“500 milyon kişinin hayatını etkileyecek bir seçim”

Finlandiya Yeşil Partisi’nin Avrupa Birliği Parlamentosu adayı Ozan Yanar  25 Mayıs’taki seçimlere Avrupa’daki bir çok şeyin değişmesi ve daha iyi yapılması gerektiğini düşündüğü için katılmak istiyor. Yanar, Yeşil Gazete’ye konuştu.

ozan yesil

  • Sevgili Ozan seni Kıbrıs’tan tanıyoruz. Yeşil Gazete okurlarına da tanıtalım seni.

Finlandiya Yeşil Partisi’nin Avrupa Birliği Parlamentosu adayıyım ve seçimlere Avrupa’daki bir çok şeyin değişmesi ve daha iyi yapılması gerektiğini düşündüğüm için katılmak istiyorum.
Ailemle 9 yaşında taşındığım Kıbrıs’ta 13 yaşıma kadar yaşadım. 14 yaşında ise Finlandiya’ya babamın yanına taşındım ve 13 yıldır Finlandiya’da yaşıyorum. Bir anlamda burada büyüdüm, hayatı öğrendim de denilebilir.
Kıbrıs’a hala ara sıra uğramaya çalışıyorum, adanın sakinliğini, özellikle mezelerini ve denizini çok severim.
Helsinki Üniversitesi’nde Ekonomi masterimi yapıyorum ve aynı zamanda bir şirkette Avrupa Birliği’ndeki gelir dağılımlarıyla ilgili ekonomik araştırmalar yapıyorum.
Kendimi hem Finli hem de Türk hissediyorum ve bu durumun bana özellikle politika gibi, olaylara bir çok açıdan bakılması ve düşünülmesi gerektiği konularında avantaj sağladığını düşünyorum.

  • Şimdi ise Finlandiya’da 25 Mayıs 2014 seçimleri var. Sen de yeşiller partisinin adayı oldun. Bu süreç nasıl oluştu?

Bundan iki sene önce Helsinki Üniversitesi Öğrenci Birliği’ne seçimlerinde tüm üniversitedeki en yüksek ikinci oyu alarak seçildim.
Helsinki Üniversitesi’nin Öğrenci Birliği, toplumsal etkileme konusunda çok etkili olan, özellikle öğrenci hakları konusunda çok etkili lobi yapan ve bu yüzden de bütün toplum tarafından tanınan bir yer. Ben de bayağı aktif olarak öğrenci meclisi çalışmalarında yer aldım, çok göze batan birisiydim oralarda. Yabancı orijinli, ileride ekonomist olacak, kürsülerde duygusal, gülerek ama bağıra bağıra konuşan bir kişi insanların ilgisini çekmiş olucak ki bir çok partiden teklifler yapıldı. Finlandiya’da öğrenci birlikleri genel olarak da bir çok geleceğin politikacısının çıktığı yerdir ve partiler oralarda göze batan bir çok kişiye teklifler yaparlar.
Uzun bir süre Sosyal Demokratlar ve Yeşil Parti arasında düşündüm. Yeşil Parti’yi geleceğe daha yönelik, yenilikçi ve dinamik olduğu için seçtim. Küresel ısınmayla birinci priorite olarak savaşması, sosyal eşitliğe önem vermesi ve aynı zamanda etnik, dinsel ve seksüel eşitliği savunması seçimimi yapmak için anahtar şeylerdi.
Kısa bir süre içinde Yeşillerin Helsinki’deki yönetim kuruluna seçildim ve daha sonra Avrupa Birliği adayı oldum. Bu benim için tabii ki büyük bir onur. Partimi bu önemli seçimde temsil etmek, partideki bakanlardan arka planda çalışan bir çok kişiye kadar herkesten destek görmek çok önemli. Şu ana kadar iyi bir kampanya yaptığımı düşünüyorum, umarım bu sonuçlara da yansır.

  • Seçimler nasil oluyor? Eszamanlı olarak tüm Avrupa’da mı yoksa ülkeler bazında mi gerçekleşiyor? Sistem nasıl işliyor?

Seçimler 22-25 Mayıs arasında bütün Avrupa Birliği ülkelerinde aynı anda gerçekleştiriliyor. Toplam 751 Avrupa milletvekili 5 yıllığına seçiliyor. Bu 751 sandalye 28 ülke arasında paylaşılıyor. Her ülkenin sandalye sayısı ülke nufusuna bağlı. Yine de sistem nüfusları küçük ülkelere oran olarak daha fazla sandalye verme düşüncesiyle tasarlanmış durumda. En çok sandalyesi olan ülke 96 sandalyeyle Almanya. 5,5 milyonluk Finlandiya’nın ise 13, Güney Kıbrıs’ın ise 6 sandalyesi bulunuyor. Bu seçimler dünyanın en büyük seçimlerinden biri olma özelliğini de taşıyor, 500 milyon kişinin hayatına etki eden bir meclis seçiliyor. Değişik araştırmalara göre Finlandiya yasalarının yüzde 50’den fazlası günümüzde Brüksel’den geliyor.
Ama ülkeler kendilerini temsil etmiyorlar parlamentoda. Yeşiller European Green Party’nin grubuna katılıyorlar. AB Parlamentosundaki en büyük 2 grup Konservatif Parti EPP ve Sosyal Demokratlar S&D. Yeşiller son anketlere göre parlamentodaki 4. grup olacaklar:

  • Türkiye’deki siyasi yelpaze hakkında düşüncelerin nelerdir?

Türkiye’deki yüzde 10’luk barajın kesinlikle kalkması lazım. Bu meclisten çok sesliliği kaldıran bir kural ve Türkiye’nin çok sesli, daha demokratik ve insanların seslerini politik olarak daha iyi duyurabilecekleri bir yer olması için şart. Şu anda Türkiye’de işlerin iyi gitmediği açık ve net. Parlamentoya üç partinin direkt girebildiği yerde nasıl bir çok seslilik olabilir ki? Yeşil ve Sol Partisi Türkiye’de demokrasiyi, eşitliği, insan haklarını, basın ve konuşma özgürlüğünü arzulayan ve ekolojik değerlerin Türk politikasında görünmesini isteyen insanları bir araya getirip kendini gerçek bir politik değer olarak gösterebilirse insanları kendine çekebilir diye düşünüyorum.

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page