Yazarlar

Gaziemir’deki nükleer bilmece – Güneş Akçay

Çernobil Yıldönümünde Gaziemirliler radyasyonlu atık salan fabrika hakkında suç duyurusunda bulundu

Radikal Gazetesi’ nin 3 Aralık 2012 tarihli sayısında yayınlanan “İzmir’in Çernobil’i” başlıklı yazı ile başlayan bir bilmece çözme sürecindeyiz. Bilmecenin tek bilineni Arslan Avcı Kurşun Sanayi ve Tic. A.Ş.’nin eski tesisinde tehlikeli düzeyde nükleer bulaşıklı atıklar ile çeşit çeşit kimyasalların bulunduğu, her geçen gün havaya-suya-toprağa karıştığı ve senelerdir çevreye zarar verdiği gerçeği!

Zehir Saçan Fabrika

Arslan Avcı Kurşun Fabrikası

Arslan Avcı Kurşun Fabrikası, 1940’lı yıllardan beri çalışmakta olup, 1981 yılından beri entegre fişek üretim tesisine dönüşmüş. Çevredeki mahalle sakinlerine göre 40 senedir etrafa zehir saçan bir işletme. Peki bu fabrikada ne oluyordu da etrafa “zehir” saçıyordu?

Fabrika, bitmiş aküleri alıp, akü bileşimli malzemeyi ayırıyor.Sonra, aldığı diğer kurşun atıklarla bir potada eritip ısıl ve kimyasal işlemlerden sonra, bu kurşundan tüfek fişeği imal ediyor. Tahmin edileceği üzere bütün bu işlemlerde hem akülerden hem de eritme saflaştırma işlemlerinden pek çok ağır metal ve diğer kimyasal içerikli atık ortaya çıkıyor.

Firmanın kendi internet sitesinde, alınan kurşun atıklara radyasyon testi yapıldığı belirtiliyor. Ancak nasıl olduysa, TAEK (Türkiye Atom Enerjisi Kurumu) 3 Nisan 2007’de fabrika alanında radyasyonlu cüruf tespit etmiştir. İlerleyen yıllarda Çevre ve Orman Müdürlüğü yaptığı kontrollerde giderek artan miktarda tehlikeli atık belirlemiş,Valiliğin ve TAEK’in uyarıları devam etmiş ve 2010 yılında TAEK yaptığı araştırmalarda, alanda “radyasyon kaynağı” bulunduğunu ve bu kaynağın Europium-152 belirtmiştir. Ayrıca tesisin ve alanın başka tüzel veya gerçek kişilere devredilemeyeceğini dile getirilmiştir. Fakat 4 Aralık 2012’de, Radikal Gazetesi’ndeki haberin ertesi günü, bir gün içinde, TAEK radyasyon kaynağı belirlediği alanda radyasyon tespit edememiş, sadece kimyasal atık riski olduğunu ifade etmiştir.

Bilmeceyi Çözmek

Yeşiller ve Sol Gelecek Eş sözcüsü Arif Ali Cangı ve Çernobil Tanığı Jancenko Gaziemirli çocuklarla birlikte

Biz, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi olarak, Genel Eşsözcümüz Arif Ali Cangı ile şehrimizde bulunan, hem kimyasal hem de radyoaktif kirlenme kaynağı bir alanın kendi akibetine bırakılmasını kabul etmiyoruz. Bu nedenle, Firma ve Firma yetkilileri hakkında “Tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması, çevrenin kasten kirletilmesi suçları”, İzmir Valiliği ve bağlı kurumlardaki, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ndeki, Çevre Şehircilik Bakanlığı’ndaki ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’ndaki ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarındaki görevli kamu görevlileri hakkında görevi kötüye kullanmak suçu ile saptanacak diğer suçlardan soruşturma başlatılması ve kamu davası açılması için suç duyurusunda bulunduk.

Bir yandan araştırmalarımızı sürdürürken, diğer yandan fabrika çevresinde yaşayan mahalle sakinlerinin görüşlerini almak, sorunu belirlemek üzere 6 Mart 2013 tarihinde, Aktepe Mahallesi Derneği‘nde bir toplantı düzenledik. Avukat olan Eşsözcümüz Arif Ali Cangı hukuki süreç hakkında bilgi verirken, Halk Sağlığı Uzmanı üyemiz Ali Osman Karababa bölgedeki sakinlere Radyasyon ve Ağır Metal Zehirlenmesinin insan sağlığı üzerindeki etkilerini anlattı. Toplantı sonucunda mahalledeki sakinlerle ve özellikle kadınlarla iyi bir iletişim geliştirildi.Mahalleye yaptığımız ziyaretler süresince, bölgenin kentsel dönüşüm bölgesi olduğunu öğrendik.Kentsel dönüşüm süreci ile tesis alanının TOKİ’ye satılarak, nükleer atıkların üzerine kent örme tehlikesi söz konusu. Ayrıca mahalledeki arkadaşlarımızdan öğrendiğimiz kadarı ile daha önce kendilerinden kan toplanmış, ancak test sonuçları kendilerine bildirilmemiştir.

9 Mart 2013 tarihinde, MYK üyelerimizin katılımı ile, mahalledeki sakinlerle birlikte basın açıklaması yaptık.Basın açıklaması sırasında ilişki kurduğumuz kadın arkadaşlar suç duyurusuna müdahil olmak istediklerini belirttiler.

Bilinmeyen Parametreler

Halk Sağlığı, Fizik ve Hukuk konularında uzman arkadaşlarımız ile dava konusunda ve kamuoyu oluşturma konusunda neler yapmamız gerektiğini tartışıp araştırdığımız bir süreç geçirdik. Fabrikanın çevreye ve insanlara ne kadar zarar verdiğini belirleyebilmek ne yazık ki çok mümkün değil. Bu konuda elle tutulur bilimsel çalışma yapabilmek için:

– Radyasyon kaynağının ne olduğunu, miktarını, radyoaktif elementin yarı ömrünü ve ne zamandır burada bulunduğunu,

– Bu kaynağın toprak altında, koruyucu kurşun-beton bir kasada bulunup bulunmadığının,

– Çevreye yayılan ve geceleri insanları uykularından uyandıran ve mahalle sakinlerinin “koku” diyerek özetlediği zehirli gaz salınımına neden olan kaynağın,

– Bu kimyasal madde olduğunu tahmin ettiğimiz gazın filtrelenip filtrelenmediğinin,

– Fabrika gerçekten atıl durumda olup olmadığının, geceleri çalışmaya devam edip etmediğinin,

– Serbest halde toprağa, suya ve havaya karışan bu kimyasal maddelerin içeriğinin ve zamandır çevreye yayıldığının

belirlenmesi gerekmektedir. Ayrıca bölgede yaşayanların ve eski çalışanların sağlık taramasından geçmesi, geçmişte yaşanan kanser, guatr hastalıkları gibi hastalıkların tespitinin yapılması gerekmektedir.

Elimizde bu kadar çok bilinmeyen varken, yapabileceğimiz tek şey, bölgede yaşayan insanların sorunu farketmelerini sağlamak ve mücadele etmek isteyenleri desteklemek olabilirdi. Biz de Çernobil Haftasında düzenlediğimiz etkinliklerle bunu hedefledik.

Çernobil Tanığı Nina İzmir’deydi

Yeşil Düşünce Derneği tarafından Çernobil Haftası'nda Türkiye'ye gelen ve nükleer tehdidi anlatmak için 5 ilde görüşmeler yapan 3 Çernobil Tanığı'ndan birisi de Nina Jancenko idi

22 Nisan günü, Çernobil Tanıklarından Nina Jancenko, Yeşil Düşünce Derneği’nin desteği ile İzmir’e geldi.Nina ile mahalleye gittik ve hep beraber bir basın açıklaması yaptık. Mahalledeki kadınlara kendi mücadele süreçlerinden bahseden Nina, sorunu mutlaka kadınların sahiplenmesi ve haklarını aramaktan vezgeçmemeleri gerektiğini vurguladı.Mahalledeki arkadaşlarımızın soruları üzerine, radyasyonun etkisinin hemen görülmeyeceğini ve özellikle çocuklarda ilerleyen zamanda kendisini göstereceğini anlattı.Çocuklar Nina ve fotoğraflarımızı çeken Şeyhdavut Arkadaşımızın imzalarını alıp beraber fotoğraf çektirdiler.6 Mart’ta yaptığımız toplantıda dağıttığımız “Radyasyon nedir, etkileri nedir?” ve “Ağır metal zehirlenmesinin etkileri nelerdir” başlıklı el ilanını incelemiş olan mahalleli kadınlar, broşürleri göstererek, yazan pek çok sağlık sorununu yaşadıklarını anlattılar.

Basın Açıklaması esnasında, mahalleli arkadaşlarımız ile 26 Nisan günü suç duyurusu için adliyeye gitmeyi önerdik. Mahalledeki diğer arkadaşlarına iletmelerini ve bize sayı vermelerini istedik.

Nina ile Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde akşam yaptığımız söyleşiye bölgede yaşayan 6 kadın arkadaşımız da katıldılar.Çernobil’de yaşadıklarını anlatırken çok duygulanan Nina, sorumlu kişilerin ve devletlerin her zaman bilgi verme, sağlık hizmetleri için kaynak yaratma gibi konularda ketum davrandığını ancak sıkı bir mücadele ile üstesinden gelinebileceğini belirtti sık sık.Özellikle çocuklarda lösemi ve guatr sorunları ile karşılaştıklarını, vücut direncinin sürekli düşük olması nedeni ile çok sık ve çeşitli hastalıklar ile karşılaştıklarını anlattı. Devletin, Çernobil mağdurlarına sağlık hizmetlerinde %50 indirim yapıyor olduğunu, ancak artık radyasyon etkisinin bittiğini ileri sürerek bu indirimi iptal etmek istediğini belirtti. Bu konuda da mücadele etmeye devam ettiklerini ekledi.

Çernobil Yıldönümünde Suç Duyurusu

Çernobil Yıldönümünde Gaziemirliler radyasyonlu atık salan fabrika hakkında suç duyurusunda bulundu

Mahalledeki arkadaşlarımızdan Nazmiye Abla telefon etti ve 40 kişi ile suç duyurusu yapacaklarını söyledi.Buna göre araçlarımızı hazırlayıp, 26 Nisan sabahı mahalleye gittik.22’si kadın 27 kişi suç duyurusunda bulunmak için bizimle adliyeye geldi. Adliyede önce Makbule Abla‘nın yaşadıkları rahatsızlıkları dile getirdiği, Ayşegül‘ün suç duyurusu metnini okuduğu ve sonra İzmir İl Eş sözcülerimizden Güneş Akçay‘ın basın açıklaması metnini okuduğu bir eylem gerçekleştirdikten sonra, suç duyurusu dilekçelerimizi savcılığa teslim ettik. Genel Eş sözcümüz Arif Ali Cangı, bu manidar suç duyurusunun çok önemli olduğunu ve savcının dosyamızı iki dava öne aldığını belirtti.

Nükleer Savaşa Karşı Uluslararası Hekimler Birliği'nin uzun süre Almanya Bölge Başkanlığını yapmış olan Angelika Claussen ile Alper Öktem fabrikanın çevresini inceliyor

Suç duyurusundan sonra mahalleye geri döndük. Nükleer Savaşa Karşı Uluslararası Hekimler Birliği’nin uzun süre Almanya Seksiyon Başkanlığını yapmış olan Angelika Claussen ve Alper Öktem‘i de mahallede hep beraber ağırladık. Angelika’ya yaptığımız çalışmalardan bahsettiğimizde, kadınların radyasyona ve ağır metal zehirlenmesine bağlı olabilecek hastalıklardan bahsettikleri bilgisini vermiştik. Angelika, kadınlar ile birebir konuşarak, kadınların bahsettikleri hastalıklar hakkında notlar aldı. Kadınlar hem Angelika’yı, hem Nina’yı çok sevdiler ve açık iletişim kurmakta çekinmediler.

Mahalledeki çalışmanın ardından, Alper ve Angelika ile fabrikanın çevresini inceledik. İncelemelerimiz sırasında bize yardım eden Emre, bölgede bulunan atıkların Romanlar tarafından toplandığını ve kömür olarak satıldığını anlattı. Ayrıca radyasyon ölçtüğümüzü anlayan Emre getirdiği bir atığı ölçmemizi istedi ve normalden oldukça yüksek bir seviyede radyasyon tespit ettik bu atıkta. Geniş bir arazide bulunan tesisin etrafı tel örgü ile örtülmüş. Ancak toprak ile örtüldüğünü bildiğimiz nükleer kimyasal atıkların doğrudan yağmura mazur kaldığını görmek tüyler ürpertici; yağmur suları ile toprağa, suya ve havaya karışan kimyasal ve radyoaktif malzemenin nerelere kadar yayıldığını bilemiyor olmak korkunç!

Fabrika alanının hemen yanında barakalarda yaşayan Roman’lar var ve bahçelerinde tavuklar ve inekler yetiştiriyorlar.Ayrıca etrafta pek çok meyve ağaçları da var. Diğer yandan, arazinin hemen yanında bir okul bulunuyor.Gezdiğimiz bütün bu bölgelerde yaptığımız ölçümlerde yüksek oranda radyasyon tespit ettik.

Angelika Claussen İle Çernobil Felaketinin Etkileri Üzerine Söyleşi

Mahalledeki araştırmamızın ardından, akşam Ege Üniversitesi’nde Angelika ile söyleşi planlamıştık. Söyleşiye katılanlar içinde tıp öğrencileri, lise öğrencileri ve partili arkadaşlarımız vardı.

Angelika, dünya üzerindeki nükleer santral kazalarını, halihazırda çalışan nükleer santralleri anlattı. Çernobil Nükleer Santral kazası ve devamında radyasyonun Avrupa, Asya ve Türkiye üzerindeki yayılma grafiğini gösteren video,nükleer santral tesisi kurmanın sadece bir devletin kararına bağlı olamayacağı ve bütün dünyayı nasıl etkilediğini görmek için yeterliydi.

Anlatılan bütün örneklerde aynı şeyi görüyoruz: devletler ve kurumlar, insanların gerçekleri bilmelerini istemiyorlar. Gerçekleşen kazalar için yeterli önlem alınması söz konusu olmadığı gibi, kaza sonrası için gerekli çalışmalar çok pahalı olduğundan insan ve çevre sağlığı her zaman ikinci planda kalıyor.

Angelika’nın sunumu sonrasında söz alan dinleyiciler ile, bu kazanın ülke üzerindeki etkilerini incelemek için özellikle guatr ve kanser hastalıklarının incelenmesi gerektiği, ancak bunun için devletin izni gerektiği sonucu çıktı.

Peki Şimdi Ne Olacak

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi olarak mahalleli ile sürekli irtibat halindeyiz

Pek çok bilinmeyen konusunda elimiz kolumuz bağlı, mahallede yaptığımız görüşmelere devam ediyoruz.Bölgede yaşayanlardan suç duyurusuna destek olmak isteyen insan sayısı artıyor. Öte yandan, mahallenin kentsel dönüşüm projesine konu olması nedeni ile pek çok insanda “nasıl olsa gelecek sene burada olmayacağız” veya “evlerimizin değerini düşürmek için böyle haberler uyduruyorlar” gibi düşüncelere sahip olanlar var ve bu düşüncelerin yayılması, hem bölge halkının hem de dönüşüm sonrası gelecek olan insanların sağlığı açısından hiç iyi olmayacaktır.

Çevre mahallelerde ve İzmir genelinde kamuoyu oluşturmamız, mahalledeki mücadeleye eklemlenebilmemiz önemlidir.

Bölge halkının gelir düzeyi çok düşük.Bazıları sosyal güvenceye ve/veya iş güvencesine sahip olmadan çalışıyorlar. Bu nedenle zaman içinde radyasyon ve/veya ağır metal ve diğer kimyasallara bağlı olarak hastalandıklarında tedavi görebileceklerinin garantisi yoktur. Devletin, bu bölgede yaşayan insanların ücretsiz ve periyodik sağlık kontrolünden geçmesinin  sağlaması gerekmektedir.Bu konuda da araştırmalarımız devam etmektedir.

Fotoğraflar: Şeyhdavut Asığ

 

Güneş Akçay

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi
İzmir Eş Sözcüsü

More in Yazarlar