Köşe Yazıları

Kızlı Erkekli ortaya karışık; Sevişmesinler yeter!

Son dönem Başbakan tekrar midesinden konuşmaya başlayınca ve demokratlığı kalmayan muhafazarlığını dökünce gerildim.

Kızlı erkekli evlere müdahale etme emri verip ardından da gelen itirazlara; gayet seviyesiz cevaplar verince; bu ülkede gençlerin çektikleri aklıma geldi.

Bu ülkede; ne kötü gidiyorsa; yapanlar gençler oluyor zaten.

Gezide yurtdışı ajanlara alet oldu, faiz lobisinin gazına geldi sokaklara indi gençler. Akılsız ya genç dediğimiz varlık. Hemen gaza gelir ya…

Geziden önce mi?

Apolitikti o zaman. Ülke elden gidiyor gençlik ise gezip tozuyordu.

Ya da yeri geliyor; korunması gereken zavallı oluyordu gençler.

Devlet gençlik politikasından “aman gençleri koruyalım, içki sigaraya bulaşmasınlar; uyuşturucudan koruyalım” dışında birşey anlamaz bu coğrafyada.

Gençlik ve Spor Bakanlığı var sporu çok genci az.

Gençlerin bir araya gelmesi, sosyalleşmesi için belki de tek yaptıkları faydalı iş yaz kamplarıydı. İlk muhafazarkar demokratlığı bu kamplarda gördük aslında. 2012 yılında, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın kamplarını haremlik selamlık yaparak başladılar aslında. Cumaya gider gibi kampa gider oldu gençler.

Sonrasında da konu yurtlara geldi. Sanki yurtlarda karma kalınıyormuş gibi; yurttları ayırdık dediler.

Halbuki kazın ayağı hiç öyle değildi. Aynı yurt yerleşkesinde kadın ve erkeklerin ayrı binaları vardı. Buna da dayanamadılar.

Malum, erkekler dişi sinek görünce azıyor, kadınlar ise erkek sineğe denk geldiğinde iffetsizleşiyor ya.

Biz insanların, sevişmesini bırak, birbirini görmesine bile ses çıkaran bu bağnazlık nereye kadar derken, yetişkin bireylerin evlerini “öğrenci evleri” diye işaretleyip, bize aileleri bu insanları emanet etti, seviştirmeyiz kabadayılığı geldi.

Gelen tepkiler mi?

Onlar da bir komik. Sevişmiyorlar ki zatenler filan duyuyoruz.

Ya da; tabi kızlı erkekli kalınmasın ama devlet de özel hayata müdahale etmesinler duyuyoruz.

Bu ne?

İki insanın sevişmesinden size ne…

Gençler bireydir ve kendi kararlarını kendileri verirler diyeni de yok.

Çünkü, toplumsal kodlarımıza yerleşmiş; öyle ya da böyle gençler; zavallı, akılsız, korunması gereken varlıklar.

Yöntemler, sınırlar farklı ama herkes bunu böyle biliyor ve belliyor.

Bir de size sorunlu gelmedi mi koca koca yaşı kemale ermiş erkeklerin, gençlerin hayatı hakkında ileri, geri böyle konuşması?

Bırakın gençler kendileri karar versin diyen bir hükümet temsilcisi yok tabi. Zaten beklemiyorduk da; muhalefet ne yapıyor? Kafa aynı, genç onlar için de aynı şeyi ifade ediyor; yine gençliğin kendisi mevzu, ama kendi hakkındaki mevzuya genç dahil değil.

MHP’nin seçme seçilme yaşının 18e indirilmesi tartışmasında yaptıklarını bir hatırlayın derim.  Utanmadan; MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin Meclis’te yaptığı basın açıklaması esnasında sağına ve soluna birer 18 yaşındaki genci alarak “Bunlar mı vekil olacak?” diyerek hem o gençleri hem de o gençlerle aynı yaş grubunda bulunanları rencide ettiğini bir hatırlasak iyi olur.

Biri kızlı erkekli ortaya karışık bir tartışma atıyor. Fil zihniyetliler de gençleri çim gibi ezmeye devam ediyor.

İş oy istemeye gelince ise, siz bu ülkenin geleceğisiniz palavrası başlar. Bu Atatürk bu ülkeyi size emanet etti gazı devam eder.

Gençlik işsizliği mi? kimin umrunda.

Aynı işi yapıp genç olduğu için daha az maaş alanlar mı? lutfettik iş verdik, söylenmesin canım.

Parasız eğitim mi? Başbakan derse olur yoksa hapiste çürüsünler anarşistler.

Örğütlenme özgürlüğü mü? Bizim istediğimiz öğrenci topluluğunda takılsınlar, öyle kafalarına göre kurmasınlar topluluk mopluluk.

Burs mu? Cemaat var ya; devletin burs vermesine ne hacet?

Barınma sorunu mu?  Sevişmesinler yeter.