Yazarlar

Philip Jessup “Farazi Dava Yarışması”nın bu seneki konusu: İklim Değişikliği

Uluslararası Hukuk Öğrencileri Derneği’nin (International Law Students Association – ILSA) White & Case Hukuk Bürosu’nun desteğiyle düzenlediği Philip Jessup “Farazi Dava Yarışmasının bu seneki konusu iklim değişikliği.

* * *

Her sene karmaşık bir devletlerarası umumî hukuku sorununu konu alan P. Jessup “Farazî Dava Yarışması” dünya çapında hukuk fakültesi öğrencileri arasındaki en önemli etkinliklerden biri. ABD’nin Washington kentinde yapılan final turlarına katılabilmek için önce ulusal elemelerde kendi ülkenizdeki hukuk fakültelerini geçmeniz ve en başarılı takım olmanız gerekiyor. Ancak yalnızca yarışma dosyasının hazırlanması bile o kadar yoğun bir çalışma gerektiriyor ki her fakültenin katılması mümkün olmuyor. Örneğin Türkiye’deki 50’den fazla hukuk fakültesinden katılanların sayısı her sene 5-6 tane ile sınırlı kalıyor: Koç, Galatasaray, İstanbul ve Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakülteleri son üç yıldır düzenli şekilde yarışmaya katılıyor, bunlara Bilgi, Ankara ve Yeditepe Üniversiteleri de seneden seneye ekleniyor. Bu sene rekor sayıda fakültenin Türkiye elemelerine katılacağı belirtiliyor ancak kurallar gereği bunların hangi üniversiteler olduğu henüz açıklanmadı. (Bu seneki ulusal elemeler 22-23 Şubat tarihlerinde Bahçeşehir Üniversitesi’nin Beşiktaş’taki kampüsünde gerçekleşecek. Etkinlik halka açık ve kayıt gerekmiyor.)

(Güncelleme: Bu seneki ulusal elemeler 23-24 Şubat’ta İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası’nda yapılacak)

Tamamı İngilizce yapılan yarışma o kadar prestijli ki büyük hukuk büroları işe alımlarda yarışmayı kazanmayı değil, sırf bu yarışmaya katılmış olmayı bile göz önünde bulunduruyor. Jessup Farazi Dava Yarışması’na katılan öğrenciler mezuniyetlerinin ardından en büyük hukuk bürolarında ve Dışişleri Bakanlığı gibi önemli bürokratik görevlerde kolaylıkla iş bulabiliyor. Hele bir de kazandıysanız, iş teklifleri arasından en beğendiğinizi siz seçiyorsunuz. Yarışmanın prestijinin bu kadar yüksek olması -özellikle ABD’de- bazı öğrencilerin senelerini dondurup bu yarışmaya hazırlanmasına dahi yol açabiliyor.

İşte geleceğin uluslararası hukukçularını yetiştiren bu önemli yarışmanın bu seneki konusu iklim değişikliği ve buna bağlı olarak ortaya çıkan hukuksal sorunlar. Kısaca olayı anlatmaya geçmeden önce, yarışmanın konusunun, profesyonel bir ekip tarafından, güncel, mevcut ve muhtemel uluslararası hukuk sorunlarının altında harmanlanmasıyla ortaya çıkartıldığını belirtmekte fayda var. Aslında olayların ve ülkelerin hepsi gerçek ancak ülke ve yerlerin gerçek adları takma adlarla değiştiriliyor. Bu nedenle, gönül rahatlığıyla diyebiliriz ki, iklim değişikliği uluslararası hukuk camiası tarafından bir gerçek olarak kabul edilmiş durumda ve potansiyel bir sorun kaynağı olarak görülüyor. İklim değişikliğinin varlığından hâlâ şüphe duyanlar varsa artık duymasınlar, Jessup Yarışması bile temel konu yaptıysa iklim değişikliği var demektir! J Yarışmanın konusunun bu şekilde belirlenmesiyle hem geleceğin hukukçuları muhtemel sorunlara hazırlanıyor hem de sorunların bugünden tartışmaya başlanması sağlanarak önlem alınıyor.

Yarışmanın bu seneki konusunun ayrıntılarına gelince, Alfurna adlı bir ada devleti küresel ısınmanın etkisiyle gittikçe daha fazla sulara gömülmektedir. 53 bin kişinin yaşadığı ve iki adadan oluşan bu devlet, su baskınlarını önlemek amacıyla komşusu Rutasia ile bir anlaşma imzalar ve bu devletin önemli bir inşaat şirketinin su baskınlarını engellemek için kıyı şeridine duvar inşa etmesine onay verir. Ne var ki, sanayileşmiş, Alfurna gibi fakir ülkelere borç verebilen ve işlerin tıkırında ilerlediği Rutasia karbon emisyonunda rekorlar kırmakta ve aslında komşusunun sular altında kalmasının sorumlularından biridir.

Adaların tamamen batacağını anlayan Alfurna Hükümeti diğer komşusu Finutafu Devleti ile yerleşimin olmadığı ve suların yükselmesinden etkilenmeyecek olan Nasatima Adası ‘nın yıllık 1 milyon dolarlık bir kira ile 99 yıllığına kendilerine bırakılması konusunda anlaşır. Buna bağlı olarak halkın büyük çoğunluğu yeni adaya tahliye edilir. Ancak teknolojiyi reddeden ve halkın geri kalanıyla çok içli-dışlı olmayan 3 bin kişilik bir grup atalarının topraklarını terk etmek istemez ve batmak üzere olan adada kalır. Ancak duvar inşaatı işe yaramaz ve adalar tamamen suya gömülünce bu 3 bin kişiden kurtulanlar gemilere atlar ve kaçak olarak daha yakındaki komşu Rutasia’ya ulaşır. Rutasia Devleti bu kişileri toplama kampı benzeri sağlık koşullarının yetersiz olduğu tesislere yerleştirir. Bazı Alfurna vatandaşları hastalık kaparak ölür. Rutasia, Alfurna’lılardan kurtulmak için onları insan hakları sicili felaket durumda olan komşusu Saydee Devleti’ne transfer etmeye karar verir.

Alfurna, ülke toprağının tamamen suya gömülmesi ve diğer sebeplerden ötürü borçlarını ödeyemez duruma gelir. Rutasia, borcunu ödeyemeyen Alfurna’nın, artık toprağı kalmadığı için bir devlet olarak kabul edilemeyeceğini iddia ederek Alfurna’nın kendi hesaplarındaki parasına el koyar.

P. Jessup Farazi Dava Yarışması’nın bu seneki konusunun tam metnine şu linkten ulaşabilirsiniz:

P. Jessup Yarışması, adı üzerinde, “farazî” olayları konu ediniyor. Ancak bunun pek de öyle olmadığını az önce açıkladık. Nitekim, Birleşmiş Milletler’in gerçek rakamlarına göre, 2050 yılı itibariyle 150 milyon kişinin iklim değişikliğine bağlı sebeplerden ötürü göçmen haline geleceği hesaplanıyor.[1] Rapora göre önümüzdeki yıllarda deniz seviyesinin yükselmesi ve diğer beklenmedik hava olaylarına bağlı olarak bazı ülkelerin sınırları değişecek ve hatta bazı ülkeler haritadan silinecek.[2]

Basit gerçek: Pasifik Okyanusu’ndaki bazı ada devletleri çok yakında suya gömülecek. Kıyı devletlerinin bazı bölgeleri de sular altında kalacak. Bilindiği üzere kıyılar yerleşimin yoğun olduğu bölgeler. Bunlara ek olarak, iklim değişikliğine bağlı olarak ortaya çıkacak seller, hortumlar, kuraklıklar ve diğer iklim olayları nedeniyle milyonlarca insan yakın zamanda evlerini terk etmek zorunda kalacak.  Bu insanlar yaşamlarını sürdürebilmek için güvenli bir sığınak arayacak. Bazı devletlerin sınırları değişecek, bazıları haritadan silinecek. Milyonlarca insan kendilerini kabul etmesini bekledikleri ülkelerin sınırlarına yığılacak. Tüm bunlar büyük trajedilerin yanında önemli uluslararası hukuk sorunlarına yol açacak ve hatta yol açmaya başladı bile. ABD’de, Avustralya’da ve hatta yağmur ormanlarındaki kuraklık, dünyanın her yerindeki orman yangınları, İtalya ve Türkiye’de daha önce görülmeyen ani seller, kutup buzullarının erimesi, hayvanların yaşam alanlarının daralması ve daha birçok gösterge bizi iklim değişikliği konusunda uyarıyor. Bizse, tüketime, lükse ve yok etmeye dayalı hayat tarzlarımızı değiştirerek iklim değişikliğini durdurmaya çalışmak yerine sorunları çözecek hukukçu yetiştiriyoruz.

Evet, hukukçular sorunları çözebilir, ancak trajedileri önleyemez.


[1] Birlemiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği İklim Değişikliği ve İnsan Hakları Arasındaki İlişkiler Üzerine Yıllık Raporu (A/HRC/10/61), paragraf 55.

[2] Aynı rapor, paragraf 40-41.

 

Serkan Köybaşı

Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Anayasa Hukuku Araştırma Görevlisi

Kategori: Yazarlar