Dış Köşe

Kömürün dumanında boğulurken – Pelin Cengiz

Aylar önce Time dergisinden yayımlanan bir makalede, kömürden insan türünün geleceğinin önündeki en büyük düşman olarak bahsedilmesine dünyada en fazla kulak tıkayanların başında Çin ve Türkiye vardı. Mâlum, 2012 yılı Türkiye’de kömür yılı ilan edilmişti. Türkiye’nin enerjisi yüzde 31 kömür, yüzde 32 doğalgaz, yüzde 27 petrol, yüzde 4 büyük çaplı HES’lerden üretiliyor. Tüm fosil yakıtlar arasında en fazla karbon emisyonuna neden olan kömür, aynı zamanda iklim değişikliğinin en önemli nedenlerinden biri. Kömür, iklim değişikliği ve insan sağlığı üzerinde yarattığı zararların yanı sıra üretim yapılan bölgelerin yaşanmaz hâle gelmesine bağlı olarak zorunlu göçlere, kültürel ve doğal zenginliklerin kaybına ve insan hakları ihlallerine sebep oluyor.


Aliağa Yarımadası
’nda kalan son ormanlık alanda Azerbaycan devlet petrol şirketi SOCAR ile Türkiye’den TURCAS, ikinci rafineri ile bir kömürlü termik santral yapma peşinde. Aliağa’daki projeye karşı Ege Çevre ve Kültür Platformu’nun Change.org’da başlattığı kampanya, Avrupa İmar ve Yatırım Bankası, Dünya Bankası bünyesindeki IFC yani Uluslararası Finans Kuruluşu, UniCredit, Akbank, Garanti Bankası, İş Bankası, Denizbank ve Finansbank’a,Aliağa Yarımadası’nda yeni rafineri ve termik santral yatırımlarını finanse etmeyin” çağrısı yapıyor. Muazzam çevre kirliliğine neden olacak proje, yenilenebilir enerji üretilmesi planlanan yere yapılmak isteniyor. Kısa süre önce manset.at sitesinin özel haberinde, “SOCAR’ın beş milyar dolara mal olacak proje için 3,5 milyar dolara yakın finansman kullanmak istediği, ancak iki yıldır finansman sözleşmesini imzalamadığı, bankalarla pazarlıkların sürdüğü ve sahada jeotermal lisansı bulunduğu için finansman görüşmelerini baltaladığı gerekçesiyle Buhar Enerji ile SOCAR’ın davalık olduğu” anlatılıyordu.

İmza kampanyasına tam imza atmak üzereyken, uluslararası finans kuruluşlarının verdiği kredilerin çevresel, sosyal ve ekonomik etkilerini araştıran Bankwatch’un Karadeniz’de yapılmak istenen termik santralleri izlemeye almasının ardından yazdığı raporun detayları gözüme ilişti. Türkiye’nin kömür sevdasının Karadeniz’de oluşturduğu tehdidi konu alan Bankwatch’un, Greenpeace Ortadoğu Ofisi’nin desteğiyle hazırladığı raporda, ulusal planda 50 ilâ 86 ve bölgesel planda Batı Karadeniz’de 70 kilometrelik bir hatta inşa onayı bekleyen 13 santralin stratejik çevre etki değerlendirmesinden yoksun olduğu vurgusu yapılıyor. Enerji projelerinin finansmanı konusunda da önemli tespitler var.

Türkiye finans sektörünün yerel kömür projelerine öncelik verdiği belirtilirken, “Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası ile Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası gibi uluslararası finans kuruluşları, özellikle ülkenin enerji piyasasının liberalleşmesiyle Türkiye’nin enerji planlarını destekliyor” deniyor. Bu bankaların Türkiye’de çalıştığı bankalar arasında Akbank, Denizbank, Finansbank, Garanti Bankası, İş Bankası, Vakıfbank ve Yapı Kredi var. Aynı bankaların termik santral planlarının da arkasında olduğu kaydedilirken, şeffaflığa vurgu yapan şu ifadeler dikkat çekici: “Avrupa Yatırım Bankası ile Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın Türk finans sektörüne yaptığı yatırımların en çok kimin fayda sağladığına karar vermek kolay iş değil. Kalkınma bankalarının iş yaptığı hiçbir ülkede bu bilgi kamuoyuyla paylaşılmıyor.

Özetle, kömür karası çoktan kapımızda ve ciğerlerimizde.

Pelin Cengiz – Taraf

Kategori: Dış Köşe