Yeşiller- EDP Birleşmesi- Nasıl Bir Parti?

Yeşiller- EDP birleşmesi ile oluşacak yeni partinin siyaset yapma yöntemleri ve siyasi konumu ile ilgili fikirlerimi toparlamaya çalıştım. Oluşacak yeni partinin, önceden bellirlenmiş şablonlara uyarak değil, tüm üyelerinin aktif varlığıyla yaratacağı sinerji ile kendi dinamiklerini belirleyeciğine inanıyorum (ve böyle olması gerektiğine inanıyorum), ancak bazı düşünce egzersizlerine de ihtiyacımız olduğu kesin.

Yazılanların zihin açmaya ve ilham vermeye hizmet etmesini diliyorum.

 

Siyasi konumlanma:

  • EDP ile Yeşiller’in ortaklaşan bir politik motivasyon kurması gerekiyor. İleriye baktığımızda çalışması gereken evraklar, tüzük, ya da program üzerine hararetli tartışmalar değil, politik hedefler görmeliyiz. Bu hedefler “yeni” olmalı.
  • Efe (Göktoğan) fikir partisi mi, sandık partisi mi sorusunu sormuş. Ben de proaktif reel politika mı, reaktif sistem karşıtlığı mı yapacağız sorusunu soruyorum. (Aynı şeyi mi soruyoruz acaba?) Ben proaktif reel politika yapma taraftarıyım. Sistem karşıtıyken de bu yapılabilir. (Ümit’in (Şahin) dile getirdiği “Radikal reformizm” de bu olsa gerek)
  • Öncelikle yerel yönetimlere, yerel politikaya odaklanmalıyız. Buna yönelik çalışmalıyız. Politik düşüncenin, idealin, en işlevsel hali -en mükemmel hali olmasa da- hayata geçen, onu değistiren, “gerçeklesmiş” halidir.
  • Yıkıcı bir yenilikçilikle” düşünmek gerekiyor. Politik mücadele alanı diye tanımladiğımız alanı gözden geçirmekten bahsediyorum. Yani bugünün imkanları ve araçları ile, düşüncelerimizi hayata geçirmeye odaklanan somut işler tasarlamaktan bahsediyorum. Burada iş büyük oranda yerel örgütlere düşüyor. Ve bu iyi. Çünkü bu birleşme ile ilgili yereller, “merkez”lerden daha heyecanlı ve istekli.
  • Yerel örgütlerin odaklandıkları çalışma alanları olmalı. Bazı yerlerde tarım, bazı yerlerde hayvancılık, bazı yerlerde eğitim, bazı yerlerde turizm gibi. (Yerelde ön plana çıkan ekonomi ve/ veya üye profiline bağlı olarak) Birden çok alan da olabilir ama somut çalışma alanları, politik hedefler olmalı. Hem EDP hem de Yeşiller’de “ merkez”deki uzman/ akademisyen yoğunlaşmasını böylece işlevsel hale getirmek de mümkün olabilir. Bu uzman/ akademisyen üyeler, açık toplantılar için basit eğitim materyali üreterek ya da yerelin talebi olursa, hedeflenen kampanya için süreç planlaması desteği verirerek katkı sağlayabilirler. (Bilgiyi pratiğe, deneyime dönüştürmek, bir yerde biriken deneyimi diğer yere aktarmak, bunun araçlarını, kanallarını bulmak- kurmak- kullanmak gerekiyor. )

 

Parti politikaları ile ilgili:

  • Ne üzerine çalışalım? Özetle yeşil ekonomi. Bunun tarım boyutu da, enerji boyutu da, emek boyutu da var.
  • GDO meselesi çok kritik. Hem kentteki tüketiciye hem kırsaldaki üreticiye hitap eden bir konu. Hem üreticilere, hem tüketicilere yönelik gıda güvenliği, yerel tohum vb konularda farkındalığı artırma amacıyla faaliyet yürütülebilir. Bu aynı anda yeşil ekonomi yaratma çabasıdır da. Bir yandan üreticilere organik tarım önerisini açıyorsunuz, bir yandan da tüketiciye gıda güvenliği anlatarak, bir nevi üreticiye potansiyel pazarını yaratmış oluyorsunuz. Tabii, bu işleri STK mantığıyla yapmamak lazım. Siyasetini, propogandasini da yapmak lazım. İnce bir denge.

 

Parti yapısı ile ilgili:

  • “Merkez”siz bir parti hayal etmeli, “Türkiye’nin en büyük yerel hareketi” olmalıyız. (bu yenidir) Fakat yerellerin koordinasyonunu çok başarılı şekilde yapan bir “koordinasyon” takımı da olmalı. Aksi takdirde bu enerji kaybolur, yön bulan bir irade ortaya çıkmaz. Bu koordinasyon takımının üyeleri kendini “parti yöneticisi” olarak değil, “ parti moderatorü” olarak görmeli. Bu moderatörler mümkün olduğunca seyahat halinde olmalı. Politikayı sahada üretmeliyiz.
  • “Sıfır bürokrasi” , “Sıfır hiyerarşi” hedefinde olmalıyız. Bununla birlikte parti üyelerinin içselleştirdiği kurallar olmalı. Özellikle şeffaflıktan ve doğrudan demokrasiden asla taviz verilmemeli.
  • Kadın kotası, tartışma konusu bile olmadan %50 olmalı. Kotanın sağlanamadığı hiçbir parti örgütü kurulmamalı.
  • Parti içi ve dışı etkinlik- toplantı yöntemleri atölye, forum ya da moderasyonlu tartışma gibi interaktif yöntemlere çevirilmeli. (10. Yeşil Diyalog’ta olduğu gibi) Bu yeni partinin toplantılarına katılan hiç kimse kendini “dinleyici” hissetmemeli, “katılımcı” hissetmeli. Bu lafla olmaz, bu deneyimi yaşatmak gerekiyor.
  • Yeni partinin iletişim faaliyetlerini, son derece profesyonelce, gerektiğinde profesyonel destek alarak ( 3. Köprü kampanyasında olduğu gibi) yürütmesi gerekli. Gün ortasında, meydana, iddialı ama sağduyulu ve gerçekçi bir dille konuşmamız lazım. Bu iş için bir parti bütçesi ve takımı olmalı. Basın açıklamalarından fazlasını yapmalıyız. Çok doğru bir dille, mesajlarımızı tam, doğru ve ses getirecek şekilde verebilmeliyiz.

 

Sonuç olarak: “Sisteme hizmet etme” endişesi ile hareketsiz kalmamak gerekiyor. Ütopyalari kalbimizde tutup reel politikaya gözümüzü dikeceksek, bu siyaset sanatı gerektirir.