Domates(in) Köleleri – 2

medium.com’da Andrew Wasley imzasıyla yayınlanan yazının ikinci bölümünü, Yeşil Gazete gönüllü çevirmenlerinden Oya Yalçın’ın çevirisiyle sunuyoruz.

Yazının ilk bölümünü buradan okuyabilirsiniz

* * *

Gözdağı ve şiddet

Sömürücü pratiklerle beraber ortaya çıkan kızgınlık ortaya saçıldıkça aracılar ve işçiler arasındaki ilişki sıklıkla bozuluyor. Kampanya yürütenlere göre daha önceki senelerde şiddet ve gözdağı gördüklerini açıkça söyleyen işçilerle ilgili düzenli raporlar var.

Birlik görevlileri kötü hayat koşulları ile ilgili şikayetçi bir mektup yazdığı bilinen, Venosa’da yaşamış Afrika’lı bir göçmenin nerede olduğu ile ilgili endişeye kapıldıklarını söylüyor. Puglia’nın Lecce bölgesinde ( göçmenler için başka bir cehennemi yer) dönemsel işçiler aracıların kötü davranışları ile ilgili şikayetçi ve protestolara başlamışlar.

 

2006’da ‘L’espresso için yaptığı ezber bozan soruşturmasında İtalyan gazeteci Fabrizio Gatti öncelikle domates hasat eden Afrikalı ve Doğu Avrupalı göçmenenlerin sıklıkla aracılar ve çiftlik sahipleri tarafndan nasıl tehdit edildiğini, tartaklandığını ve ırkçı saldırılara uğradığını açığa çıkardı.
İddialara göre şöyle bi rahatsız edici olay mevcut: Romanyalı bir işçi ölüme terk edilmeden önce vahşice bir aracı tarafından dövüldü. Arkadaşı olan işçiler tarafından gizlice beslenen kişi daha sonra hastaneye götürüldü. Önemli bir operasyon geçirdikten sınır dışı edilmek için sonra polise teslim edildi.

Tedeavi gördüğü için bile şanslıydı. MSF, İtalya’nın güneyinde domates ve turunçgil hasatlarında çalışan pek çok işçinin tedavi görmek istediklerinde hastanelerden geri çevrildiğini, İtalya’da olmak için izinleri olmayanların ise rapor edileceklerinden korktukları için sağlık hizmetlerinden yararlanmaktan çok korktuğunu rapor ediyor.

Cilt, solunum ve sindirim yolları ile ilgili hastalıklar da dahil pek çok kötü sağlık belirtisi gösteren göçmen işçilerle ilgili belgelere sahip olan MSF organizasyonu bu duruma ilgili alarma geçmiş durumda. Seyyar sağlık kliniklerini ve diğer insani yardımlarını, Basilicata da dahil pek çok bölgeye gönderiyorlar.

Basilicata’daki durum kötü olsa da, kampanyayı yürütenler özellikle Puglia, Foggia ve Lecce’de durumun daha da kötü olduğunu ve problemlerin boyutunun daha da derin olduğunu söylyorlar. Tahminlere göre Foggia’da 15,000, Lecce’de ise 2,000 kadar göçmen işçi bulunduğu sanılıyor. Ekolojist Baslicata’yı ziyaret ettiğinde rakam 1,000 kadar işçi ile çok daha azdı. Gerçi bu rakamın hasatın başlaması ile ciddi olarak şişeceği bekleniyor.

Göçmen toplulukların durumlarını iyilrştirmek için çalışan Osservatorio Migranti’nin savunma grubundan Gervasio Ungolo, İtalya’da çalışan domates işçilerinin çoğunun yasal işçi olduğunu söylese de – tahminince %80’i yasal geri kalanı yasa dışı çalışıyor- şartlar çok yetersiz olduğu için geleceğin çok belirsiz ve çoğunun umutsuzluk içinde olduğunu vurguluyor. “Artık en alttalar ve kendilerine olan tüm saygılarını kaybetmiş durumdalar.”

Venosa yakınlarında röportaj yapılan işçiler ağız birliği etmişçesine aynı şeyleri söylüyor: “Afrika’daki durum iyi değil ama yine de saygı mevcut en temelde; ama burada..burada saygı yok.” diyor Armel. Diğer bir göçmen Raul ise: “Afrika’ya geri dönmek istiyoruz, bunun için bize yardım edecek insanlara ihtiyacımız var. Hayat bundan daha iyi olmalı..bu hata değil.” diyor.

Biz orayı terk ederken iki genç göçmen ihtiyatlı bir şekilde yaklaştı. İtalya’da ve böylelikle Avrupa’da yasal olarak çalışabiliyor olmalarına rağmen İngiltere’de yasal olmadan çalışma olasılıkları  olup olmadığını öğrenmek istiyorlardı: “Oraya nasıl gideriz? Evrak işleri nelerdir? Pasaportumuz olmadan çalışabilir miyiz? İş olanakları bundan daha mı iyi?”

Maliyetleri düşük tutmak

Endüstride “herkesçe bilinen bir sır” olsa da çok az İtalyan çiftliği göçmen işçi çalıştırdığını kabul ediyor. Ekolojistin röportaj yaptığı bir çiftlik sahibi ise bunun çok yaygın bir pratik olduğunu kabul ediyor özellikle de hava durumu şartları kötüyse ve makinalar ( büyük çiftlikler giderek artan oranda mekanik hasat için kullanıyorlar) kullanılamıyorsa.

Basilicata yakınlarındaki bir kasaba olan Lavello’dan ( domates yetiştirme merkezlerinden biri )bir çiftçi Giovanni Lagana bölgede domates hasatı için yıllardır yabancı işçi çalıştırıldığını söylüyor. “Yirmi yıl önce, başlangıçta, Kuzey Afrika’dan geliyorlardı şimdi ise Orta ve Batı Afrika’dan geliyorlar,” diyor. “Tunuslu öğrenciler hasat sürecini öğrenmek ve pratik yapmak için geliyorlar,” diye ekliyor.

Kullandığı işçilerin %80’inin Afrikalı, %20’sinin ise Doğu Avrupalı olduğunu söylüyor. Görünüşe göre İtalyanlar bu işi yapmak istemiyormuş- ve işçilerin hepsi aracılar vasıtasıyla geliyor. “İşi yürütmek için aracıları kullanmak şart. Böylece kırk kişi yerine bir kişi ile muhatap oluyorum. Bana ne kadar adama ihtiyacım olduğunu soruyorlar sonra kasa başına anlaşıyoruz. Böylesi işçiler ve çiftçiler için daha garanti. Her şeyi aracılar hallediyor.”

Her sezon 900 ton domates üreten Lagana bunun bir kısmını ihracat yapan ana üretim şirketlerine sağlıyor ve denizaşırı ülkelere konserve domates olarak satılıyor. Maliyetleri – bunu içinde işçi ücretleri de var- düşük tutmanın ekonomik bir zorunluluk olduğunu söylüyor: “ Bugün 2011’de (domates için) ücret 30 yıl öncesiyle aynı ama üretim maliyetleri yükselmiş durumda.”

Çiftçi, domates üreticileri üzerindeki baskının, bitkilere, sulama sistemlerine, suni gübre ve böcek ilaçlarına ve hasada ödenen paranın peşinen alınması yüzenden çok fazla olduğunu bunun karşılığında ise gıda endüstrisinin çok düşük fiyatlar verdiğini söylüyor. Her yıl, domatesin tonu için fiyat, İtalyan gıda endüstrisi temsilcileri ve yerel üretici organizasyonları tarafından belirleniyor diye ekliyor. Bu bölgesel organizasyonlar ya da kooperatifler – ki çoğuna yetiştiriciler üye- sonrasında anlaşma yapmak ve o sezonun fiyatlarını belirlemek için üretici firmalarla görüşüyor.

“Bu kötü bir yaşam. Bu yolla yapılan domates üreticiliği yok olmaya mahkum. Fiyatlar çok düşük hatta belki Çin’in üretimi yüzünden daha da düşecek,” diyor Lagana. Hala dünyanın en önde giden domates ve domates ürünleri sağlayıcısı olmasına rağmen İtalya büyümekte olan ülkelerden üretici firmaların fiyatları ile rekabet edebilmek için yoğun bir çaba harcamak zorunda. Bu ülkelere Çin de dahil. Bu baskı her bir çiftçiyi etkiliyor.

Bölgesel üretici organizasyonlarından birinin temsilcisi “geniş Pazar”ın bu işte suçu olduğunu söylüyor. Eğer perakendecilerin çoğu konserve başına bir meblağ belirliyorsa “endüstri bu fiyatı takip etmek zorunda”. Gerçi maliyetleri düşürmek ihtiyacı ile anlaşılan o ki geniş çaplı kullanılan göçmen işçiler arasında bir bağ kurmuyor. Tam tersine Basilicata’da domates hasadı sırasında yabancı işçilerin kullanıldığını inkar ediyor.

Cezasızlık kültürü

Domates üreticilerinin artan baskılarla yüzyüze kaldığını kabul etseler de insan hakları grupları be birlikleri pek çok yetiştiricinin istismar karşısında açıkça gözlerini kapadığını tartışıyor: “Çiftçiler mi? İnsani olmayan koşulların farkındalar ama umurlarında değil,” diyor Flai-Cgil birliğinden Vincenzo Esposito. Birlik, Basilicatai, Puglia ve diğer yerlerdeki problemlere dikkat çekmek için Oro Rosso- Kırmızı Altın isimli büyük bir kampanya yürütüyor.

Esposito iki temel problem olduğunu vurguluyor- işçilerin sayısı ve ödeme sistemi: “Her yerden gelen çok fazla işçi, çok fazla insan ve göçmen var ama gelmeleri iş bulacakları anlamına gelmiyor” diyor. “Her sene Basilicata bölgesi yüzlerce işçinin gelmesiyle beraber oluşan acil durumlarla baş etmek zorunda. Puglia’daki durum daha da feci ve oradaki aracılar daha da saldırgan.”

Flai-Cgil ulusal domates üreticilerinin kullanımına yönelik, sertifikasyon programına benzer toplu bir protokol için çağrıda bulunuyor. Böylece asgari standartlar ve etik kodlar anlamında bir anlaşma sağlanacağına inanıyor. 28 Eylül’de bu programlarını tanıtmak için ulusal bir eylem günü yapmayı planlıyorlar.

Osservatorio Migranti’den Gervasio Ungolo bu konuyle ilgili bir cezasızlık kültürünün oluştuğunu söylüyor: “ Aynı İkinci Dünya Savaşı’nda olduğu gibi her şey. Herkes Yahudilerin trenlerle ölüm kamplarına taşındığını biliyordu ama kimse korkudan hareket edemiyordu. Dometes köleleri ile ilgili de durum budur.”

Ungulo domates yetiştiriciliğ yaparken tacizlere tanık olup sektörü terk etmiş: “ Tarlalarda işçileri görürdüm, işçilerin köleliğini ve çantalarca paranın el değiştirdiğini- ve bu oyunun bir parçası olmak istemedim daha fazla.”

Mekanik hasat

Domates- özellikle de işlemden geçmiş domates- İtalya’da büyük bir iş kolu: ülke her yıl 4 milyon tona kadar domates üretiyor ve bunun %90’ı işlemden geçmeye mahkum. İtalyan konserve domates ihracatının tahmini değeri 2008 yılı için 900 milyon dolardan fazla. Ülke dünyada ihraç edilen konserve domatesin %75’nden sorumlu. Britanya ise dünyada konserve domates ithalatçıları arasında önde, işlenmiş domates ithalatının %80’i İtalya’dan geliyor.

Ticaret bir elin sayısını geçmeyen büyük şirketlerin hakimiyetinde. Ana tedarikçiler göçmen işçilerle ilgili her hangi bir skandala karışmış olmayı inkar ediyorlar.

Ünlü Cirio markasının üreticisi Conserve Italia, bir kısmı Puglia ve Basilicata’da üretilenler de dahil, yıllık olarak yaklaşık 300,000 ton domates üretiyor. Şirket ayrıca Sainsbury’s, Waitrose ve Morrision’s gibi zincirlere satış yapıyor ayrıca nakit parayla çalışan satış noktaları ve özel İtalyan şarküterileine de tedarik ediyor.

Conserve Italia bazı domates tedarikçilerinin göçmen işgücü kullandığını kabul ediyor ama bu işçilerin şirket tarfından değil çiftçiler tarafında istihdam edildiğini söylüyor. Şirket kendi tedarik zincirleri içinde istismarı engelleyen keskin davranış kuralalrı olduğunu beyan ediyor.

“Conserve Italia, Apulia (Puglia)’da kendine bağlı bir kooperatife sahip. Bu kooperatif, Apulia’daki fabrikamızda işlenen taze domatesin %50’sini sağlıyor. Conserve Italia’ya bağlı bu kooperatif bizim etik kurallarımıza uygun olarak üretim yaptığını garanti eder. Bu kurallara göre bizim için üretim yapan hiçbir çiftçi yasadışı işgücünü istismar ederek üretim yapamaz ve domates hasat edemez.” diye bir ifadeleri var.

“Dahası Mesagne’de (Puglia’da) ki fabrikamızda üretilen toplamın %80’i makineler tarafından, %20’si elle hasat ediliyor. Elle hasat sırasında çalıştırılan işçiler Conserve Italia ile bağı olmayan çiftçiler tarafından istihdam ediliyor. Tedarikçiler, işgücü kullanımı ile ilgili tüm düzenlemelere saygı duyacaklarına dair bir taahhütte bulunuyorlar. Tedarikçilerimizin istihdam ettiği işçilerin çoğu Bulgar be Romen işçiler.” diye devam ediyor ifadeleri.

LDH Ltd’nin bir alt kuruluşu olan La Doria, İngiltere’nim pek çok büyük süpermarketi için – Sainsbury’s, Tesco ve Waitrose dahil- konserve domates ve diğer domates ürünelrini tedarik eden bir şirket. Bunu “kendi ürünleri” olarak satıyorlar ve Lavello, Basilicata’da konumlanmış büyük bir üretim yerleşkeleri var. Fakat hasat sırasında göçmen işgücü kullandıklarını inkar ediyorlar.

Şirket: “ La Doria’nın üretimde kullandığı tüm domates mekanik olarak hasat edilmiştir. Bu Mart ayında mahsül almadan önce, ücretler ve sözleşmeler konusunda onaylanmış çiftçilerle anlaşmaya varılmıştır. La Doria fabrikalarında dönemsel işçilerin tamamı İtalyandır ve La Doria ile sözleşmeleri vardır. La Doria grubunun takip ettiği etik kurallar vardır ve anlaşmalı yetiştiriciler de buna saygı duyar. Buna ek olarak La Doria tarım uzmanalrından oluşan bir ekip yetiştiriciler ile çok yakın çalışmakta ve tüm ekip biçme ve hasat etme sürecinde yakın gözlemde bulunmaktadırlar.” diyor.

Waitrose şirketinin bir sözcüsü Ecologist’e şöyle diyor: “Tedarik zincirimizdeki tüm işçilerin refahını çok ciddiye alıyoruz. İşgücü standartları ve çalışma koşullaı ile ilgili beklentilerimizi ‘Sorumlu Tedarikçi Uygulama Kuralları’mız ile belirledik ve tüm tedarikçilerimiz- buna Cirio gibi markalı tedarikçilerimiz de dahil- buna riayet etmek durumunda.”
La Doria bize konserve domates tedarik ediyor ve bir Waitrose tedarikçisi olarak bizim etik uyumlanma programıza ve Sorumlu Tedarikçi Kurallarımıza uyum sağlamayı kabul etmekle yükümlü…ek olarak Waitrose için üretilen domatesler mekanik olarak hasat ediliyor bu daha az emek yoğun bir hasat süreci ve beraberinde daha çok işgücü ihtiyacını atlamamıza olanak sağlıyor.”

“ Tedarikçi ilişkilerimizi dürüstlük, adalet ve karşılıklı saygı üzerine inşa ettik ve tüm tedarikçilerimizin de işçilerin haklarına ve esenliğine saygı duymasını bekliyoruz. Kurallarımıza sadık olunup olunmadığından emin olmak için hemen geniş kapsamlı bir soruşturmaya başardık.”

Sainsbury’s ise: “ Sainsbury’s Etik Ticate İnisiyatifi kurucu üyelerindendir ve tüm tedarikçilerinin kendi Etik Ticaret Tüzüğü’nü takip etmesini bekler. Sainsbury’s etik ve sürdürülebilir bir yolla ticaret yaptığını garanti eden kurumsal bir sorumluluk yaklaşımına sahiptir.” diyor.

Tesco’nun bir sözcüsü: “ Tedarikçilerimiz ile ürünlerimizin sorumlu bir şekilde elde edildiğini garantileyen bir ortaklığımız var ve eğer bir problem görürsek hiç ertelemeden bunu çözmek için çalışırız. Bu raporları inceledik ve bizim tedarikçilerimizin etkileneceğine inanmıyoruz.”

Basilicata’ya geri dönersek, Venosa civarındaki kurak tarlaların yanında sürerken Vincenzo Esposito sertifikasyon programı oluşturma ile ilgili çabalarının başarıyla sonuçlanmasını umuyor- yakında: “ Susuz ve elektriksiz yaşayan göçmenler var…hayvan gibi muamele görüyorlar.”
Venosa’nın merkezindeki ana maydanda bir ara veriyoruz iletişim halinde olan kişilerden yeni haberler bekliyoruz. Bir kahve ve peynirli sandviç ısmarlıyoruz günün bu kavurucu saatinde açık olan birkaç cafeden birinden. Çevirmenimizin dediğine göre cafenin sahibi domatesi bittiği için üzgünmüş.

Yazının ilk bölümünü buradan okuyabilirsiniz
Yeşil Gazete için çeviren: Oya Yalçın

(medium.com, Yeşil Gazete)

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page