Dış Köşe

Kaya gazı: Kimin devrimi? – Önder Algedik

2012 Yaz sonu kaya gazı rezervleri ile ilgili olarak tartışmalalar Diyarbakır’da yatırım haberleri ile bir anda çoğaldı. Diyarbakır ve bazı kentlerde, 20 trilyon metreküplük doğalgaz ve 500 milyar varil petrol rezervi taşıyabilecek kaya yapıları olduğu tahmin edildiğine dair haberler peşi sıra çıktı. Şimdilerde ise bir dizi haberler ve etkinliklerle kaya gazı bir devrim olarak sunuluyor. Ancak bunun gerçek verilerine bakmak, kimin devrimi sorusunun cevabını bizlere veriyor.

Geçen  Kasım ayı içinde kaya gazı ile ilgili çeşitli haberler küresel düzeyde de karşımıza çıktı. “Kaya Gazı Devrimi” ifadesi basında yer buldu. Tartışmalara Uluslararası Enerji Ajansı-UEA’nın baş ekonomisti Fatih Birol’da katılınca Türkiye’de de daha fazla ilgi buldu. Birol’un basında çıkan ifadelerinde “Türkiye gibi gaz ithalatçılarını ise olumlu etkileyecek” derken Rusya gibi geleneksel doğalgaz ihracaatçılarının etkileneceğini söyleyerek heyecanı bir kez daha arttırdı.

Ancak, resmi raporlar bunu doğrulamadı.

Uluslararası Enerji Ajansı-UEA, Nisan 2011 tarihli analizinde küresel kaya gazı rezervi için 187 Trilyon metreküplük bir tahminde bulunuyor. Yani Türkiye’de bulunacak rezervin topu topu 9 katı. UEA’nın Türkiye için rezerv tahmini ise sadece 0.42 trilyon metreküp! Yani UEA’nın verilerinin 50 katı kadar rezervimiz bir anda oluşmuş!

Yine Fatih Birol bunları söylerken, UAE’nin son “Dünya Enerji Görünümü-2012” raporu ile ilgili açıklamada ise, farklı bir şekilde, “iklim değişikliğinin tehlikeli sonuçlarından korunmak için bilinen fosil rezervlerinin üçte ikisinin yeraltında bırakılması gerekiyor.” dedi.

Raporların yalanlamasına rağmen, pratikte yaşanan sorunlar da durumun vehametini ortaya koyuyor. “Kaya gazı devrimi” geliştiği her ülkede ciddi sonuçlar ve karşı çıkışlar doğurdu. Eylül ayı başında Kanada’nın Quebec Eyaleti Doğal Kaynaklar Bakanı Martine Ouellet “Kaya Gazının güvenli bir şekilde çıkarılmasını sağlayacak bir teknolojinin bir gün mümkün olmadığını” ifade ederken, bölgede yasaklanması için çalışmalara başladı.

Harita 1- AB ülkelerinde kaya gazı yasaklamaları artıyor (Kaynak: The Economist)

Kaya Gazı=Doğalgaz

Kaya gazını yer altındaki “gözenekli” yapıya hapsolmuş doğalgaz diye tanımlayabiliriz. Fosilleşme ile oluşan çürüme neticesinde oluşan metan gazı boşluk bulursa doğalgaz yatağında hapsolurken, boşluk bulamazsa gözeneklerde daha seyrek olarak kalıyor. 1871’de ilk New York civarlarında çıkartılırken, bugüne kadar adının geçmemesi, 2000’lerin başında ABD’de gelişmeye başlaması ile bugün Türkiye’ye gelmesi oldukça ilginç. Böylesi bir gelişmenin çeşitli nedenleri var.

Birincisi, kayagazını çıkarmak için gerekli teknoloji son dönemde gelişti. İkincisi ise, fosil yakıt fiyatlarındaki artış ile kaya gazı gibi pahalı bir kaynağı çıkarmak uygun hale geldi.

Bu iki faktör madalyonun bir yüzü. Diğer yüzü ise oldukça karanlık.

Kayagazını hapsolduğu gözeneklerden çıkarmak için bulunduğu katmana kadar sondaj yapmak gerekiyor. Sonrasında, katman içinde yatay sondajla devam edilerek küçük hidrolik-patlamalar (hydraulic fracturing) gerçekleştirerek gözenekli yapıyı bozmanız ve gazı çıkmaya zorlamanız lazım. Bu da çok ciddi miktarda kimyasal ile doldurulmuş su kullanımı demek. Sonrasında pompaladığınız suyun gaz ile yer değiştirmesi sonucunda borulara giren gazı   yeryüzüne çıkartıp kullanıma servis edebiliyorsunuz.

İşte bu noktada, kayagazı 3 şeyi bozuyor; yer altındaki yapıyı, yer üstündeki yapıyı ve geleceğimizi.

Yer altında yapılacak düşük yoğunluklu ama geniş bir alandaki patlamalar doğal olarak yapıyı bozacaktır. Bu konuda, deprem miktarında artış ve yer altı su rezervlerinin kirlenmesine dair bilgi ve çalışmalar kaya gazı üretimi yaygınlaştıkça ortaya çıkmaya başladı. Bu durumu yer altında bozulma olarak da tanımlayabiliriz.

Yer üstündeki bozulmaya gelecek olursak, yer altındaki kirlenmiş suyun yer yüzündeki kaynakları kirletmesi, kullanılan yüksek miktardaki suyun yaratacağı yokluk ve çatlaklardan atmosfere kaçan metanın yaratacağı hava kirliliğini örnek olarak verebiliriz.

Şimdilik bu iki faktör, bölgede yaşayan insanları bezdirecek diyebilirsiniz. Ancak yanıldığımızı üçüncü faktörü anladığımızda göreceğiz.

Doğalgaz ya da kaya gazı aslında metan. Küresel ısınma faktörü 21. Yani atmosfere kaçan metan gazı iklimi karbondioksite göre 21 kat daha fazla güçlü değiştiriyor. Yakılması durumunda ise ortaya karbondiksit çıkartarak iklimi değiştirmeye devam ediyor. Kısacası, iklim değişikliğini arttıran kömür, petrol ve doğalgaza birde kaya gazını ekleyerek yaşadığımız iklim felaketlerini daha da fazla artacağını, iklim değişikliğini durdurmamızın neredeyse imkansız hale gelebileceğini söyleyebiliriz. Dolayısıyla, bugün iklim değişikliğini durdurmak için kömürü yatağında, petrolü ve doğalgazı toprakta bırakmak gerekiyorken, kaya gazınıda kayaçların gözeneklerinde bırakmak en doğru çözüm.

Kaya gazı devriminin bir fosil yakıt devrimi olduğu açık. Bugün sadece mevcut doğalgaz rezervleri iklim dengelerinin yıkılması için yeterli iken, kaya gazı bunu perçinleyecek.

Siz kaya gazı devrimine inanmayın, gördüklerinize inanın. Yaşadığımız iklim felaketleri yeterince gözler önünde iken bu dünyada fosil yakıtlara artık yer kalmamışken, derdimiz yeni fosil yakıtlar değil, enerji verimliliği ve iklim dostu enerjiler olmalı!

Önder Algedik /http://www.yesilekonomi.com/kose-yazilari/onder-algedik/kaya-gazi-kimin-devrimi

 

 

Kategori: Dış Köşe