1 Mayıs’ta gözaltı: temel ihtiyaçlara, sağlık hizmetlerine, avukatlara erişim yok

İstanbul’da 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda polis saldırısından kaçarak sığındığı Okmeydanı Devlet Hastanesi’nde sivil polisler tarafından darp edilerek gözaltına alınan Başak Sopacı, gözaltında kaldığı dört günü ‘işkence‘ olarak özetledi.

 

Evrensel gazetesine bir mektup yazan Sopacı, “Metal kelepçeyle ters kelepçelenmiş bir biçimde yerlerde sürüklenerek gözaltına alındım. Gözaltı aracında bekletilirken kask numarası silinmiş bir polis küfürler yağdırdı” dedi.

Sopacı’nın mektubunda gözaltına dair satırbaşları şöyle:

Avukatla görüşmek için beş saatlik uğraş

– Vatan’daki Emniyet Müdürlüğündeki nezarete alındım. Sabaha karşı 4 sularında parmak izi vermemiz gerektiği gerekçesiyle uyandırıldık ve hükümlü gibi fotoğraflama ve parmak izi işlemlerimiz yapıldı. Daha sonra öğrendim ki bu yaptıkları işlem yasal değil ve imzalanan, insan hakkı sözleşmelerine aykırı imiş.

– Görüşme için nezarete inmeyi başaran az sayıda avukattan biri olan avukatımdan öğrendiğim kadarıyla görüşme için beş saat çabalamaları gerekmiş. Ertesi gün doktor muayenesine götürülmek için öğlene kadar bekletildik. Çok açıktı ki yukarıda bekleyen avukatlarımız ve ailemizden kaçırılmaktaydık.

“Polisler bizi kameraya aldı”

– Üçüncü gün baskılar iyice arttı. Daha önce de lavabo, su ve yemek ihtiyacımız yeterince karşılanmazken o gün çok belirgin bir biçimde bu durum sindirmeye yönelik sistematik, psikolojik işkenceye dönüştü. Hatta diğerleri tuvalete çıkarılırken ‘Sen altına işe’ denilerek özel olarak tuvalete çıkarılmadım.

– Yine o gün hastaneye arkadan ters kelepçeli olarak götürüldük. Bana kelepçe, erkek sivil polisler tarafından yere yatırılıp darp edilerek takıldı ve yerlerde sürüklenerek araca bindirildim. Bu sırada erkek polisler kişisel telefonlarıyla bizi kameraya almaktaydı.

Sağlık hizmetlerine erişim sorunu

– Darptan kaynaklı ağrılarım olduğu için ilaca ihtiyacım olduğunu söylediğimde doktor bana ağrı kesici tablet vermeyi reddetti ve ‘İlahı Başak Hanım’ deyip güldü.

– Bu sürede yaşadığımız en önemli sorunlardan biri sağlık hizmetlerine erişimdi. Sürekli kullanmakta olduğum ilacım çantamda kaldı ve dört gün boyunca avukatlar aracılığıyla talep etmeme rağmen ilacım verilmedi.

– Sürekli olarak neyle suçlandığımızı ve ne zaman çıkarılacağımızı öğrenmeye çalışıyorduk. Sorduğumuz polis ve komiserler tarafından sözlü saldırılarla cevap alıyorduk.

– Dört günün sonunda savcının bizi gözaltına alındığımız gün polis tutanağında yer alan polisin anlatımındaki suçlamalarla suçladığını öğrendik. Savcının üç gün boyunca gözaltı süresini hangi delili toplamak amaçlı uzattığını çok merak etmekteyim.

(Evrensel/Yeşil Gazete)