İklim KriziManşet

İklim değişikliğinin “kokuttuğu” hayatlar: Dakka, Bangladeş

Taslima Masud, kızı Karima, kocası Mohammed ve 40.000’e yakın insanla birlikte Dakka’nın en büyük gecekondu bölgesi Korail’de yaşıyor.

Ünlü gazeteci Ravena Aulakh‘ın The Star’da yayınlanan haberini, Yeşil Gazete gönüllü çevirmenlerinden Hakan Gözlüklü‘nün çevirisiyle sunuyoruz.

***

Dakka’daki gecekondu bölgelerinde iklim değişikliği göçmenleri hayatta kalmaya çabalıyor. Şehir yetersiz altyapıya karşın nufüs patlaması yaşıyor.

DAKKA, BANGLADEŞ – Taslima Masud her sabah bir ikilemle karşı karşıya: Yemek mi hazırlamalı yoksa hasta olmamak için aç mı kalmalı?  ‘Mutfak tuvalete çok yakın. Yemek yaptığımda körinin değil tuvaletin kokusunu alıyorum. Bu her gün beni iğrendiriyor, ancak yapacak hiç bir şey yok, yemek yapmak zorundayım’ diyor.

19 yaşındaki Masud Dakka’nın en geniş gecekondu bölgesi Karail’de yaşıyor. Bölgenin yaklaşık 70.000 sakini köşkleri, restoranları ve batı tarzı alış-veriş merkezleriyle Gulshan semtinin gölgesinde ikamet ediyorlar.

Masud, kocası Mohammed ve üç yaşındaki kızları Karima iki adım genişliğinde tek odalı kulübeyi paylaşıyorlar. Kulübe ahşap direklerin taşıdığı metal trapez levhayla kaplı. Kulübenin büyük kısmını bir yatak kaplarken, bir köşede televizyon diğer köşede de Masud’un kap kacakları duruyor. Birkaç rafın bulunduğu sıkışık mutfak kulübenin arkasında, iki düzine kadar ailenin ortaklaşa kullandıkları tuvaletin bir metre uzağında bulunuyor.

Masud bambudan yapılmış derme çatma, açıkta akan pis su gideriyle tuvaletin kötü koktuğunu söylüyor. Bazı zamanlar tuvalet sırası oluştuğunu ve sıra kavgalarının çıktığını söyleyen Masud, burada yemek yapmanın en nefret ettiği şey olduğunu ekliyor.

Sorun sadece koku değil, muson sezonunda bölge yağmur suları ile dolduğunda kolera ve sıtma vakaları yaygınlaşıyor.Masud çamur birikintisinde ayakta yemek pişirmek zorunda kalırken, yakınlarında kanalizasyonun tıkandığını, bu yüzden kusacak duruma geldiğini söylüyor.

Masud büyük gözleri ve hüzünlü gülümsemesiyle bu şekilde yaşamak istemediğini söylerken, “kim ister ki zaten?” diye soruyor. 2008’deki kuvvetli siklon fırtınası kocasının Bangladeş’in güneyinde Barisal kentindeki aile çiftliğini ve evini yıkınca bu bölgede yaşamaktan başka çareleri kalmadı.

Masud bir iklim değişikliği mültecisi.

 

Taslima Masud, kızı Karima, kocası Mohammed ve 40.000’e yakın insanla birlikte Dakka’nın en büyük gecekondu bölgesi Korail’de yaşıyor.

 

İklim değişikliği bugüne kadar görülmemiş göçleri tetikleyecek gibi gözüküyor.

Uzmanlar 2050 yılında 250 milyon insanın yer değiştireceğini ön görüyorlar. Bir bölgedeki en yüksek sayı olarak 20 ile 30 milyon arası iklim değişikliği mültecisinin Bangladeş’ten olmasını bekliyorlar.

Aşırı hava olayları, seller ve kuraklıklar evlerini bırakmaya zorladığında insanların çoğu başkentin yolunu tutacaklar.

1990’da 6 milyon, 2005’te 12 milyon ve bugün yaklaşık 17 milyonla Dakka dünyadaki en hızlı büyüyen mega şehir.Birleşmiş Milletler, şehrin nufüsunun 2025 yılında 20 milyon olacağını tahmin ediyor.

Dakka gibi hızlı gelişen kentsel alanlar, özellikle bir çoğu kıyı şeridinde konumlandığı için, iklim değişikliği kaynaklı felaketlerin sıkıntısını çekecekler.

Ganges deltasında Buriganga Nehri’nin kıyısındaki Dakka Muson mevsiminde sellere elverişli konumda bulunuyor.

Dakka nüfusunun %40’ını oluşturan yaklaşık yedi milyon kişi gecekondu bölgelerinde tren raylarının yanında, nehir kıyısında, hatta ışıldayan otellerin gölgesinde bataklık alanlarındaki küçük bakımsız kulübelerde yaşıyorlar.

Uluslararası Göç Teşkilatı ( The International Organization for Migration),  gecekondu bölgelerinde yaşayanların yaklaşık %70’inin iklim değişikliğinin zorlamalarından ötürü Dakka’ya geldiklerini bildiriyor.

Gecekondularda yaşayanlar yakınlardaki ofis ve konutlardan elektriği çalarak düzensiz kullanabiliyorlar. Bir çoğu gaz lambası kullanıyor. Yaklaşık 200 kişinin ortaklaşa kullandığı el tulumbası ile su ihtiyacı karşılanıyor. Bazen topraktaki bir çukur ortak tuvalet olarak kullanılıyor. Birçok yerde pis su açıktan akıyor.Mutfak ve tuvalet atıkları en yakın gölete veya nehire herhangi bir artıma yapılmadan bırakılıyor.

Uzmanlar yeraltı su seviyesinin ihtiyacı karşılayamayacak seviyeye gerilediği uyarısında bulunuyor.

Uluslararası Doğa Koruma Birliği’nin ( Union for Conservation of Nature) program yürütücülerinden Istiak Sobhan, Dakka’ya ve haliyle bu yaşam koşullarına gelenler için endişeli.

Hükümetler ve diğer kuruluşların iklim değişikliğinin etkileri üzerine bu kadar çok para harcayacaklarına ucuz konut, temiz içme suyu ve atıklar konusuna yatırım yapmaları gerektiğini söylüyor.

İstiak, ‘Toplu taşıma sistemi önemli ama işe daha iyi konutlar yapmakla başlamalıyız. Eğer insanlar göç edeceklerse onlara seçenekler sunmalıyız. Dakka bunu yapmıyor.‘ diyor.

Dakka her yerde yükselen gökdelenlerle büyüyüp gelişiyor gözükebilir, ama buna elverişli altyapıdan yoksun.

Uzmanlar toplu taşıma ya da yaya yolları açmadan sistemin yakında çökeceğini söylüyorlar. Halk otobüsleri trafikte sıkışıp kalıyorlar. ‘Dakka Metro’ adında bir yeraltı taşıma sistemi için fizibilite çalışması tamamlandı ama inşaat henüz başlamadı.

Elektrik bir diğer baş ağrısı. Gün içinde elektrik rastgele kesiliyor, çünkü üretilen enerji şehrin ihtiyacının yarısından bile az. Çoğu işletmelerin ve orta sınıf konutların yedekte jeneratörleri var.

Fakirler bu arada ellerindeki ile yetinmek zorunda: Neredeyse hiçbir şey.

Gecekondularda yaşayanların çoğunluğu el arabaları çekerek ya da yarı zamanlı hizmetçi olarak günde yaklaşık 2 dolar ücretle çalışıyorlar. Diğerleri, daha çok kadınlar, tekstil atölyelerinde sadaka gibi bir ücretle çalışıyorlar.

Çocuklar nadiren okula gidiyorlar. Ergenliklerinin ilk yıllarında genellikle bayağı işler yapıyorlar ya da çöpler arasında yiyecek arıyor, sokakları temizliyorlar.

Jafur Siqdar burada yaşamın herkes için çetin, çok  küçükler için bile zorlu olduğunu söylüyor. ‘Herkes çalışmak zorunda. Gecekondu bölgesinde bile her şey çok pahalı.’

25 yaşındaki Siqdar , Aila Siklon’u 2009’da her şeyle birlikte köyünü, evini, tuğla ürettiği ocağını yerle bir ettikten sonra sahil kenarındaki köyü Chandpura’den ayrıldı.

Siqdar ve karısı ,Javeda Begum, Dhanmondi yakınlarındaki gecekondu bölgesinde yaşamaya başladılar. Şimdi bir tekstil fabrikasında çalışıyorlar. İkisi birlikte ayda 80 dolar kazanıyorlar. Barkaları için kira, mutfak ve tuvalet paylarını ödedikten sonra ellerinde 40 dolar kalıyor. 31.000 Bangladeş ‘taka’sı.

Fakat para yetmiyor. Balık yaklaşık 700 taka, bir kilo pirinç 500 taka, bir kilo mercimek 600 ile 800 taka ediyor.

Begum bir aylık yemek için paranın zar zor yettiğini söylüyor.

Begum bir aile kurmak istiyor, ama bunda ekonominin rolünün farkında olduğunu belirtiyor. Çocukları olursa durum daha da zorlaşacak, o zaman çalışamayacağını bildiğini söylüyor. Bu, ayda 50 doları geçmeyen maaşla üç kişinin yaşaması demek.

Komşuları Motalif Khan ve alımlı karısı Shurma, 9 aylık çocukları Noyun ile beraber yan kulübede yaşıyorlar. Kötü durumdaki kulübelerini kiraya verip, dökülen el arabasını çekerek zar zor yemek için para kazanabiliyor.

Geçen Ağustos Muson mevsiminin ortasında yeni doğmuş bebekleri ishal oldu. Özel bir doktora paraları yetişmediğinden, bir doktorun oğullarını muayene etmesi için bütün bir gece bekledikleri devlet hastanesine gittiler. Hiç yatak olmadığı için karanlık bir köşede 3 gün geçirdiler. Dua etmekten başka yapacak bir şey yoktu.

Bebek iyileşti ama bu olay tam bir kabustu.

Khan sessizce, başka bir şey yapmak, başka bir yerlere gitmek istediğini söylüyor. Ama yapamıyor.

Barisal yakınlarındaki köyü sürekli su altında. Araştırmacılar, Barisol’un iklim değişikliğine bağlı olarak daha yüksek gel-gitler yaşadığını ve toprakların her sene su altında kaldığını söylüyor.

Khan burada her şeyin berbat olduğunu söylüyor.

ActionAid’de çalışan Anees Mohammed 20 yıldır gecekondu bölgesini ziyaret ediyor. Göçün azalıp artmasını yakından gözlemlemiş birisi. Aktardığına göre eskiden kötü bir hasattan sonra, erkekler Dakka ya gelip, biraz para kazandıktan sonra evlerine geri dönüyorlardı. Hiçbir zaman karılarını ve çocukları getirmiyorlardı, şimdi onları da getiriyorlar ve çok az aile geri dönüyor.

Anees, yıllar içinde durumun kötü gittiğini, ama son zamanlarda daha da vahimleştiğini söylüyor..

Dakka belki ağzına kadar dolu ama, Bangladeşliler hala umutlular.

Taslima Masud kendi bakış açısına göre ailesi ve kendisi için bir başlangıç şansı görüyor.

Oysa, seller üst üste üçüncü sene de pirinç tarlasını mahvettiğinde, 2001’de Dakka’ya gelen 57 yaşındaki Ahmed Riaz, büyük şehirde hiçbir şeyin değişmediğini söylüyor.

Kuzey Bangladeş’teki  Sakhipur yakınlarından Korail gecekondu bölgesine yerleşen Riaz yoksullar için bir şeyin değişmeyeceğini söylüyor.

‘Ben buraya geldiğimde de durum bu şekildeydi, bizim gibiler için gecekondu vardı, su veya elektrik yoktu. Artık daha fazla insan var, ama koşullar hep aynı.’

Ona göre hükümetin yapabileceği bir şey yok.

Riaz, hükümetin binlerce göçmene konutu nasıl sağlayabileceğini soruyor.

Riaz’a göre işler daha da kötüleşecek.

 

 

Yeşil Gazete için çeviren: Hakan Gözlüklü

Yazının özgün hali (ingilizce) için tıklayınız.

(The Star, Yeşil Gazete)

 

 

Kategori: İklim Krizi