyabilmek.’’

Yeşil Gazete için çeviren: Sıla Ulutaş

Metnin orjinali theatlantic.com/when-global-warming-kills-your-god/

(theatlantic.com, Yeşil Gazete)

 

Kategori: İklim Krizi