Karapınar’da tarım havzası kömür havzasına dönüşüyor

Türkiye’nin “buğday ambarı” ve dünyanın ekolojik olarak 200 hassas alanından biri olan Konya Ovası’nın en kırılgan bölgelerinden Karapınar Kapalı Havzası “kömür havzası”na dönüşmek üzere. 2006’ten beri alanda çalışan TEMA Vakfı, Afşin-Elbistan’dan sonra Türkiye’nin en büyük ikinci linyit kömürü sahası olduğu ifade edilen Karapınar’ın karşı karşıya olduğu riski anlatan bir rapor sundu. Türkiye’nin önde gelen halk sağlığı, botanik, fauna, toprak, maden uzmanlarının biraraya gelerek hazırladığı ve termik santralin olası etkilerini anlattıkları raporda çarpıcı tespitler yer alıyor.

Raporda yer alan bilgilere göre Karapınar'ın konumu

Havzanın toprağına ne olacak?

Bölgede 1 metre küp kömür çıkartmak için, yaklaşık olarak 9,4 metre küplük bir kazı yapılması, kömür çıktıktan sonra kalan 8,4 metre küp toprağın ise başka bir yere nakledilmesi gerekiyor. Havzada tespit edilen 1,832 milyar ton linyit rezervinin tamamının çıkartılması için gerekli toprak kazısı ve hafriyat miktarı yaklaşık 11,5 milyar metre küp gibi bir hacme ve 22 milyar ton gibi bir ağırlığa denk gelecek.

Kazılan, ocaktan çıkarılan, depolanan ve büyük bölümü yeniden ocak çukuruna doldurulacak olan hafriyatın binde birinin bile tozlaşarak havaya kalkması, 30 yılda 22 milyon ton, yılda 700 bin ton tozun uçması anlamına geliyor.

Karapınar’ın tek ekonomisi tarım. Kömür işletmesinin yapılması halihazırda tarım yapılan arazilerin kömür çıkarmak kazılması, ağır metalle kirlenmesi, bu zehirli toprağın yığıldıkları alanlardan rüzgarla geriye kalan toprakları zehirlemesi demek.

Havzanın suyuna ne olacak?

Karapınar ve Konya Havzası’nın toprak kadar önemli diğer doğal kaynağı ise su. Rapora göre “Bölgede çıkarılacak kömür ortalama 138 metre derinlikte. Kömürlü sahanın verimli olduğu bölgede ise yeraltı su düzeyi en çok 20 metre derinde” Kömüre erişmek için gereken derinliğe ulaşmak, yeraltı sularına müdahale etmeyi gerektiriyor.

KArapınar'da zaten azalan yeraltı suları kömür çıkarılırsa tamamen bitebilir

Rapor, bu durumun, yeraltı sularındaki azalma trendini tetikleyeceğini, obrukların sayı ve büyüklüğünü arttıraracağını öngörüyor (Bölgede son 30 yılda 19 tane obruk oluşmuştu).

Obruklar artacak

Bölgenin su kaynakları açısından bakıldığında kritik konulardan biri de termik santralin ihtiyaç duyacağı soğutma suyu miktarı. Uzmanların, projenin sahibi EÜAŞ’ın beyan ettiği kapasiteye göre yaptığı hesap gösteriyor ki 30 yıl boyunca her biri, her saniyede 10 litre su çıkaracak 8.800 su kuyusundan su çekilmesi gerekecek. Bu da Karaman-Ereğli-Karapınar arasının bütün yer altı suyunun çekilmesi demek.

Peki ya iklim?

Olası bir kömür işletmesi ve termik santralin iklime maliyeti, Karapınar ya da Konya Havzası ile sınırlı değil. Rapor, Karapınar’ın “kazanacağı” bir kömür santralinin “küresel bir kayıp” olarak karşımıza geri dönüşü olmayan sonuçlar çıkaracağını söylüyor. Karapınar kömür rezervinin çıkartılıp, termik santralde yakılması durumunda, Türkiye 2010 yılında saldığı toplam sera gazı salımlarının 4,4 katına denk gelen, 1,85 milyar ton karbondioksit eşdeğerini atmosfere salacak. Olası etki kömürün yakılmasından ibaret değil. Kömürün çıkartılıp, işlenmesinden gelecek olan sera gazı miktarına ek olarak sadece kömür işletmesinden çıkan kükürtün söndürülmesi için kullanılacak kireçtaşı parçalanmasından 30 yıl için 68 milyon 750 bin  ton karbondioksit atmosfere salınacak.

Karapınar kömürleri iklim değişikliğini hızlandıracak

Planlanan kömür işletmesi ve termik santralin halk sağlığına etkisi olacak mı?

Karapınar özelinde çıkartılacak ve termik santralde yakılacak kömürün cıva, arsenik ve diğer ağır metal oranları MTA ya da proje sahibi tarafından açıklanmamış. Rapor bu verileri bilmeden çalışmaya başlayan bir termik santralin bölgede yaşayanlarda ciddi halk sağlığı sorunlarına sebep olacağını söylüyor ve olası maliyetle ilgili olarak Avrupa Birliği çapında çevre ve sağlık alanında araştırmalar yapan bir sivil toplum kuruluşu olan HEAL’nin çalışmasına işaret ediyor:

“Kömür kullanımının Avrupa’ya maliyeti 18.200’den fazla erken doğuma bağlı ölüm, 8.500 civarında kronik bronşit vakası ve her yıl 4 milyonun üzerinde kayıp iş günü olarak öne çıkıyor. Kömürün sağlık üzerindeki etkilerinin ekonomik maliyetinin yıllık 42,8 milyar avroya yaklaştığı tahmin ediliyor.”

“Çılgın rüyalar… Boş umutlar…”

Kamu kurumları bir yandan Karapınar’ı ‘kömür havzası’na, ‘enerji üssü’ne dönüştürmeye uğraşıp toprağı, suyu dolayısıyla tarımı bitirecek bir işe girişirken bir yandan da Göksu Havzası’ndan getireceği suyla Konya Havzası’nda “azalan yeraltı suyu” sorununa da çözüm bulmaya çalışması dikkate değer. WWF Türkiye 2012 yılında “Çılgın rüyalar… Boş umutlar: Havzalar arası Su Transferi” raporunda bu konuya değinmiş bu projenin sosyal ve çevresel maliyetlerini ortaya koymuştu.

WWF Raporu
KOP Göksu’dan su taşıma projesi
HEAL websitesi
HEAL raporu

Haber: Özlem Katısöz – Yeşil Gazete