Yeşillerden

Yeşiller/Sol: “Aliağa’daki katliamı durdurun!”

Aliağa ve Çandarlı kıyılarında yaşanan çevre ve insan katliamına dikkat çeken Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nı göreve davet etti.

Partiden yapılan açıklamada son bir haftada gemi söküm tesislerinde iki işçinin yaşamını kaybetmesine dikkat çekildi ve  “Yöre halkının yanı sıra konuya duyarlı tüm İzmirlileri çevre katliamına karşı mücadele etmeye çağırıyoruz” denildi. Açıklamada tesislerde çalışan işçilerin sendikalaşmasını engelleyen uygulamalara son verilmesi de istendi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın görevlerini yerine getirmediğini, gerekli denetimleri yapmadığını ve önlem almadığını belirten Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi İzmir eşsözcüleri Güneş Akçay ve Osman Doğan “Yetkililer, önemli bir sorun yok, gerekli incelemeler yapılıyor, gibi durumu olağan gösteren açıklamalar yaparak konuyu geçiştiriyor. Ancak durum yetkililerin söylediği gibi olağan değil, ürkütücü” diyor.

Türkiye’nin gemi söküm sektöründe Hindistan, Çin ve Pakistan’dan sonra dünyada 4ncü sırada yer aldığına dikkat çeken Akçay ve Doğan, özellikle son üç yılda dünya hurda gemi sektöründe yaşanan canlanmanın, Aliağa’daki gemi söküm tesislerinden yayılan çevre kirliliği ile can kayıplarında artışla fazlasıyla hissedildiğine vurgu yapıyor.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nden yapılan açıklamada özetle şu görüşlere yer verildi: “Gemi söküm tesislerinde binlerce işçi güvencesiz, sağlıksız ve iş güvenliği ve güvencesinden yoksun olarak çalıştırılmaktadır. İş kazası ve iş kazasına bağlı yaralanma, can kaybı, yangınlar bu adı tesis olan çöplükte olağan bir durum olmuştur. Aliağa gemi söküm tesislerinde (hurdalığında ) parçalanmayı bekleyen gemilerin arasında tankerlerin yanı sıra, askeriyeye ait ahşap mayın gemilerinden, yolcu gemilerine kadar çok çeşitli gemiler bulunduğu bilinmektedir.

“Gemilerde asbestli atıkların yanı sıra petrol çamuru, yağı, mazot ve fuel oil gibi tehlikeli atıklar bulunmaktadır. Türkiye’nin taraf olduğu Basel Konvansiyonu’na göre; tehlikeli atık içeren, bulunduran, taşıyan ve/veya tehlikeli atıklardan tamamen arındırılmamış gemilerin Türkiye karasularına girmesine ve ithalatına izin verilmemesi gerekmektedir. Diğer yandan mevzuatımıza göre; radyasyon ve asbest tespiti ile hava ölçümleri ve Gas-Free’ si yapılmamış gemilerin sökümüne izin verilmemelidir.”

“Gemilerin sökümü baştankara ya da kıçtankara yapılarak yapılıyor oysa deniz kirliliğinin önlenebilmesi için; sökülecek gemiler, havuzlarda sökülmelidir. Havuzlarda oluşan atıklar, arıtılarak ve Çevre Yasası ile ilgili yasal mevzuata göre giderilmelidir.”

“Aliağa’da yaşanan son olay, gemi sökümünden kaynaklanan tek sorunun asbest olmadığını ortaya çıkarmıştır.  Polisiklik aromatik hidrokarbonlar,  poliklorlu bifeniller, organotinler (butiltin v.d.)  ağıryağlar, nükleer atıklar gibi tehlikeli atıklar,  sıkı biçimde denetlenmelidir.En iyi denetim örgütlü olmaktan geçer, gemi sökümü sektöründe çalışanların sendikalaşmalarını kolaylaştıracak yasal düzenlemeler yapılmalı, sendikalaşmayı engelleyen uygulamalara son verilmelidir”.



 

 

 

 

Ortada ağır bir çevre kirliliği suçu olduğuna dikkat çeken Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi İzmir Eşsözcüleri Akçay ve Doğan, atığın yayıldığı tersanenin sahibi ve görevlilerinin gerekli önlemleri almamakta ısrar ederek TCK’nın 181 ve 182 maddelerine göre çevreyi kirletme suçu işlediklerini savundular ve Aliağa savcılığının konuyla ilgili olarak resen soruşturma açması gerektiğini vurguladılar.

Kirlenme balık ölümlerine yol açtığı için yasanın ağırlaştırılmış halinin uygulanmasını da isteyen Akçay ve Doğan şöyle devam ettiler: “ Gerekli denetimi yapmayan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilileri, görevi ihmal suçu işlemektedirler. Bu yetkililer hakkında adli ve idari makamları göreve çağırıyoruz. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi olarak insan ve çevre katliamına karşı sessiz kalmayacağımızı, bu katliamların takipçisi olacağımızı bir kez daha vurgulamak istiyoruz. Aliağa’da yaşanan bu kirlilik yetmiyormuş gibi Aliağa ‘ya termik santral kurulması girişimiyle siyasal iktidarın, sermayenin kar hırsı için başta Aliağa olmak üzere; Foça, Çandarlı ve Dikili ‘yi gözden çıkardığı görülmektedir.

Bu bölgede insan yaşamı ve doğa, sermayenin kar hırsına terk edilmiştir. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi olarak sermayenin kar hırsı ve siyasal iktidarın pervasızlığı karşısında yaşamı ve ekosistemi savunmaya devam edeceğiz.  Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi olarak başta Aliağa ve çevresinde yaşayanlar olmak üzere tüm İzmirlileri ortak mücadeleye çağırıyoruz”.

 

Haber: Sevgi Çifter

(Yeşil Gazete)


Kategori: Yeşillerden