Efemçukuru altın madeni davası anayasa mahkemesine gidiyor

İzmir Efemçukuru’nda faaliyeti devam eden altın madeniyle ilgili ,Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) anayasa mahkemesine bireysel başvuruda bulundu. EGEÇEP adına davayı açan avukat Arif Ali Çangı, “bu dava ‘altın mı su mu?’ sorusuna cevap verecek” diyor

efemçukuru-2

1999 yılında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından ruhsat verilen ve o zamandan beri bilim insanlarının itirazına rağmen bölgede altın arama faaliyetine devam eden “Tüprag Metal Madencilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti”ne karşı EGEÇEP adına avukat Arif Ali Cangı anayasaya mahkemesine dava açtı. İç hukuk yolları tükendiği için anayasa mahkemesine başvurulan davada Cangı, özellikle Tahtalı ve Çamlı su havzasının büyük tehlike altında olduğunu, bu nedenle maden arama çalışmalarının durdurulması gerektiğini belirtiyor.

Hukuki süreç nasıl işledi?

1999’da başlayan maden arama faaliyetinin durdurulması için yürütmeyi durdurma kararı çıkmış, karar danıştay tarafından bozulmuştu. Yapılan bilimsel toplantılarda “tesisin metal kirliliği yaratacağı, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının, bitki ve orman örtüsünün zarar göreceği” belirtilmesine rağmen, maden tesisine 2005 yılında ÇED raporu da verildi. Yanısıra, 31 Aralık 2013 yılında, işletmenin kapasitesinin arttırılmasına ilişkin projeye de, hukuki itirazlara rağmen ÇED raporu verildi. Bu sırada 2005 yılında verilen ÇED olumlu kararının yürütülmesinin durdurulması ve iptali istemiyle açılan dava da reddedildi. Gelinen noktada, iç hukuk yolları tükendiği için anayasa mahkemesine başvuruluyor.

Gerekçe: adil yargılama hakkı ve sağlıklı çevrede yaşam hakkı ihlali arif ali cangı

Arif Ali Cangı, bilirkişi raporuna yapılan itiraz dilekçesinin gerekçesiz reddedilmesinin  adil yargılama hakkının ihlali olduğunu, Bunun da Anayasaının 14.1 maddesi ve AİHS 6. Maddesinin ihlali olduğunu belirtiyor. Ayrıca Anayasa mahkemesi ve AİHS’in sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını düzenleyen maddelerinin de Anayasa mahkemesine bireysel başvurunun önünü açtığını belirtiyor.

ÇED sürecinde bilirkişi raporlarına itiraz edilmiş fakat kabul edilmemişti. Cangı, bilrikişilerin konu hakkında uzman olmadığı, maden hakkında verilecek bir kararın hidrojeoloji uzmanlarına danışarak verilmesi gerektiğini belirtiyor.

“Maden şirketi Çamlı barajının yapılmayacağına dair belge aldı ama o baraj  stratejik plan içinde, kirlenmenin tamamı Çamlı barajına taşınacak.  Kaldı ki baraj yapılmasa bile bölgenin dereleri Ege Denizi’ne ulaşıyor. Tüm bölge kirlenecek.  Bu madenin çalışması Tahtalı su havzasının feda edilmesi anlamına geliyor. İzmirin gelecekteki suyu olacak mı tartışması bu. İzmir’in yerel yönetimin sorumlu olması gerektiğini söylüyoruz yıllardır.”

Maden büyüyerek faaliyete devam ediyor

Şu anda altın ve gümüş madeni, 31 Aralık 2012’de aldığı ÇED raporu uyarınca kapasitesini üç kat arttırmış durumda çalışmaya devam ediyor. Cangı’nın söylediğine göre, köylüler tarafından “hayvanlar ölüyor” şikayetleri geliyormuş fakat ağır metal kirliliğinin etkilerinin daha leri zamanda, kaser vakalarının artmasıyla ortaya çıkacağını söylüyor.

Eğer anayasa mahkemesi Efemçukuru Altın Madeni’nin faaliyetlerinin tedbiren durdurulması kararını verirse, Bergama altın madeni davasından sonra Efemçukuru da maden aramalarının ekolojik tahribatı açısından emsal bir karar olacak. Cangı, mücadelenin “altın mı su mu?” sorusunda kilitlendiğini söylüyor.

(Yeşil Gazete)