Doğa MücadelesiManşet

Defne Koryürek: “Çok sevindik, devamını bekliyoruz”

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından bugün yayımlanan ünü “3 Nolu tebliğ”in ardından gözler, denizlerdeki yaşamın devamı ve sürdürülebilir balıkçılığa geçiş için kilit role sahip olan bu konuda mücadele veren Slow Food Fikir Sahibi Damaklar Hareketi’ne döndü.

Tebliğ taslağının Resmi Gazete’de yayınlanması için Başbakanlığa gönderildiği haberinin hemen ardından, Yeşil Gazete olarak hareketin lideri Defne Koryürek’e ulaştık. Tebliğin yayınladığı saatlerde Açık Radyo’da yayımlanan Yeşil Dalga programında da konuğumuz olan Defne Koryürek, tebliğin içeriğiyle ilgili sorularımızı cevapladı.

(Açık Radyo’da bugün 13:30-14:00 arasında yayımlanan Yeşil Dalga programı kaydını dinlemek için tıklayınız )

Tebliğ sizle canlı yayında tam da bu konuyu konuşurken açıklandı. Tebliğin içeriği hakkında ne düşünüyorsunuz?

“Bu bir başlangıç, ve oldukça iyi bir başlangıç. Bakanlık tarafından yapılan açıklamanın diline bakarsanız, kendileri de kademeli olarak arttırılacak koruma önlemlerinden bahsediyorlar. Özellikle boy ve derinlik konularında yeni getirilen sınırlar ve bunların kademeli arttırılarak AB standartlarına yaklaşacağı açıklaması çok önemli. Bizim kampanyamız da İstanbul ve etrafındaki denizler hakkındaydı daha çok, biliyorsunuz. Bir ekolojik koridor olan İstanbul Boğazı’nda gırgır ve çevirmeli ağlarla balıkçılığa kapatılmasını istiyorduk. Gırgır avcılığında derinliğin 18 metreden30 metreye çıkarılması talebimiz de bunla ilgiliydi. Şimdi 24 metre olacak, bunu fevkalade iyi bir gelişme olarak nitelendiriyoruz çünkü kademeli bir artışla AB standardı olan 50 metreye ulaşılacağı açıklamada net olarak ifade ediliyor. Biz 24 metre kararının destekçisiyiz ve bunun devamını bekliyoruz.”

“Bakanlık ve hükümet korumacı politikalara geçiyor”

 

Bakanlığın tebliği ve açıklamasından balıkçılık konusunda korumacı politikaların başladığını söylemek mümkün mü?

“Kesinlikle. Zaten açıklamada kullanılan dile de dikkat edin, “ekolojik açıdan önemli bir deniz olan Marmara denizinde; balık varlığının artırılması ve koruma alanları oluşturması amacıyla…” deniyor. Burada bakanlıkla aramızda bir dil birliği oluştuğunu görüyoruz, bu çok önemli ve devam ettiği sürece kendilerinin destekçisi olacağız. 20 Haziran’da yapılan toplantıda Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Dr. Durali Koçak’ın sözleri de aynı yöndeydi. Hükümet, bakanlık ve genel müdürlüğün korumacı politikalara geçiş yaptığını gözlemliyoruz, bu çok sevindirici.”

Tebliğle birlikte İstanbul etrafında üç bölge gırgır avcılığına kapatılıyor değil mi?

“Evet, bu da çok önemli bir gelişme. Biz arkadaşlarımızla bu bölgeleri harita üzerinde çalıştıktan sonra bir açıklama yapmak istiyoruz tabi… Ama muhtemelen bugün içinde “Müjde İstanbul!” başlığıyla bir mesaj yayınlayacağız, diye düşünüyorum. Prensipte çok doğru bir karar bu üç bölge hakkında çıkan karar da..”

Kanuni boyutta durum nasıl peki?

“1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu’nun yenilenmesini uzun zamandır bekliyoruz. Sonuçta yayınlanan bu tebliğ, ya da balıkçılar arasındaki deyimle “sirküler”, mevcut kanuna tabi. Dolayısıyla kanunun da değişmesi, revizyona götürülmesi gerekir. Yeni dönemde zannediyorum bu da olacak, yaşanan bu son önemli gelişme kanunun da değişmesiyle taçlandırılacak. 2013 yılından önce kanunun değişeceğini umuyorum ben. Umarım gerçekleşir bu.”

“Reisler” farkına varmalı: Bunlar hepimizin iyiliğine”

 

Yeni tebliğle getirilen balıklarda boy sınırlamaları hakkında ne diyorsunuz?

“Kalkanda çok memnunuz tabi, ama Greenpeace’in bu konuda ne diyeceği daha önemli. Lüfer konusunda zaten bir değişiklik beklemiyorduk; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker de bunu ifade edip biraz daha sabır istemişti bizden. Levrek konusunda da Greenpeace’in kampanya hedeflerinin altında yeni sınırlar, onlar 30 cm’lik bir alt-sınır istiyorlardı… Buna kademeli olarak ulaşılacağını umalım şimdilik.

Büyük ölçekli balıkçılık yapan reisler bizi düşman olarak görüyorlardı; şimdi hükümeti de düşman olarak görmeye başlayabilirler.. Ama şunun farkına varmaları gerekir, bu istediğimiz koruma önlemleri herkes için gerekli, balıkçılar için de geçerli. Türkiye’nin, dünyanın, deniz ekosistemlerinin iyiliği için bu düzenlemeler ve hatta daha fazlası birer zorunluluk. Bu işten uzun vadede reisler de çok yararlanacaklar.”

(Durukan Dudu, Yeşil Gazete)