İklim KriziManşet

Avustralya iklim düşmanlığında liderliğe koşuyor – Varşova izlenimleri [4. gün]

Avsutralya günün fosili ödülünün abonesi oldu

Avsutralya günün fosili ödülünün abonesi oldu

Varşova – Avustralya, Birleşmiş Milletler’in 19. İklim Zirvesi COP 19’un ilk dört gününde günün fosili ödülünü üç kez kazandı (ikinci gün ödülü Türkiye ile paylaşmıştı, hatırlayacaksınız). Günün fosili ödülü iklim müzakerelerini en çok tıkayan ya da iklim değişikliğini durdurmak için hiçbir şey yapmayan ve yapanları da engelleyen ülkeleri teşhir etmek için 2007’den bu yana 850’den fazla sivil toplum örgütünün üyesi olduğu İklim Eylem Ağı ve dünya gençlik örgütleri tarafından verilen çok prestijli (!) bir ödül. İklim zirvelerinde sadece basın ve aktivistler değil, delegeler de (onlar tabii biraz endişe içinde) her gün merakla ödülün kime gideceğini bekliyorlar.

Peki Avustralya’nın bu yılki ödülleri silip süpürmesi neden? Avustralya neden (Kanada ve Japonya’yla birlikte) ABD ve Rusya’yı bile sollayan bir iklim düşmanı olarak görülmeye başlandı? Bu soruların cevabı yine o kapkara sözcükte gizli: Kömür.

Ama biz Avustralya’nın kömür bağımlılığını ve iklim müzakerelerine verdiği zararları masaya yatırmadan önce, ülkenin iklim değişikliğiyle imtihanına bir bakalım. Çünkü Avustralya havalar ısınıyor diye keyiflenecek zengin ve şımarık bir Kuzey Avrupa ülkesi değil. Hatta sanayileşmiş ülkeler arasında ABD ile birlikte iklim değişikliğinden en ağır etkilenen ülke olduğu söylenebilir, çünkü iklim değişikliğiyle birlikte kelimenin gerçek anlamıyla çöle dönüşüyor! Yani Avustralya kendi kazdığı kömür madeni kuyusuna kendisi düşüyor.

Avustralya ne zaman yaşanamaz hale gelecek?

Avustralya, Türkiye’nin 10 katı büyüklüğünde bir ülke (daha doğrusu kıta), yüzölçümü 7,5 milyon kilometrekatreden fazla. Ancak nüfusu 23 milyon civarında. Avustralya’nın dünyanın en ‘seyrek’ yerleşimli ülkesi olmasının nedeni kıtanın büyük kısmını kaplayan çöller. Ülkenin sadece güneydoğu ve güney batı köşelerinde ılıman iklim var, geri kalanı kurak ve yarı kurak bölgelerden ya da düpedüz insanların yaşamasına imkan vermeyen çöllerden oluşuyor. Zaten nüfusun büyük bölümü de ılıman bölgelerde yaşıyor.

İşte küresel ısınma Avustralya’nın bütün bölgelerini insanların yaşamasına izin vermeyecek bir iklime doğru sürüklüyor. IPCC raporuna göre Avustralya’da sıcaklıkların 2050’ye kadar 3,4 derece kadar yükselmesi, sel, kuraklık ve fırtınaların artması, kıtanın doğu kıyılarını vuran tropikal siklonların %20 şiddetlenmesi, kıtanın güneybatısında kuraklığın 2070’e kadar %80 artması ve 2080’e kadar kıtanın kuzeydoğu kıyılarını kaplayan 2600 kilometre uzunluktaki büyük mercan yataklarının tamamen ölmesi söz konusu.

Geçen ay ülkenin doğusunda yaşanan, hatta Sydney kentini tehdit eden ve yüzlercesi aynı anda çıkan mega orman yangınları, ya da 2010’da Queensland eyaletinin günlerce sular altında kalmasına neden olan sel felaketi hatırlarda. Yani iklim değişikliği Avustralya’da bütün çıplaklığıyla yaşanıyor ve kimi yazarlar yüzyıl sonuna kadar kıtanın insansızlaşacağını iddia ediyorlar.

Peki Avustralya kendi topraklarını yaşanmaz hale getiren iklim değişikliğine karşı ne yapıyor?

Kömür lideri Avustralya

Avustralya küresel sera gazı emisyonlarının %1’inden fazlasından sorumlu. Ancak kişi başı emisyonu 24 tona yakın, yani en yüksek ülkelerden biri. Dolayısıyla sanayileşmiş bir ülke olan Avustralya, hem tarihsel sorumluluk, hem de güncel emisyonlar açısından iklim değişikliğinin bir numaralı sorumluları arasında.

Avustralya dünyanın bir numaralı kömür ihracatçısı. Her yıl 420 milyon ton kömür çıkaran ülke, bunun %70’ini ihraç ediyor. Yani kömür Avustralya’nın en önemli gelir kapısı. 2008-2010 arasında ülkede 20 yeni kömür madeni açılmış. Kömür üretiminin 2016’ya kadar en az 50 milyon ton artması bekleniyor. Galilee denen bölgede ise yeni mega kömür madenleri açılması gündemde. Yani iklim değişikliğiyle mücadele etmek için fosil yakıtlardan uzaklaşması gereken bir ülke, tam tersine kömür yatırımlarını hızla artırıyor.

Tabii Avustralya’nın kömürden elektrik üretimindeki dünya liderlerinden biri olduğunu (7. sırada) eklemeye gerek yok. Dolayısıyla başka her şey bir yana, sadece kömür bağımlılığı bile Avustralya’nın iklim politikalarını açıklamaya yetebilir.

Karbon vergisi iptal, emisyon hedefi iptal, iklim fonuna para yok

Bununla birlikte Avustralya birkaç senedir iklim değişikliğinde olumlu adımlar atmaya başlamıştı. 2010 yılında seçimleri kazanan ve zor bir denklemden Yeşiller Partisi’nin desteğiyle hükümet çıkarmayı başaran İşçi Partisi lideri Julia Gillard, çok partili bir iklim değişikliği komisyonu kurmuş ve seçimlerde vaad ettiği karbon vergisini yasalaştırmıştı. Ayrıca bir temiz enerji planı ve yasası da parlamentodan geçirildi. Karbon vergisinin 2012’de yürürlüğe girmesi gerekiyordu. Ancak tabii ki bu durumda hoşlanmayan endüstri boş durmadı.

Tony Abbott'un seçim sloganı: Planımız karbon vergisini kaldırmak

Bu yıl Eylül ayında yapılan federal seçimleri karbon vergisine karşı savaş açan Liberal Parti başkanı Tony Abbott‘un başkanlığındaki sağ koalisyon kazandı. Abbott’un ilk işi karbon vergisini kaldıracağını açıklamak oldu. Hükümet önümüzdeki günlerde karbon vergisini iptal eden bir yasayı parlamentodan geçirmeye hazırlanıyor.

Avsutralya hükümeti, Varşova zirvesinin başladığı gün, bir anda Avustralya’nın emisyon indirim hedefini de revize ediverdi. Tabii bu revizyonların neden iklim zirvesi başlarken yapıldığını siyaset stratejistleri tartışabilir. Tony Abbott’un yaptığı açıklamaya göre Avustralya 2020’ye kadar sera gazı emisyonlarını 2000 seviyesine göre %5’den fazla düşürmeyecek. Avustralya’nın önceki hedefi bu rakamın %15-25 arasında olacağıydı. İklim aktivistleri bu hedefin ABD’nin 2020’ye kadar 2005’e göre %17 indirim hedefinden bile kötü olduğunu, hatta Çin’in bile daha yüksek hedef koyduğunu söylüyorlar.

Avustralya hükümeti bu feci U dönüşünü komşusu Filipinler iklim felaketleriyle cebelleşirken vermekten de hiçbir hicap duymuyor olsa gerek ki, burada, Varşova’da, yeşil iklim fonunun işlemesinin ve gelişmekte olan ülkelerin iklim felaketlerinden kaynaklanan kayıp ve zararlarını giderecek mekanizmaların kurulmasının önündeki en büyük engel de yine Avustralya hükümeti. Avustralya iklim fonuna bir kuruş vermediği gibi, çeşitli taktiklerle fonların kendisini de yok etmeye çalışıyor. Hükümetin bu fonlarla ilgili yorumu bunların “çevrecilik maskesi altında sosyalizm” olduğu…

Öte yandan Avustralya hükümeti Varşova iklim zirvesine çevre bakanını göndermeyerek ve iklim değişikliği departmanını kapatarak zirveye iklim müzakereleriyle ilgili net bir mesaj daha gönderdi. Bilmem bu sonuncusu size başka bir ülkeyi daha hatırlattı mı?

Sanırım Avustralya’ın neden günün fosili ödülüne abone olduğunu biraz anlatabilmişimdir…

Ümit Şahin – Yeşil Gazete

https://twitter.com/umitsahin

Varşova’dan 3. gün izlenimleri için tıklayın.

Varşova’dan 2. gün izlenimleri için tıklayın.

Varşova’dan 1. gün izlenimleri için tıklayın.

* Ümit Şahin, Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi’nde iklim değişikliği alanında kıdemli uzman olarak çalışmaktadır.

Kategori: İklim Krizi