Röportaj

Ulaş Gökçe: “Kıbrıs’ta sürdürülebilir çevrenin olmazsa olmazı Kıbrıs sorununun çözümü”

Ulaş Gökçe

Ulaş Gökçe

Türkiye’nin Güney Kıbrıs’ın 1 Temmuz’da başlayan AB Dönem Başkanlığı nedeniyle Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunmaması halinde AB ile ilişkileri dondurma kararı Kıbrıslılar tarafından nasıl karşılanıyor? Daha önemlisi Kıbrıslılar yaşadıkları ülke, dünya ve gelecek konusunda neler düşünüyorlar?

Yeşiller Partisi Kıbrıs Temsilcisi Yelda Çubukçu İliç, Yeşil Gazete için Kıbrıslıların sosyal hayatı, politik duruşları ve geleceğe dair umutları hakkındaki görüşlerini aktarmak amacıyla bir dizi röportaj hazırlamaya başladı. İlk olarak Kuzey Kıbrıs, Doğu Akdeniz Üniversitesi Akademik Personel Sendikası (DAÜ-SEN) Başkanı Ulaş Gökçe ile konuştuk.

Sendikanızın geçmişini ve kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

Doğu Akdeniz Üniversitesi Akademik Personel Sendikası 1984 yılında Mağusa, Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde kuruldu. Kuruluşumuzdan bugün temel amacımız çalışanlarımızın iş güvencesi ile özlük haklarını korumak, özerk ve demokratik bir DAÜ kurmaktır. Bunun yanında, elbette, ülkemizin birleşmesi ve emek mücadelesi ile uluslararası dayanışmada yerimizi alıyoruz. Bugün itibariyle Üniversite çalışanlarının büyük bir çoğunluğu üyemizdir. Sendikamız ile işveren arasında toplu iş sözleşmesi vardır. Sendikamız Kıbrıslı Rum meslektaşlarımızın itirazına rağmen dünyanın en büyük uluslararası emek örgütlenmesi olan Eğitim Enternasyonali’ne 3 yıldan beridir üyedir.

Ben ise Rus Dili ve Edebiyatı uzmanıyım. Kiev’de öğrenim gördüm. 2003-2006 yılları arasında üç dönem Sendika başkanlığı, sonrasında sekreterya görevleri ve 2012 yılında yeniden başkan seçilinceye kadar genel sekreterlik yaptım.

Çevre konusunda bir sendikacı olarak düşünceleriniz nedir?

Son beş yılda çevreci hareketlerin emek mücadelesiyle buluştuğunu görmekteyiz. Bunun yanında toplumsal cinsiyet eşitliğinden, LGBT haklarından, insan ve hayvan haklarından yana tüm hareketlerin emek ile aynı saflara geldiğini görmekteyiz. Aklın yolu bir. Emeğin de, kadının da, mahallemizin kedisinin de, ağacın üstündeki baykuşun da temel çelişkisinin canlı herşeyin sömürüsünü öngören kapitalizmle olduğunu nihayet hepimiz anlamaya başladık. Özelleştirmelerin, devletin sosyal sorumluluklarından uzaklaşması, emeğin sömürüsü, kadının istismarı, savaşlar tek bir kaynağa sahip. Bize hor gören, ezen ve yaşam alanlarımızı daraltan kapitalizme karşı tek cephede mücadele etmek en akıllıca yol olacaktır. Çünkü öyle bir dünya istiyoruz ki kadın, işçi, kedi ve lezbiyen kar-zarar ilişkisi dışında değerlendirilsin ve anlamını, hakkını bulabilsin.

Kıbrıs’ta sürdürülebilir çevre için ne yapılmalıdır?

Kıbrıs’ta sürdürülebilir çevre olgusunun olmazsa olmazı Kıbrıs sorununun çözümünden geçer. Kıbrıs sorunun çözümü enerji kaynaklarının daha etkin ve doğru kullanımını sağlayacak; ülkede konuşlandırılan ve sayısı 100 bini geçen orduların halen yarattığı ve bir savaşla yaratabileceği çevre felaketini önleyecektir. Ancak çözüm günü gelene kadar her iki toplum da şu an bulunduğu toprağın suyuna, ağacına, insanına, hayvanına sahip çıkmakla görevlidir.

Örgütünüzün, çevre hareketleri içindeki yeri nedir?

Biz çevre hareketinin bağımsız kalmasını savunuyoruz. Bu yüzden sendikal hareket çevreci dostlara maddi ve manevi destek oluyor ancak çevrecilerilerin bağımsız kalmasına da özen gösteriyorlar. Çevre o kadar hassas bir konu ki; çevreciler bazen emek hareketi ile çelişir tavır içinde de olabilecek özgürlüğe sahip olmalıdırlar. Her konuda olduğu gibi, çevre konusunda da bağımsız, sivil inisiyatifler çok daha başarılı olabiliyor. Bunun en son örneğini Kuzey Kıbrıs’ta kurulması düşünülen Petrol Dolum Tesisi konusunda yaşadık. Bağımsız çevre platformuun bu tesisin kurulmasına karşı verdiği mücadele o kadar etkili oldu ki hükümet kararından vazgeçti. Bu başarıyı sivil, bürokrasiden arınmış ancak diğer sivil toplum örgütlerinin müdahalesiz desteğini almış mücadeleye borçluyuz.

Türkiye çevre hareketlerini takip ediyor musunuz? Bu konuda düşünceleriniz nedir?

Türkiye çevre hareketinin mücadelesini yakından takip ediyoruz ve destekliyoruz. Türkiye, çevreye adeta savaş ilan edilen, kapitalizmin en çirkinin çevreyi yutmaya çalıştığı bir ülke. Yoldaşlarımızın çevre konusundaki çok zorlu mücadelesi ancak takdir edilebilir. Çevreciler Türkiye’nin geleceğinin teminatıdır. Son dönemde çeşitli sol eğilimlerle çevre hareketinin ortak platform arayışları bize yeni bir umut doğurmuştur. Umarız bu arayışlar ciddi, ortak örgüt kurulmasıyla sona erer. Türkiye için çevre duyarlılığı yüksek olan emek eksenli parti değil; emekle eşit olan çevreci bir parti hayati öneme sahip olacaktır.

Son olarak Kıbrıs-Türkiye ilişkileri hakkında neler söylersiniz?

Kıbrıslılar, bağımsız, savaşsız ve sömürüsüz bir adayı çoktan hakettiler. Umudumuz Türkiye’nin barıştan, emekten ve çevreden yana tüm ilerici unsurlarının Kıbrıs konusundaki duyarlılıklarını artırmaları yönündedir. Kıbrıslıların kendi iradeleriyle yaşamalarına destek vermek, barışa katkı koymak insan hakkını savunma meselesidir.

Röportaj: Yelda Çubukçu İliç – Yeşil Gazete (Kuzey Kıbrıs)

Kategori: Röportaj