Dış Köşe

Bastıbacak Şubat Dans Edecek

CHP İstanbul MV Melda Onur

CHP İstanbul MV Melda Onur

Çocukluktan şöyle bir tekerleme hatırlıyorum:

Şubat deyince aklıma, Bastıbacak bir ay gelir
Dört yılda bir yirmi dokuz, Oldum diye övünür
Aman sakın siz bu ayın, Küçüklüğüne bakmayın
Kış bitiyor zannedip de, Sobaları söküp atmayın…

Artık şubat deyince aklımıza ne kar, ne kış, ne bastıbacak ay ne de, 29 Şubat geyikleri geliyor.

Her ne kadar son yıllarda ağzımızı açtığımızda “Ama 28 Şubat…” diye başlayan cümleler kabak tadı verdiyse, yine de Şubat’ın sembolü mütedeyyin kesimin her fırsatta can simidi gibi sarıldığı ünlü 28 Şubat değil.

Bastıbacak Şubat’ın 28’i ne yaparsa yapsın yarısı kadar olan 14 Şubat’ın ününü geçemez. Dünya’da 1800’lerden beri kutlanan ülkemizde ise yaklaşık son 20 yılla yani 90’lı yılların çılgın tüketim ortamıyla milli bayram havasına bürünen 14 Şubat Sevgililer Gününü.

14 Şubat deyince aklıma…

14 Şubat’la ilk kez 1990 senesinde tanıştım. O günlerde Paris’te öğrenciydim. 72 milletten öğrenci vardı. Günün anlam ve önemini Meksikalı bir kız arkadaşımdan öğrenmiştim, pek manasız bulmuştum. Zaten akşam bir grup arkadaşla bowling oynamaya gitmiştik. Hala 14 Şubat deyince aklıma bowling gelir.

Bir ünlü Fransız büyüğü demiş ki; “Erkek arkadaşlar geçici, kız arkadaşlar kalıcıdır”. 14 Şubat’ın tadı kızlarla çıkar.

Bir keresinde de ablam, eşi, yeğenim bir bayram tatilinde Roma’ya gitmiştik. 14 Şubat da denk düşmüştü tatile. Doğrusu ya İtalya gibi romantizmle eş tutulan bir ülkenin, aşkla bütünleşmiş başkentinde bambaşka bir St. Valentin düşünmüştük. 14 Şubat akşamı mutlaka ünlü Aşk Çeşmesi’nin oralarda olalım, kim bilir ne eğlenceler, ne gösteriler, şovlar vardır dedik. 14 Şubat günü şehrin üzerine güller yağmasa da günün anlam ve öneminin hissedileceğini düşünüyorduk. Yemin ederim 2-3 dükkanın üzerinde birkaç yazı ve bazı çikolatacılardaki kalp şeklinde çikolata, bon bon, şekerleme dışında bir şey göremedik. Aşk Çeşmesi zaten her gün olduğu gibi ana baba günüydü.

Sen de 1 ol…

Bu yıl 14 Şubat’a bambaşka bir anlam katma çabası var. Yazar Eve Ensler dünya kadınlarını şiddete karşı örgütlemeye çağırıyor. Hareketin adını da “One Billion Rising” koymuşlar. Türkiye “SEN DE 1 OL” sloganı ile katılıyor ama ben Türkçesini “Aşk karın doyurmuyor” diye okuyorum. Peki ne yapılacak? 14 Şubat’ta dünyanın dört bir yanından 1 milyar kadın dans ederek kadına karşı şiddeti protesto edecek!

Türkiye’nin lider kenti de İzmir olacak. Kimilerinin içinden “tam da bir beyaz Türk light eylemi” diye geçebilir. Doğrusu bana da ilk duyduğumda garip geldi. “Ne dansı yahu, kadınlar patır kütür ölürken…” dedim. Ama dünyanın 160 ülkesinde yapılacak bu etkinliğe eklenmemek de olmaz. Dilerim
konu 1. sayfalara magazin boyutu olmadan taşınır. Umarım Sevgililer Günü denen manasız tüketim günü bu sayede manalı bir mücadele gününe dönüşür.
O gün iş falan da olmayacakmış, kadınlar çalışmayacakmış deniyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin de davetliymiş.

Bütün dünya aynı anda dans etsin diye bir de tek bir dans öğreniyor herkes. Oysa ben yine de Fatma Şahin’i güzel bir Gaziantep Türküsü ile halay çekerken görmeyi tercih ederim.
Şahsi tercihim ise Bandista kızlarının “olur olmaz” şarkısı ile dans etmek olacaktır.

Çevir dünyayı tersine dönsün
Seni dövemez dizini dövsün
Kızkardeşlerin sesini duysun
Kadınlar sokaklara dökülsün

Hayat yolumun ikinci yarısında yeni Şubat tekerlemem budur.

 

Melda Onur – Bayan Yanı

 

 

Kategori: Dış Köşe