Doğa MücadelesiManşet

Myanmar dünyaya açılırken ormanlarının kaderi risk altında

Yale Üniversitesi’nin Environment360 portalında bilim insanı Charles Schmidt imzasıyla yayınlayan yazıyı, Yeşil Gazete gönüllü çevirmenlerinden Buket Ulukut‘un çevirisiyle sunuyoruz.

***

Myanmar’ ın yıllar süren askeri rejimine dayalı yaptırımlar yaygın vahşi alanların korunmasına da yardımcı olmuştu. Fakat bugün ülke yöneticileri ellerinde tuttukları kontrolü gevşetip yabancı yatırımcılara kapıları açıp kalkınmayı benimserken Myanmar, ormanlarını ve biyolojik çeşitliliğini koruyabilecek mi?

II. Dünya Savaşı sırasında müttefik askerler ve yerli halk Japonya’ nın ilerleyişinden kaçarken Kuzey Burma’ nın sık ormanları, kavurucu sıcakları, sülükleri, böcekleri, şiddetli yağmurları ve 3000 metre yüksekliğindeki –bugün Myanmar olarak bilinen—ülkeyi Hindistan’ dan ayıran zirveleriyle mücadele etmek zorunda kaldı.

Bu sert ve el değmemiş geniş doğa alanları bugün hala bozulmamış durumda. Ülkenin Kachin Eyaleti’ndeki Kuzey Orman Sit Alanı, Hindistan’dan Çin’e uzanan sınır boyunca 31,000km2’ lik bir alanı kaplıyor ve kaplan, ayı, fil ve yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapıyor. Bu ormanlık alanın kalbi olan yaklaşık 22.000km2’ lik alan, Myanmar’ ın Hukaung Vadisi Vahşi Yaşamı Koruma Alanı olarak dünyanın en büyük kaplan koruma alanı.

Myanmar bugünlerde ihtiyatlı bir şekilde demokrasiyi kucaklayarak dünyaya kapılarını açıyor. ABD Başkanı Obama geçen hafta ülkeyi ziyaret ederek bugüne kadar Myanmar’ı ziyaret eden ilk Amerikan Başkanı oldu. Bu noktada kilit sorulardan bir tanesi de dış sermayenin ve yabancı uzmanlığın ülkeye girişinin ülkenin vahşi yaşamı, biyolojik çeşitliliği ve doğal kaynaklarına ne gibi etkiler yapacağı. Askeri diktatörlüğün acımasız insan hakları siciline karşı batılı hükümetler tarafından dayatılan yaptırımlar tartışmaya açık olsa da, yabancı yatırımların ve kredilerin bölgeye girişini engelleyerek Myanmar’ ın ücra alanlarının korunmasına yardımcı oldu. Aksi halde bölgeye girecek olan yatırımlar kuzey ormanlarında yol yapımları için kullanılacaktı.

Fakat bugünlerde Batılı hükümetlerin Myanmar Hükümeti’ nin demokrasi reformlarını teşvik etmek için yaptırımları kaldırmasıyla bazı uzmanlar yabancı sermayenin ülkeye girişinin kalkınmaya karşı kapatılan kapıları açacağı ve bunun Myanmar’da ciddi çevresel zararlara sebep olabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.

Örneğin bölgesel ticaret hattını genişletebilmek için verilen bir teklifte hem Çin hem de Japon hükümetleri Myanmar’ ın ücra ormanlarının bazılarında nakliye koridorları oluşturmak için planlar yapıyor ve doğal kaynakların istismarının yolunu hazırlıyor. Çin’ in tam da bahsi geçen Kuzey Myanmar’daki ekonomik kuvveti her zaman mevcuttu. Hukaung Vahşi Yaşamı Koruma Alanı’nda sadece 50 kaplanın hayatta kaldığı düşünülüyor. Diğerleri Çin’ in yasa dışı hayvan ticaret piyasasının kurutulup paketlenen “sisteminde” hayvan başına 30.000 Dolar gibi rakamlar ödemesi sonucu yok edilmiş durumda.

Öte yandan sert yaptırımlar Burma’nın içinde bulunduğu şartlardan dolayı çevresel olarak bedel ödemesine de sebep oldu. Ülkeyi sefil bir yoksulluğa sürükleyerek köylüleri kaçak avcılık ve yakıp yıkmak suretiyle tarla açmak gibi pratiklere teşvik ederek toprağın kurutulup tabiat alanlarının çorak arazilere dönüştürülmesine yol açtı. Rakhine Eyaleti’nde halk tarafından korunan Taung-nyo ormanlarından geçerken—batı sahilinde sıkça gidilen turistik alanlardan olukça uzak bir yoldan—karmakarışık bambudan yapılma yol boyunca serpilmiş yerleşim yerleri, tepelerde parçalar halinde yakılıp kül edilmiş alanlar ve darmadağınık bir yerleşim gördüm. Beni misafir eden ve eskiden orman işletmelerinde memur olan U Myint Aung —şu anda yerli ürünlere dayalı bir sivil kuruluş olan Vahşi Yaşamın Dostları (FOW-Friends of Wildlife) adlı bir organizasyonu yürütüyor— yerleşimlerin yasa dışı olduğunu fakat orman muhafızları tarafından göz ardı edilip küçük rüşvetler karşılığında köylülerin rahat bırakıldığını söylüyor.

Şimdiye kadar Myanmar’ daki doğa korumacıları, hükümetin ekonomik kalkınmanın yaratması beklenen dalgalanmaya karşı önceden aldığı güçlü çevresel tutumdan dolayı ümitlendiriliyorlardı. New York merkezli Vahşi Yaşamı Koruma Derneği (WCS-Wildlife Conservation Society) yönetici müdürü Joe Waltson “Hükümet çevresel planlamaya daha önce olduğundan çok daha tedbirli bir yaklaşım sergiliyor. Hatta bu tutumu uluslararası bir baskı gelmeden sergiliyor olmaları takdire şayan” diye konuştu.

Myanmar hükümetinin geçen sene halk tanıtımı oldukça iyi yapılan ve Çin’ in mali desteği ile 260 km2’ lik bir alana yayılan Irrawaddy Nehri’ nin kollarının sular altında kalmasına sebep olacak olan baraj projesini ertelemesi çevresel duyarlılığına dair iyi bir örnekti. Ülkenin dört ana nehrinin mayınlanması yasaklanmış oldu. Başkan Thein Sein 2011 Mart ayında bir açılış töreninde yaptığı konuşmasında “Ormanların korunması için ciddi bir ihtimam göstereceğiz…ve ekonomik kalkınmaya paralel olarak da çevre korunmasına dair yeni politikaları şart koşacağız” dedi.

Merkezi New York şehrinde olan Büyük Kedileri Koruma Grubu “Panthera”nın yönetici müdürü Alan Rabinowitz, yaptırımların kalkması sonucu serbest kalacak olan yeni paranın ülkenin kronikleşmiş olan çevresel yatırım açığını kapatmaya yardımcı olacağını düşünüyor. Rabinowitz, 2003 yılında Vahşi Yaşamı Koruma Derneği’nde çalışırken –diktatörlük yılları boyunca Myanmar’ da istikrarlı bir şekilde var olmayı sürdüren tek yabancı koruma grubu—Hukaung Vadisi Vahşi Yaşamı Koruma Alanı’ nın kurulmasına öncülük etti.

Rabinowitz “Myanmar’ ın sit alanlarının korumasını yapacak kadar para, uzmanlık ya da insan hiç bir zaman bulunamadı. Yıllarca Dünya Bankası yardım etmek istediğini ama yaptırımlardan dolayı bunun mümkün olmadığını söyledi. Bu yüzden bu açılımın Myanmar’ ın ekolojisi için büyük bir adım olduğunu düşünüyorum” dedi.

Vahşi Yaşamı Koruma Derneği’ nin eski başkent Yangon’ daki ülke program yöneticisi  U Than Myint yaptırımların kalkmasının Myanmar’ da giderek artış gösteren aktif sivil toplum hareketlerini olumlu yönde etkileyeceği düşüncesine katılıyor. Vahşi Yaşamı Koruma Derneği park korucularına eğitim ve ödenek sağlanması konusunda yardımcı oluyor ve komünlerin sürdürülebilir tarıma geçmeleri için de eğitimsel ve finansal destek sağlıyor. Than Myint “Sivil toplum oluşumlarında aktif rol alan bizler her zaman kısıtlı finansman kaynaklarıyla mücadele ettik. Ama şimdi yeni politik açılımlarla, daha fazla finansal aracıların ve organizasyonların ülkeye geldiğini görüyoruz ve onların da yardımıyla faaliyetlerimizi genişletebilmeyi ümit ediyoruz” diye ekledi.

Geçen Nisan ayında sivil toplum örgütleri ve hükümetin çevre memurları ülkenin zengin vahşi yaşam çeşitliliğini detaylarıyla anlatan bir rapor hazırladılar. Aynı zamanda doğu Himalayalar’ın ücra su kanallarında kısıtlı sayıda kalan akbalıkçıl, kalkık-burunlu maymunlar, siyah misk geyikleri, pangolinler ve sumatran gergedanları gibi tükenme tehlikesi altındaki türleri de raporladı.

Buna rağmen kronik veri yetersizliği Myanmar’ daki çeşitliliğin ve doğal kaynakların niceliğini ölçmeyi oldukça zorlaştırıyor. Kaliforniya Üniversitesi’nde Çevre Politikaları ve Yönetimi dalında doktora öğrencisi olan Yangon’lu Kevin Woods bazı en iyi korunmuş ekosistemlerin halen var olduğu  sınır bölgelerindeki bilimsel araştırmaların eksiliğinden dolayı isyancı faaliyetleri sorumlu tutuyor: “Kachin Bölgesi’nde herhangi bir inceleme yapmak mümkün değil. Savaşın yanı sıra Kuzey Orman Alanları çok ücra ve neredeyse hiç yol yok. Dahası, hükümetin ciddi biçimde kadro ve finansman eksiği var. Yerlilerin dışarıdan gelenlere karşı beslediği şüpheci tutum yüzünden sivil toplum örgütlerinin bu bölgelere girmesi zor.”

Benzer şekilde Myanmar’ ın doğal orman kaynaklarının tamamını –ülkenin neredeyse tüm kereste ihracatını karşılayan ünlü altın tikağaçları dâhil— ölçmek mümkün değil. 2011 yılına ait bir raporda Woods, Myanmar hükümetinin “Orman işletmeleri endüstrisini daha derinden analiz edip değerlendirmek” için gerekli verileri toplamadığını ya da yayınlamadığını yazmıştı. Bununla birlikte raporda ormancılık sektörünün tamamen çürümüş, şeffaf olmayan, bölgesel askeri komutanlar  ve etnik liderler tarafından manipülasyona açık halde olduğundan da bahsediyordu. İhraç edilen kerestenin gerçek kaynağının çoğunlukla bilinmediğinden ve Myanmar’ ın, özellikle Amerika ve Avrupa Birliği’ nin sahneden çekilmesinden sonra, büyüyen kereste ticaretinden menfaat bekleyen Asya ülkelerinin –Çin, Hindistan, Tayland ve Bangladeş—etkisi olduğundan da söz ediyordu.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Organizasyonu (FAO) tarafından yayınlanan en güncel tahminlere göre Myanmar’ın temel orman alanları ülkenin arazi alanının yüzde 10’unu kaplıyor ve çoğu da ülkenin kuzey ve doğu kesimlerinde: Myanmar’ ın boyutunun tamamı göz önüne alındığında oldukça tatmin edici bir miktar bu (Güney Asya ülkeleri arasında Endonezya’ dan sonra ikinci büyük ormanlık alan). FAO’ya göre Tayland’ın temel orman alanları ülkenin yüzde 35’ ini kapsıyor. Fakat bu veriler hikayenin tamamını anlatmıyor: Asya-Pasifik Doğa Koruma Alanları yardımcı müdürü Jack Hurd’e göre Tayland’ın temel ormanlık alanları parçalara ayrılmış durumda ve tamamıyla korunan alanların dışında olduğundan Myanmar ormanları kadar bakir değil. Diğer Güney Asya ülkelerinden farklı olarak Myanmar temel ormanlık alanlarının yaygın şekilde tek ürüne dayalı—palmiye, okaliptüs ya da kauçuk gibi—fidanlıklara dönüştürülmesini de tecrübe etmedi.

Hurd Güneydoğu Asya’ daki diğer ülkelerin aksine Myanmar’ da altyapının özellikle de yolların olmayışının endüstriyel ormansızlaşmayı engellediğinden bahsediyor. “Bunun yerine Myanmar’ da özel amaçlar için, fırsatçı istismarlar ve anlaşmalar sonucu Myanmar Kereste Girişimleri (bir devlet organı), eyalet yönetimleri ve sınır tomruk yatırımları gibi faktörler arasında belirlenen anlaşmaları görüyoruz. Bu yüzden Myanmar’ daki ormansızlaştırma sınırları küresel güçlere maruz kalmışçasına yaygın değil.”

Mekong Program direktörü Jake Brunner Hanoi’ deki Doğa’ nın Korunması için Uluslarası Birlik Programı ile beraber Myanmar hükümetinin yüksek derecede tehdit altında olan alanları korumak için acil önlemleri devreye sokması gerektiğini söylüyor. Bu alanlara Irawaddy Nehir deltasında kömür çıkartmak için köylüler tarafından katledilen “mangrove” ormanları da dahil. Fakat uzun vadede orman korumalarının kaderini belirleyecek olan, ortaya çıkacak olan yeni yönetimsel yapıların ülkenin çevresel hedefleriyle yerel halkın ilgi alanları arasındaki uyumu sağlayıp sağlayamayacağı.

Hurd başlangıçtaki göstergelerin umut verici olduğunu söylüyor. Fakat bu kadar fakir ve yalıtılmış bir ülke olan Myanmar –60 milyon nüfusun sadece yüzde 2’sinin cep telefonu var— bir çok zorlukla yüzleşiyor. Asıl risk ise ticaretin serbest kalışıyla beraber Vahşi Batı zihniyetinin egemen olup cesaretlenen şirketlerin en değerli doğal kaynakların sömürüsü için yarışacak olması.

Bir zamanlar komünist olan Kamboçya deneyimi eğitici bir öykü. 1993’ deki serbest seçimlerden sonra ülkenin çoğu yabancı kereste yatırımına dönüştürülmüştü. On yıl içerisinde de Kamboçya’ nın en eski yetişmiş ormanlarının yarısı yok oldu. Hurd “Yabancı sermayeyi yok saymak politik bir irade gerektirdiği gibi yeterli doğal kaynak ve kapasite de gerektirecektir” dedi. “Uluslararası Toplum Myanmar hükümetine ne kadar kısa sürede yardım edebilir ve sivil toplum da doğal kaynak yönetimi konusunda sürdürülebilir bir yaklaşımı nasıl uygulayacağını ne kadar çabuk çözebilirse o kadar iyi.”

(e360.yale.edu.tr, Yeşil Gazete)

Yeşil Gazete için çeviren: Buket Ulukut

Editör: Durukan Dudu