ManşetTürkiye

Müslüman siyasi kan davası Türk yolsuzluk soruşturmasıyla ateşlendi

Erdoğan ve Güler arasındaki savaş uzun zamandır demleniyordu


“Savaşın çoktan başladığını biliyorsunuz. Biliyorsunuz değil mi?” 2012’nin sonuydu ve de meşhur bir eski hükümet yardımcısı olan muhattabıma göre kast edilen savaş Türk başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile ülkenin en popular Müslüman hatibi Fethullah Gülen arasındaydı.

O zamanlar kavga daha sadece kaynıyordu, ama bu hafta onlarca kişinin yolsuzluk karşıtı soruşturmada yakalanmasıyla fokurdamaya başladı. Erdoğan’ın birçok destekçisi Gülen’in cemaatini üç bakanın oğullarının ve işadamlarının tutuklanmasına varan soruşturmaların fikir babası olmakla suçluyor.

Türkiyenin en azından son iki neslinin en güçlü lideri olan Erdoğan ise 32 kıdemli polis görevlisinin yerini değiştirerek misilleme yaptı. Yine de dava sürdükçe hükümet kendini daha da fazla rahatsız posizyonların içinde buluyor. Suçlamalar üç ayakta yükseliyor:

  • Yolsuzluk, özelikle inşaat sektöründe
  • Altın kaçakçılığı, muhtemelem milyarlarca dolara denk balyaların geçen sene İran’a ihraç edilmesiyle alakalı
  • İmar kanunlarının ihlali

Anlaşmazlığın nedeni Türkiye’nin yakın geçmişi ve hikayedeki iki oyuncunun doğasında saklı. Erdoğan’ın AK Partisi ve de Gülen cemaatinin de dini kökenleri var, ama doğuşları çok farklı. Bir zamanlar ikisini de mantık evliliğine sürükleyen tehditler artık geri çekildi.

AK Parti, baskıcı laik bir rejim uygulayan cumhuriyetçi devletin meşrutiyeti hakkında derin endişeleri olan ve hatta devlet kurumlarında çalışmaktan ürken Türk İsllamcıların kurduğu açık İslamcı politik partilerin halefi. Öte yandan 1960larda toplanmaya başlayan Gülen cemaati politik İslam etiketlerini reddeden, herhangi İslamcı gelenekten ziyade Sünni ilahiyatçı Said Nursi gibi Türkiyeli düşünürlerin varisi. Gülen cemaatini matematik ve Bilim öğrenmeye ve de karşıtlarının iddiasına göre emniyet ve yargı güçlerinin içine sızmaya teşvik etti. Gülenciler ise hareketlerinin ancak Türk toplumunun hakim görüşünü yansıttığını söyleyerek karşılık verdi.

Farklılıklarına rağmen AK Parti 2002’de seçimleri kazandığında bürokrasinin içindeki Gülen cemaatinden yardım istedi. Nedenleri ise açıktı: bahisler Erdoğan’ın hükümetinin varlığını sürdürme ihtimalini görmüyordu. Oyların yüzde 34’ünü kazanmış olabilirlerdi ama bir önceki İslamcı hükümetin ordu tarafından dağıtılmasının üzerinden sadece beş yıl geçmişti. Laik büyük işletmeler ve büyük medya kuruluşları meyillerini muhafaza ediyorlardı. En büyük yargıçlar ultra-laik orduyla el birliği yapıyorlardı.

Erdoğan yönetiminde gerçekten de aleni meydan okumalarla yüzleşti: 2007’de ordu açıkça politikaya müdahil olmakla tehdit etti, ve 2008’de mahkemeler AK Partiyi yasaklamaya çok yaklaştı.

Tüm bu olanlar Gülen cemaatinin desteklediği soruşturmalara temel oldu. Ergenekon ve Balyoz olarak bilinen sözde darbe komploları, kıdemli ordu görevlilerinin de içinde olduğu yüzlerce sözde komplocuyu hapsetti. Gülen’in destekçileri buna Türkiye’nin anti-demokratik geçmişiyle tarihi hesaplaşma dedi; Gülen’in eleştirmenleri ise cemaat karıştılarını etkisiz hale getirmek için yalan kanıtlara dayandırılmış bir cadı avı olarak nitelendirdi.

Soruşturmalar ve davaların hükümete karşı ordudan veya diğer cinahlardan gelen tehditleri ortadan kaldırmada çok yol kat ettiğini inkar etmek zor. Ama bu başarı AK-Cemaat eksenini baskı altına aldı. Özellikle Erdoğan 2011’de yeniden seçildiğinde her iki taraf da diğer tarafın çok fazla güç aradığından ve daha az mesul olduğundan şikayet ett.

Bu süre içinde, yılların işbirliğine rağmen her iki tarafın dünya görüşü hiçbir zaman gitmedi. Gülen cemaati Amerika ve İsrail’e yakın, İran’a uzakken Eroğan kendisini Mısır’daki devrik Müslüman Kardeşler hükümetiyle bağdaştırdı ve İsraillileri şiddetle eleştirdi.

Bu yolsuzluk soruşturmasının Erdoğan’ı vurması, şimdilik, Başbakan’ın Cemaat’in işlettiği ve AKPlilerin imama misyoner ürettiklerini söylediği  dersanelerin kapatılması veya reform yapılması zorlamasından kaynaklanıyor gibi görünüyor. Bazı cemaat üyeleri derslerden sonra Gülen’in kayıtlarının öğrencilere dinletildiği okulların etkili bir insan toplama aracı olduğunu kabul ediyor.

Gelecek seneki seçimler ufukta görünürken Erdoğan hükümetinin peşine düşerek Gülen cemaati başbakan ve partisiyle köprüleri yaktı. Erdoğan Gülen cemaatini bürokrasiden arındırmak arzusunu hiç saklamıyor. Bir yıl önce savaştan bahseden eski hükümet yardımcısı “Bakanlıkları temizlemeye çalışıyorlar” dedi. “Ama, bir çok şey gelecek” diye doğru bir şekilde tahmin etti.

Türkiyenin eski laik elit tabakasının üyelerine gelince, bu iki düşmanın savaşını ancak kuru kalabalık olarak izleyebiliyorlar. Bir tanesi Bilim kurgu ne referans vererek “Alien versus Predator (Alien Predator’e karşı) gibi” dedi. “Kimi tutacağımı bilemiyorum.”

Financial Times Daniel Dombey’in haberinden çevirilmiştir.

Kategori: Manşet