Dostları 10 yıl önce aramızdan ayrılan Saynur Gelendost’u anlatıyor

Bugün 2 Mart 2013. 10 yıl önce bugün 2 Mart 2003’de Türkiye çevre hareketi önemli isimlerinden birini, Saynur Gelendost’u kaybetti.

Saynur Gelendost’u daha iyi tanımak ve çevre hareketi içindeki rolünü öğrenmek için dostları ile konuştuk. Dostlarına tüm samimiyetimizle Gelendost’u çevre hareketinin yeni kuşağının -kendimizi de şahit göstererek- iyi tanımadığını, bunun büyük bir eksiklik olduğunu belirttik. Saynur Gelendost’u bize tanıtmalarını, hatırlatmalarını istedik.

Ülke olarak tüm tabiatın gözükara bir tahakküm altına alınmaya çalışıldığı günümüzde her türlü baskıya karşın direnmeye inançlı biz çevre aktivistlerinin Saynur Gelendost’un yaşam öyküsünden alacağı pekçok ders var.

İşte dostlarının ağzından Saynur Gelendost’un hayatı ve çevre hareketine kattıkları.

Saynur Gelendost’u anlatmak – Gaye Cön Şakar (Batı Akdeniz Çevre Platformu)

Saynur Gelendost’u anlatmak dostları yani bizler için en zor anlatım olsa gerek. Saynur’u 2 Mart 2003 tarihinde kaybettiğimiz gün kendi kendime bir söz vermiştim. Saynur’un çevre hareketi içindeki mücadele ve eylemlerini gelecek nesillere aktarmak. Ama bu işin nasıl zor olduğunu onunla ilgili geçmişten ölümüne kadar geçen süreci çalışmaya başladığımda anlamıştım. Ki aradan geçen 10 yıl içinde her gün bir cümle yazarak ilerleyen kitabını bu yıl sonuna doğru çıkacak şekle getirebildim.

Saynur Gelendost’u 1993 yılında Muğla çevresini kaplayan termik santralle için mücadele döneminde tanıştım. Benim için bir idoldü. (Hala öyle) Ancak onun ölümünden sonra bir tarafım kırıldı, dağıldı. Onunla yaşadığım aktif eylemci kimliğimi bile kaybettiğimi düşünmeye başladım. Saynur bizi ateşleyen, harekete geçiren bir kadındı. Bitmeyen enerjisi ile sadece çevre tahribatlarına karşı değil, barış ve demokrasi için de mücadele eden bir fenomendi. Gazeteci Yazar Yaşar Aksoy’un Saynur’un ölümünün arkasından ÇEVRECİ ANA olarak O’nu anmasını çok hak eden biriydi.

Evet O bir Saynur Gelendost’tu. Ve sadece çevreci değildi;

Saynur bir sanatçıydı,
Saynur bir İnsan Hakları savunucusu idi,
Saynur Abdi İpekçi Barış Ödülü sahibi idi,
Saynur Türk-Yunan dostluğu için mücadele veren biriydi,
Saynur tek bir ağacı kesilmekten kurtarmak adına kendisini tehlikeye atacak kadar gözü kara biriydi,
Saynur anne ve eşti,
Saynur çevre adına (daha sonra ölümüne neden olacak) arkadaşlarıyla dünyada ilk açlık grevini yapacak kadar cesurdu.

Evet O bir Saynur Gelendost’tu. Ve ben aradan geçen 10 yıl içinde onu çok özlüyorum, arıyorum.

Işıklar içinde ol Saynur…..”

İnançlı bir çevre eylemcisi, inatçı bir örgütçü – Reşat Uygun (Batı Akdeniz Çevre Platformu)

Saynur’ u tanıdığımda yıl 1983’dü.

Ve ben o yıllarda Muğla Belediyesi Halkla ilişkiler sorumlusu olarak Kültür şenlikleri organize ediyordum. Saynur, Muğla Kültür şenliklerine “Bodrumlu Sanatçılar” olarak arkadaşları ile birlikte resim ve rölyef sergisi açmışlardı. Saynurun unutulmaz “Ali ile Aleko” rölyefiyle de bu vesile ile tanışmıştım. Onu sanatçı kişiliği ile tanımış ve devam eden yıllar içinde onun ne denli inançlı bir “çevre eylemcisi” hatta inatçı bir “örgütçü” olduğuna tanık oldum. Tanık olmakla kalmayıp nerdeyse yaşamının bir parçası oldum.

Gökova çöp seferleri

Benim tanık olduğum ve katıldığım ilk eylemleri “Mavi Yol Yaşayacak” sloganı ile Gökova çöp seferleri oldu. Bodrum’dan mavi yolculuk adı altında çıkan Bodrum guletlerinin en gözde güzergâhı Gökova körfezidir. Her ne kadar Halikarnas Balıkçısının naif gezileri olmaktan çıkıp, turizmin kucağında ye, iç, eğlen kültürü ile de yapılsa yine de gözdedir. Bu kültür anlayışı ile gittikleri bakir olan o güzelim koylar teknelerden atılan çöplerle dolduruluyordu. Saynur doğa’ya yapılan bu saygısızlığa karşı baş kaldırdı, isyan etti. Kampanyalar örgütledi, kamuoyu yarattı devletin ilgisini bu noktaya çekmeyi başardı.

Gökova termik santrali

Gökova sadece teknelerden atılan çöplerle kirletilmiyordu ki. Bir de baş belası Termik Santral yapımına başlanmıştı. Hem de Saynurun deyimi ile Gökova’ nın bağrına saplanmış bir hançer olacaktı, nitekim öyle de oldu. O santral bugün bile hala bir hançer gibi Gökova körfezine saplı olarak faaliyettedir. Santral Milas’ın Ören beldesinde Türkevleri köyünde yapılmaya başlanmıştı. İş makineleri çalışmaya başladığında Saynur; köylülerle birlikte makinelerin önüne yatmış ve onların çalışmasını engellemek istemişti.

Açlık grevi

Türkiye (beki de dünya) çevre hareketi tarihinde çevre için bedenini ölüme yatıran Gökova termik santralı kapatılsın diye açlık grevi yapan tek kadındır o. Kadınlar henüz özgürleşmek için mücadele etmeye çalışırken özgür bir kadın olarak özgür bir doğa için başkaldırıyordu. Baş eğmeden yaşadı.

Gökova Sürekli Eylem Kurulu

Ne yapıldıysa Gökova santralının yapımının önüne geçilemiyor, santral hızla tamamlanıyor nerdeyse devreye alınmak üzere çalışmalar iyice hızlanıyordu. Saynur tedirgindi şarkıda söylendiği gibi bi şeyler yapılmalıydı. Muğla il ve ilçelerinin demokratik kitle örgütlerini bir araya getirdi. Muğla Barosu oluşumda etkin yer alıyordu. Bu iş öyle arada bir yapılan eylemlerle durdurulacak cinsten bir şey değildi. Gökova’ya karadan ve denizden büyük bir çıkarma yapılarak güzel ülkemizin güzel insanlarını Gökova santralının yapıldığı Ören’e toplamalıydık. Topladık ve bugüne kadar yapılmış en büyük çevre eylemi  gerçekleştirildi. Bunun içinde bu oluşumun adını “Gökova Sürekli Eylem Kurulu” koyduk. Bu isim öyle kabul gördü ki bugün bile hala bu isim altında etkinlikler basın açıklamaları yapılıyor.

Türk-Yunan dostluk çalışmaları

Saynur sadece bir çevre eylemcisi değil duyarlı bir barışseverdi. Yunanlılarla dostluklar kurdu. Yunanlı çocukları Bodrum’a, Muğla’ya getirdi. Bodrumlu ve Muğlalı çocuklarla buluşturdu. Çocukların el ve ayak izlerinden Barış yolu yaptı. (Bu yol şimdi yok.) Yunanlı aydın Politakis ile yaptığı çalışmalar ve daha niceleri onu “Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü”  ile taçlandırdı.

Sınırsızlık meydanları

Dedim ya içi içine sığmayan bu sarışın  ve minnacık kadını durdurmak ne mümkün. O kentlerde herkesin düşüncesini özgürce söyleyebildikleri, protestolarını engellenmeden yapabildikleri meydanları olsun istiyordu. İlk olarak Muğla merkez’de ve bugün hala tam da düşündüğü gibi basın açıklamalarının, protestoların, eylemlerin yapıldığı bir sınırsızlık meydanına rölyef yaptı ve şöyle yazdı: “Söyleyecek bir sözün varsa ve yüreğin yetiyorsa susma gel konuş”. Muğla’da ki kadar kullanılmıyor olsa da bir tane de Bodrum/Gündoğan’da var.

BAÇEP (Batı Akdeniz Çevre Platformu) – AKÇEP (Akdeniz Çevre Platformu)

Örgütlü mücadele anlayışını da atlamamak lazım. O dönemlerde spontan ve daha çok bir araya gelmelerle yapılan çevre mücadelelerini bir araya getirmek etkileşmek, dayanışmak ve de bilgilenmek amacıyla; Muğla, Bodrum, Marmaris, Akyaka, Fethiye, Denizli, Burdur, Eğirdir gibi yerlerde çevre koruma çalışmaları yapan çevre dernekleri, kişiler ve inisiyatif gruplarının oluşturduğu BAÇEP oluşumuna katkı verdi, yer aldı. Daha sonra da benzer çalışmalar içinde olan Doğu Akdeniz Çevrecileri (DAÇE)’nin de içinde olduğu BAÇEP ve DAÇE katılımcılarının yer aldığı (AKÇEP) oluşumunda yer aldı ve önemli katkılarda bulundu.

Saynur’un çevre, kültür, sanat, Türk-Yunan dostluğu için yaptığı eylemlerin tamamını layıkıyla anlatmak şu an için mümkün değil. Ancak onun ölümünün 10.yılına yetiştirmek için çalışılan ama bazı nedenlerle yetiştirilemeyen kitabında ve belgesel filminde anlatmaya çalışacağız. Bu baş eğmeyen, eylemci kadını gelecek kuşaklara mutlaka anlatacağız.

Anısı önünde saygı ve özlemle eğiliyorum.

Gökova Termik Santraline karşı başlatılan açlık grevinin ilk gününden bir kare

Sevgili Saynur, senin mücadelen boşa gitmedi – Mustafa Tuncaelli (Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Muğla İl Eşsözcüsü)

Sevgili Saynur’la ilk karşılaşmamız 1993 Ağustos ayında Okluk Koyu eylemimizde olmuştu. Bizler Marmaris’ten gelmiştik, o da Bodrum’dan. Muğla merkezden gelen arkadaşlarımızda vardı. Marmaris’in Çamlık Köyü deniz kenarından Sedir adasına teknelerin kalktığı yerden daha önceden eylem için kiralanmış tekne ile Okluk Koyuna açılmıştık.

Ne yapacaktık? Gökova ( Kemerköy) Termik Santrali yeni yapılmıştı, onun çalıştırılmaması için eylem yapacaktık.

Neden Okluk Koyu? Çünkü o zamanki Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın gittiği Cumhurbaşkanlığının özel konutu vardı, konunun dikkat çekmesi için oraya eylem kararı alınmıştı. Eylem örgütümüzün ismi Gökova Sürekli Eylem Kurulu idi. Yani adından da anlaşılacağı gibi termik santrallara karşı sürekli eylem düzenleyen bir grup.

O eylemden sonra Saynur’la birlikte Ankara’ya gidip Ankara Güven Park’ta eylem yaptık. Termik santral bacasını canlandıran basit bir baca maketi ve pankartlar eşliğinde basın açıklaması yapıldı. Daha sonra meclise gidilip, muğla milletvekilleri ile görüşüldü.

Sonraki günlerde de termik santrallara karşı eylemlerimiz bitmemişti Hem Gökova termik santralına karşı Ören’de santral önünde bir çok eylem,  hem Yatağan Termik Santralı  önünde bir çok eylemi Saynur ve diğer çevre dostlarıyla birlikte  yaptık. Bu eylemlerde sözcümüz Saynur’du. Saynur, 1994 nisanında Gökova Termik Santralına karşı çevre için yapılmış ilk açlık grevi eyleminin de başı çekeniydi. Çevre bakanından söz alana kadar hastanede bile eylemini sürdürdü.

Akkuyu nükleer santralına karşı yapılan mitinglerde de Saynur’la birlikteydik. Muğla, Burdur, Isparta, Denizli ve Antalya’daki çevre örgütleri ile birlikte oluşturduğumuz BAÇEP (Batı Akdeniz Çevre Platforumu) 1994 sonundan itibaren çevre eylemcilerini buluşturan bir platform oldu.

Daha sonra da Akdeniz Çevre Platforumu. Toplantılarda Saynur’un ilk lafı “Termik santrallara karşı hangi eylemi yapıyoruz?” olurdu. Sevgili Saynur senden sonra santrallar hala çalışıyor ama senin mücadelen boşa gitmedi. Santrallar kapatılmadı ama o şekilde de çalıştıramadılar ve 2000 yılından itibaren desülfürüzasyon ünitesi yapmak zorunda kaldılar. Yani kükürt tutan filtre takarak  verdikleri zararı kısmen azalttılar. Bizler senin çocukların don kişotlar gibi halen termik santrallarla kavgaya devam ediyoruz. Fosil yakıtlı termik santrlalların kapatılıp, temiz, yenilenebilir enerjiye geçildiğini bizler görürmüyüz bilmiyorum ama umarım bizim çocuklarımız görür. Temiz, sağlıklı hava solurlar.

Sevgili Saynur seni özlüyoruz. Nur içinde yat.

Saynur Gelendost’un anısına… – A. Oktay Demirkan (Türkiye Çevre Platformu Dönem Sekreteri)

2 Mart 2013 günü önemli bir çevre savaşçısı olan Saynur Gelendost’un aramızdan ayrılışının 10. yılı…

Öncülük ettiği birbirinden önemli çevre eylemiyle ismini duyuran sevgili Saynur Gelendost, daha temiz bir çevre için ölümü bile göze aldı. Türkiye’de bir ilke imza atan Gelendost, 1994 yılında Gökova Termik Santrali’nin kurulmasını protesto etmek için ölüm orucu eylemi yaptı. Dönemin yetkililerinden söz alan çevre dostu, verilen söz üzerine eylemine son verdi. Ancak devletin en tepesinde olanlar verdikleri sözü tutmadılar.

Saynur Gelendost ismi eylem demek, barış demek, doğanın korunması demek, insan haklarına saygı demek. Bütün bu güzellikleri yüreğinde barındıran bir avuç çevreci ile oluşturduğu ”Gökova Sürekli Eylem Kurulu” nun eylemleri ile adını duyuran ve özellikle termik santrallere karşı verdiği mücadeleyle hükümetlerin ”korkulu rüyası” olan, Bodrumlu Gönüllüler Derneği Kurucusu sevgili Saynur Gelendost’un 73 yıllık yaşamında katkıları Ege Denizi’nin barış denizi olması için birleştirici çalışmaları ile de öne çıkmıştı. Mücadeleyle dolu yaşamında bir gün bile geri adım atmayan bu mücadele insanı hep gözü kara, hep inatçı, kafasına koyduğunu hep yapan ve yaptığı her şeyin de arkasında kale gibi duran bir arkadaşımızdı.

Nerdeyse her gün bir yenisi gündemimize gelen çevre sorunlarıyla savaşırken onu özlüyoruz. Onu unutmamamız, bilmeyenlere de öğretmemiz gerekiyor.

Bugün, çevre mücadelesinin onun gibi inançlı ve yılmaz savaşçılara ihtiyacı var.

Fotoğraflar: Gaye Cön Şakar arşivi ve ozguraras.com

(Yeşil Gazete)