Obama’ya sözünü hatırlatmak

Son araştırmalar Amerikalıların çevre konusundaki duyarlıklarının artmakta olduğunu gösteriyor. Bisiklete “ her zaman” veya “sıklıkla”  binerim diyenlerin oranı % 25’e yükselerek tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmış. Toplu taşıma araçlarını veya ortak araba havuzlarını kullananların oranı da %18. Tasarruflu ampul kullananların oranı son beş yılda %40’tan 57’ye yükselmiş. Tüketicilerin üçte biri küresel ısınmayı azaltmaya çalıştığını iddia eden şirket ürünlerini kullanarak ödüllendirdiğini, dörtte biri ise küresel ısınmayı önemsemeyen şirket ürünlerini kullanmayarak bu şirketleri cezalandırdığını söylüyor. Her on Amerikalıdan biri mektup, telefon veya e posta yoluyla politikacıları küresel ısınmayı engellemeleri konusunda uyarmış, yedide biri ise aktif olarak iklim konusunda çalışan kuruluşlarda gönüllü olarak çalışmış.

Yale Üniversitesi araştırmasının sonuçları pembe bir tablo çizse de ümitli olmamıza yetmiyor. Çünkü Amerika’da küresel iklim değişikliğinin gerçek olmadığını düşünen hala çok sayıda insan var.  Bir başka kamuoyu araştırmasına göre Amerikalı seçmenlerin %63’ü iklim değişikliğini ciddi bir mesele olarak görürken, %34’ü konuyu önemsemedikleri beyan ediyorlar. Yine aynı araştırma başka ilginç bir sonucu daha gözler önüne seriyor. Sorunun ciddiyetine inananların sadece %43’ü küresel ısınmanın insan faaliyetleri sonucunda oluştuğunu söylerken, geri kalanlar esas nedenin kontrol edilemez nedenlerden kaynaklandığını düşünüyor.

Amerikalıların neden küresel iklim değişikliğine şüpheyle yaklaştıkları sorusuna Economist dergisinde E. G. Austin birden çok neden saymış.

Austin’e göre insanlar kötü mukadderatla yüzleşmemeyi tercihen psikolojik, küresel ısınmayı önlemek için alınacak tedbirlerin getireceği maliyetlerden kaçınan ekonomik, meselenin Demokratlar/ Cumhuriyetçiler meselesi olduğunu iddia eden politik, bilim insanlarının söylediklerinde pekala yanılmış olabileceklerini düşünen epistemolojik ve son olarak Tanrı’nın milyonlarca insanın ölmesine yol açmayacak kadar merhamet sahibi olduğuna iman nedeniyle teolojik nedenlerle küresel ısınmayı inkâr ediyorlar.

2012’de yaşanan tarihin en sıcak yazına, büyük ürün kayıplarına neden olan ciddi bir kuraklığa, kıtayı bir baştan bir başa mahveden orman yangınlarına ve hasarı hala tam olarak onarılmayı bekleyen Sandy kasırgasına rağmen Amerikalılar küresel ısınmaya şüphe içinde yaklaşadursunlar, dünya dönmeye ve Amerikalılar yeryüzünde herkesten fazla karbon tüketmeye devam ediyor. İklim değişikliğini önlemeye yönelik tüm uluslar arası mücadelenin gelip tıkandığı nokta da tam burası.”Biraz da biz kirletelim” anlayışıyla Türkiye dâhil birçok ülkede hükümetler son hızla fosil yakıtlara dayalı kalkınma politikalarını sürdürürken kendi ülkelerindeki seçmenlerden destek görmeye devam ediyorlar. Yani ABD’de ciddi ve inandırıcı iklim politikaları hayat geçirilmeden dünyanın geri kalanında mücadeleyi sürdürenlerin işi gerçekten çok zor.

ABD ise fosil yakıtları azaltmak bir yana kaya gazı kaynaklarını seferber ederek ekonomik büyüme uğruna sorumsuzca davranmaya devam mı edecek? Obama’nın 2. başkanlık döneminin en can alıcı sorusu bu. Seçim kampanyası boyunca iklim değişikliği tartışmalarından ustaca kaçan Obama yeni yemin töreninde konuyu önemsediğini belirterek yüreklere bir nebze de olsa su serpmiş oldu. Obama 2. Başkanlık dönemi konuşmasında şöyle diyordu: İklim değişikliği tehdidini ciddiye alacağız, biliyoruz ki gerekli önlemleri hayata geçirmezsek çocuklarımıza ve gelecek kuşaklara ihanet etmiş olacağız.

Obama’nın bu sözünün gereğini yapmasını sağlamak üzere bu pazar günü onbinlerce kişi başkent Washington’da, Beyaz Sarayın önünde buluşacak. Geçen sene 18 Kasımda 15 000 iklim aktivisti Beyaz Saray’ı kuşatmıştı. Aktivistlerden 1 250 kişinin yaka paça gözaltına alındığı bu eylem sonucunda Başkan Obama Keystone boru hattı projesini bir yıl ötelemek zorunda kalmıştı.

17 Şubat geleneksel olarak Amerikan Başkanlar günü olarak kutlanırken bu kez Amerikalılar başkanlarından iklim politikalarını şirketlerin değil gezegenin çıkarları doğrultusunda değiştirmesini bir kez daha ve tahminen daha da yüksek sesle talep edecekler. Tarihin en kitlesel iklim gösterisi olması için çalışılan eylem ile Obama’nın öncelikle Kanada’dan Teksas körfezine zift kumu nakletmeyi öngören Keystone projesini bu sefer kesin olarak engellemesi talebi tekrarlanacak. Obama’nın Keystone projesine ilişkin vereceği karar, yemin töreninde verdiği söze ne kadar sadık kalacağını gösteren bir tür samimiyet testi olacak.

Çarşamba günü Beyaz Saray önünde bu eylemin bir provası olarak sivil itaatsizlik yapan 48 iklim aktivisti  gözaltına alındı.  Göz altına alınanlar arasında Amerika’nın en eski ve büyük çevre örgütlerinden Sierra Club’un başkanı Michael Brune, 350.org hareketinin kurucusu Bill Mc Kibben, çevre avukatı Robert F. Kennedy Jr ve aktris Daryl Hannah gibi tanınmış isimler bulunuyor. Aktivistler iklim konusunda tatmin edici politikalar uygulanana kadar sivil itaatsizlik eylemleri başta olma üzere  bir çok kampanyayı hayata geçireceklerini açıkladılar.

17 Şubat için hazırlıklar büyük ölçüde tamamlandı. 350.org ( www.350.org) ve Sierra Club’ın (www.sierraclub.org) başını çektiği eyleme yüzlerce yerel inisiyatif ve çevre örgütü katılacağını açıkladı.  . ABD’nin dört bir yanındaki 25 eyaletten yüzlerce otobüs onbinlerce aktivisti Beyaz Saray’ın önüne getirmek üzere ayarlandı. Mitingde tanınmış sanatçıların da sahne alacağı biliniyor ama isimler henüz açıklanmadı.

17 Şubat küresel anlamda iklim politikaları açısından bir dönüm noktası olabilir. Beklendiği gibi geniş bir katılım sağlandığı takdirde ABD yönetiminin bu sese kulak vermemesi düşünülemez.

Yale üniversitesi tarafından çok yeni yapılan bir araştırma sonuçları Amerikalı politikacıların pek duymak istemeyeceği türden.15 Ocak 2013’te açıklanan rapora göre Amerikan seçmenlerinin %58’i önümüzdeki seçimlerde adayların iklim politikalarına bakarak oy vereceğini beyan etmiş. Demokrat ve bağımsız seçmenlerin Cumhuriyetçilere oranla iklim konusunda daha duyarlı olduğu gerçeğine rağmen parti farkı olmaksızın seçmenlerin büyük çoğunluğu yenilenebilir enerjiye olumlu yaklaşıyor. Fosil yakıtlara uygulanan sübvansiyonlara karşı çıkan Amerikalı seçmenlerin%92si temiz enerjiden yana. Yine seçmenlerin %88’i küresel ısınmanın önlenmesi için gerekirse bedel ödemeye hazır.   Aynı araştırma sonuçlarına göre Amerikalı seçmenler kendi beklentilerine uygun harcandığı takdirde karbon vergisine de karşı değil.

Bu araştırmalar herhalde Beyaz Saray’a çoktan ulaşmıştır. Bakalım 17 Şubatta Başkan Obama bahçesine kadar gelerek sözüne bağlı kalmasını talep eden %99’un çığlığını mı dinleyecek, yoksa şimdiye kadar olduğu gibi dev enerji şirketlerinin mi çıkarlarını savunmayı sürdürecek?