ManşetTarım-Gıda

Sıcak dalgaları ekinlere zarar verecek, küresel gıda krizini kötüleştirecek

The Guardian Çevre Bölümü Direktörü Damian Carrington‘un gazetesinde kendi imzasıyla çıkan haberi, Yeşil Gazete gönüllü çevirmenlerinden Bora Kabatepe‘nin çevirisiyle sunuyoruz.

***

Yeni araştırmalar, hali hazırda 1 milyar insanını aç bırakan, 2 milyar insanını da 2050 yılına kadar açlıkla karşı karşıya bırakacak Dünya’nın yaşadığı gıda krizinin, sıcak dalgaları son 50 yılda görülen  hasat artışlarını tersine çevirdikçe daha da kötüleşeceğine işaret ediyor.

Şu an Avustralya’da görülenlere benzer aşırı sıcak dalgalarının, gelecek yıllarda iklim değişikliğinden dolayı kat kat daha sık karşımıza çıkacağı tahmin ediliyor. Muazzam sıcaklar, 2012’nin ABD tarihinin en sıcak yılı olmasına ve mısır hasadının son 20 yılın en kötüsü olmasına neden oldu.

Fransa’daki mısır tarımını örnek alan yeni araştırma, mısır üretiminde önümüzdeki 20 sene için %12’ye varan düşüşler öngörüyor. Geçtiğimiz Pazar günü yayınlanan, daha uzun dönemli bir diğer araştırmaya göre ise, iklim değişikliğine karşı harekete geçilmezse, 2050’ye geldiğimizde buğday ve soya üretimlerinin %30 azalacağını gösteriyor.

Reading Üniversitesi’nden bu mısır araştırmasına katılan Ed Hawkins’e göre “Gelecek gıda güvenliğimiz için alarm zilleri çalıyor. “Geçtiğimiz 50 sene boyuca tarımda suni gübre ve sulama çözümlerinin yayılması gibi gelişmeler, dünyanın ana gıda ürünlerindeki üretimi arttırmıştı, ama artık bu artışlarda bir yavaşlamayı görmeye başlıyoruz.”

Dünyada sıklığı giderek artan sıcak günlerin sayısının bu yavaşlamayı açıklayabileceğini de sözlerine ekledi.  Leeds Üniversitesi’nden Prof. Andy Challinor’a göre ise “Tarımda yaşanan gelişmeler, gelecekteki sıcaklık baskılarının etkilerini kapatabilmek için çok yavaş. Bir yandan iklim değişikliği yaşanırken bir yandan da artan bir nüfusu beslemek büyük bir sorun, hele ki tarıma elverişli alanlar azken. Eğer gelecek yıllardaki iklimler için plan yapmaya başlamazsak, temel ekinlerin üretimi büyük risk altına girebilir”

Hawkins, Challinor ve arkadaşları Birleşik Krallığın en büyük mısır sağlayıcısı olan Fransa’da sıcaklığın 32 C’nin üzerine çıktığı gün sayısının mısırı nasıl etkilediğini incelediler.  Hasat 1960’tan 2000’e kadar dörde katlanmasına rağmen, sıcak günlerin sayısının 2 katına çıktığı son 10 yılda güç bela artış gösterebildiğini gördüler.

2020’li yıllara gelindiğinde, sıcak günlerin Fransa’nın daha önce aşırı sıcaklarla tanışmamış bölgelerinde  daha sık görülmesi beklenirken, çiftçiler sıcak havanın ekinlerine verdiği zararı önleyecek bir yol bulamazlarsa mısır hasadı bugüne göre %12 düşüş yaşayabilir. Hawkins’e göre farklı yerlerdeki farklı bitkiler için farklılıklar olacaktır bilinmeli ki “Aşırı sıcak ekinler için iyi değil!”

 

Bakersfield, Kaliforniya’da fıskiyeler bir aşırı sıcak dalgası sırasında ekinleri suluyor Fotoğraf: David McNew/Getty Images

 

Nature Climate Change’de yayınlanan araştırma ise artan sellerden, klima kullanımına kadar iklim değişikliği  ile bağlantılı birçok farklı etkinin ve karbon salımlarını azaltarak bu etkileri nasıl azaltabileceğinin araştırıldığı ilk küresel ölçekli çalışmaydı. Reading Üniversitesi’nden Prof. Nigel Arnell “Araştırmamız sera gazı salımlarını azaltmanın olumlu etkilerini açıkça ortaya koyduğunu gösteriyor – ekinlerde oluşan zararların ve sellerin azalması iki temel fayda” diyor.

Örneğin bahar buğdayının küresel üretkenliği 2050’ye gelindiğinde %20 düşebilirdi ancak sera gazı salımlarını önleme konusunda somut adımlar atılırsa bu düşüş 2100 ylına kadar ertelenebilir.

Araştırmada nehir taşkınları, iklim değişikliği ile ilgili adımların atılması halinde en büyük iyileşme sağlanacak başlık olarak öne çıkıyor. Eylemsiz kalınması demek, en iyimser tahminle ısınmasının 4C olacağı ve 330 milyona yakın insanın daha büyük sellerle karşılaşacağı anlamına geliyor. Ama bu sayıyı, salımlar yakın gelecekte azalmaya başlarsa, yarısına indirmek mümkün. 2012^de 8000 evin sular altında kaldığı Birleşik Krallık için seller en büyük iklim tehtidini oluşturuyor.

Bir diğer önemli etki de sıcaklıkla beraber artacak klima kullanımı. Soğutma için gereken enerji artacak ancak eğer salımları düşürmek için harekete geçilirse bu artış %30 düşürülebilir, özellikle de Avrupa’da. Ancak iklim ile ilgili önlemlerin su sıkınıtısı üzerinde çok da etkisi yok. Salımların azalması sorunlarla yüzleşecek insanların yalnızca %5’ini kurtarabiliyor.

“Ama salımları azaltmak, size adaptasyon için süre tanıyor” diyr Arnell. “Bunu yaparak etkileri ertelemek için 2030’lardan 5-10 yıl kadar, 2050’lerden ise onyıl kadar  süre kazanmış oluyorsunuz. Bu, iklim politikalarının insane üzerindeki etkileri gerçekten değiştirebileceğini gösteren ve oldukça umut veren bir çalışma”

Birleşik Krallık Enerji ve İklim Değişikliği Sekreteri Ed Davey’ göre ise “Küresel salımları düşük seviyede tutarak iklim değişikliğinin kötü etkilerini engellememiz mümkün. Bu araştırma sıcaklıkları 2 C altında tutmanın yararlarını bize gösteriyor ve neden BM iklim değişikliği müzakerelerine bağlı kalmamız ve 2015’e kadar küresel bağlayıcılıkta bir anlaşmaya varmamız gerektiğini bize anlatıyor.”

 

Yeşil Gazete için çeviren: Bora Kabatepe

Yazının özgün hali (ingilizce) için tıklayınız

(TheGuardian, Yeşil Gazete)

 


Kategori: Manşet