ManşetYerel

Çeşme yarımadası tekelleşen RES’lere direniyor: “Uygulamanız yeşil değil!”

Yerel halkın çalık grubu ile çed toplantısı

Çeşme yarımadası’nda yaşayanlar, Çalık Grubu’nun tekelindeki rüzgar enerjisi santralleri projelerine direniyor. 19 Ocak 2014 günü Yağcılar ve Demirciler Köyü’nde gerçekleştirilecek “Rüzgar Enerjisini Köyümüzde İstemiyoruz” mitingine çağrı yapan bölge sakinlerinin gerekçesi, normalde sürdürülebilir enerji üretim yöntemi olarak kullanılan bu santrallerin, bölgenin ekolojisini bozacak olması ve Çalık Grubu’nun yerel halk ile görüşmeleri dikkate almaması.

Bölgede yaşayan ve organik tarım ile uğraşan Yağcılar ve Demirciler Çevre Derneği’nden Adnan Erdoğan ve Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi kurucu üyelerinden Sedat Atalay Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada ” 19 Ocak 2014 günü Yağcılar Köyü RESlerin yapıldığı tepede saat 11:00 de  gerçekleştirilecek mitingin ardından, 26 Ocak 2014 günü Ovacık köylüleri, Alaçatı Platformu ve Çeşme halkı ile “Çeşme’de çevremizi kirletmeyin” mitingi gerçekleştirilecek” dedi.

Atalay, yarımadada yüzlerce rüzgar enerjisi santrali (RES) kurulduğunu, başlangıçta temiz enerji kaynağı olduğu için halkın ve kendilerinin destekledikleri projenin, artık çığrından çıktığını ifade etti. Sadece Alaçatı’da 250’nin üstünde RES bulunması ve binlerce yeni RES yapımının planlanmasına, bütün bunlar yapılırken bölge sakinlerinin görüşlerinin alınmamasına ve planlamalar yapılırken bölgenin ekolojik yapısının değerlendirilmemesine itiraz ettiklerini belirten Adnan Erdoğan ve Sedat Atalay açıklamalarına şöyle devam ettiler: “Yağcılar, Demirciler Köyü, Çeşme yarımadasının en dar alanı. Ege’ de tüm dağlar denize diktir. Ama bu bölgede dağlar denize paralel gider. Kaz Dağları’ ndan gelen rüzgar bu dağları okşayarak Kuşadası ve Bodrum’ a yolculuk ederler. Bundan dolayı da buranın ekosu ve doğa dokusu çok farklılık gösterir. Şu an bile buradaki ormanlarda yetişen en az 20 çeşit meyveyi ve otu yiyebilirsiniz. Bu özelliğinden dolayı bölgemiz, 1. derece doğal sit alanı seçilmiştir. Dünyada sadece bu yöreye ait ‘hurma zeytini’ yetişir. Kaz dağlarından rüzgarla gelen bir virüs,  burada Denizin rutubeti ve tuzu ile zeytinle buluşur ve ‘hurma zeytini’ ortaya çıkar.”

“Çünkü onlar için öncelik, bölgenin doğal yapısını korumak.”

Atalay’a göre bölge doğal sit alanı ilan edilmiş ve koruma altına alınmış olduğundan, burada yaşayan köylüler, bağlarında ve tarlalarında bağ evi bile yapamıyorlar ve bundan şikayetçi değiller. Atalay bu durumu şöyle yorumluyor: “Çünkü onlar için öncelik, bölgenin doğal yapısını korumak.”

Erdoğan, “Bölgede sanayileşme ve turizm endüstrisinin önünün açılması için rüzgar güllerinin dar yollardan geçemediği bahanesi öne sürülerek geniş yollar yapılıyor. Biz, olayın sadece enerji üretimi olmadığının farkındayız. Bize sorulmadan dikilen bu RES’lerin ardından büyük oteller gelecek, biliyoruz. Ayrıca şimdiden meraları hazineden satın alıp kiralama girişimleri var.  Oysa bölgeyi koruyarak ekolojik turizm de yapılabilir” diyor. Erdoğan’a göre bütün bölgenin geleceği Çalık Grubu’nun insiyatifine bırakılmış durumda ve yapılan harita çalışmalarında, köylünün tarlasının-bağının içinde bile RES planlanıyor.

Geçtiğimiz hafta yapılan toplantıda Çalık Grubu ve devlet yetkililerine, köylerinde, bağlarında, tarlalarında ve ormanlarında RES’lere izin vermeyeceklerini belirten yerel halk, rüzgar enerjisine karşı olmadıklarını ancak bölgenin doğal yapısının, halkın sağlığı ve yaşamının korunmasını istediklerinin altını çiziyor. Bölgenin sakinlerinin önerisi ise RES lerin denize veya yaşam olmayan yerlere kurulması. Yapacakları mitingde bu taleplerini dile getireceklerini ve yetkililer projeden vazgeçmediği halde, Bergama köylülerinden öğrendiklerini de kendilerine katarak mücadeleyi büyüteceklerini ifade eden  bölge sakinleri tepkilerini “Nedir bu ormanlara düşmanlıkları, nedir bu insan yaşamına saygısızlık? Tüm doğa sevenleri, ekoloji mücadelesi veren arkadaşları Çalık Grubu’na dur demeye çağırıyoruz.”  şeklinde belirtiyor.

(Yeşil Gazete)

 

Kategori: Manşet