Gen Bankaları ile saklama mı? Doğal ortamda koruma mı?

Gen rezervuarı ya da bilinen adıyla gen bankası, DNA dizilerinin veritabanı sıralamasıdır.

Yani siz bir canlıyı, örneğin Anadolu yaban koyunu (latince bilimsel ismi:ovis gmelinii Anatolica) nun gen diziliminin bilgisini tam şu anda yani 9 Şubat 2013 saat: 12:55′ te alıp, o canlının tam bu ana kadar gelişmiş DNA bilgisini bir yerde depoluyorsunuz.

Bu ex-situ koruma yöntemlerinden biridir.

Ex-Situ (Doğal Habitatı Dışında) Koruma: Tehlike altında olan biyolojik çeşitlilik öğeleri, bulundukları alan dışına çıkarılarak koruma altına alınabilmektedir. Ancak bu öğelerden ekosistemlerin, ex-situ korunması mümkün değildir. Genetik kaynakların ex-situ korunması, söz konusu genetik materyalin çeşidine ve kaynağına bağlı olarak, botanik bahçelerinde, zooloji bahçelerinde, orijin ve döl deneme alanlarında, tohum bahçelerinde, klon arşivlerinde, doku kültürü, tohum, polen ve DNA saklama bankalarında mümkün olmaktadır(1).

Oysa koruma olmak zorunda ise bu mutlaka in-situ yöntemlerle yapılmak zorundadır.

In-Situ (Doğal Habitatı İçinde) Koruma: Bir türün ve onun taşıdığı genlerin korunması işlemi, en iyi şekilde o türün doğal yaşama ortamlarında gerçekleşebilir. Bu doğal ortam, aynı zamanda başka türlerin de yaşadığı bir ekosistemdir ve bu ekosistemde bir hedef tür korunurken bu arada birçok başka tür de korunmuş olur. In-situ koruma, biyolojik çeşitliliğin ve onun bir parçası olan gen kaynaklarının korunması için etkin bir biyolojik yöntemdir. Milli Parklar, Tabiat Parkları, Tabiatı (Doğayı) Koruma Alanları, Habitat/Tür Yönetim ve İşletme Alanları, Gen Yönetim Zonları, Gen Koruma Ormanları, Özel Çevre Koruma Alanları, Tabiat (Doğa) Anıt alanları vb. yerler, başlıca in-situ koruma alanlarıdır(1).

Peki bir Gen Bankasında Genetik Bilgi Doğru Şekilde saklanabilir mi?

Gen bankalarında genetik bilgi doğru şekilde saklanamaz. Sebepleri şunlardır:

1- Genetik materyalinin bilgisi alınan hücre örneği sağlıklı olmayabilir.

2- Genetik materyalinin bilgisi alınan organizma “tetragametik kimer” olabilir. Bu durumda örneğin fenotipi ile genotipi birbiri ile aynı olmayabilir.

3- Gen bankasının bilgiyi koruma-saklama için ihtiyaç duyduğu enerji, güvenlik vb. şartlar bozulabilir, değişebilir, aksayabilir. Bilgi deformasyona uğrayabilir, kısmen ya da tamamen kaybolabilir.

4- Bilginin, üzerinde-içerisinde saklandığı medya bozulabilir.

5- Kodlanan bilgi, ileride kodu çözecek olanlar tarafından yanlış anlaşılabilir. Zaman içerisinde kodlama sistemi bu saklanan örnekler unutularak revizyona uğrayabilir.

6- DNA’ nın tamamı çekirdekte bulunmaz. Örneğin az da olsa mitokondride de “mitokondriyal DNA” denen bir miktar DNA bulunur. Gen saklamada bu DNA’ nın bilgisini de almak ya da tüm genetik kod içerisinde hangi kısmın mitokondriden geldiğini bilmek pek mümkün değildir.

7- Alınan gen numunesi, türü-ırkı yanlış temsil eden bir örnek olabilir.

8- Tür-ırk tespiti yanlış yapılmış ya da yanlış kaydedilmiş olabilir.

Ve saire, vesaire.

Müzik ve Genetik

Açıkçası genetik bilgi (DNA) ile müzik notaları birbirine çok benzer.

Siz bir besteyi nasıl notalara döküyor ve gerektiğinde çalabiliyorsanız genetik bilgi de böyledir. Depolanır ve gerektiğinde çalınır. Organizma, bir çok hücrenin aynı anda, aynı notanın farklı kısımlarının çalındığı bir orkestradır. Farklı organ ve dokular orkestranın farklı kısımlarını oluşturur. Akciğer organı: Üflemeliler, akciğer zarı dokusu: ağız kopuzu çalan grup gibi.. Orkestra kaotik olarak düzenli bir müzikal icra eder.

Bir müzikal kendine özgü, yalın bir olay örgüsü olan, müzik, dans ve diyalogların olaylarla bütünleştiği duygusal ve eğlendirici sahne gösterisi, oyun ya da filmdir(2).

Müzikalde müzik çok önemlidir ancak dans ve diyaloglar da gereklidir ve müzikali bunlar müzikal yapar.

Aynı şekilde organizmanın genetik bilgisi de böyledir. DNA size sadece müziği verir. Oysa dans, diyaloglar ve koreografi olmadan ortaya bir müzikal değil, müzik çıkar.

Kültürler de (örneği Hint kültürü, Teke Yöresi Kültürü vb.) büyük oranda müzik (ninniler, şarkı-türküler) ve sanat ile taşınır ve sadece notalar kaydedilerek bir kültür korunamaz. Kültür kendi doğasında yeterli bir alanda yaşayarak, yaşatılarak korunabilir.

Kısacası ex-situ koruma yöntemleri ile türleri/ırkları ve kültürleri korumak mümkün değildir. Korunan gen veya kültür değil, onun ruhsuz ve eksik bir kopyası olacaktır. Müziği müzikal yapan dans ve diyaloglardır.

Dolayısı ile genler ve kültürler kendi doğasında in situ yöntemlerle korunmalı; yerinden yönetim, tüm canlılara saygı ve yaşam hakkı, yerel duyarlılık pratikleri uygulamaya geçirilmelidir.

Kaynaklar:

(1)  Işık, K., Biyolojik Çeşitlilik, Anadolu Üniversitesi, Ünite 2, Eskişehir, sf: 31-33

(2)  http://tr.wikipedia.org/wiki/M%C3%BCzikal [indirme: 09.02.2013)

 

Hakan Ozan Erzincanlı

Biyoteknolog Ziraat Yüksek Mühendisi

 

 

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page