Siyaset denizi için tekne tasarımı – 1

Ateş İlyas Başsoy “Akp neden kazanır? Chp neden kaybeder?” isimli kitabını neredeyse tamamen Selim Türkhan üzerine kurmuş. Son on yılın tüm seçimlerinde nasıl olup da Akp’nin bu başarıyı gösterdiğini güzel bir teori ile açıklamış. Bu teoriye göre Türkiye seçmeninin kabaca %25-30’u  Selim Türkhan’lardan oluşuyor. Selim Türkhan ise herhangi bir partiye kalıcı bir bağlılığı olmayan “siyasetsiz” seçmeni temsil eden hayali bir isim.

Selim Türkhan Partisi (STP)

Başsoy'un analizine göre 2011 seçim sonuçları

Başsoy’a göre Selim Türkhan seçimlerin sonucunu belirliyor. Zira Akp ve CHP’nin kendi tabanlarından aldıkları oylar birbirine yakın. Fakat STP’yi (Selim Türkhan Partisini) sadece Akp ikna edip kendi oylarına ekleyebiliyor ve bu sayede 10 senedir iktidarda.

Yukarıdaki ve Başsoy’un kitabındaki diğer öneriler genel olarak Chp’nin ders alabileceği tespitler. Bizim gibi muhalif siyasetle ilgilenen küçük partilerin üyelerini, hatta BDP’yi bile pek ilgilendirmiyor gibi. Çünkü Selim Türkhan merkezi politikaların başarılı uygulanmasına oy veren bir insan. Somut ve kalkınmacı icraatlara saygı duyan, politik doğruculuk ve tutarlılıkla pek ilgilenmeyen bir vatandaş.

Türkiye Muhalif siyaseti Selim Türkhan’a yaranmak için kendi söylemini değiştirmediği ve ilkelerinden ödün vermediği sürece toplam oy oranını arttıramayacak. Zira 2011 genel seçimlerinde bağımsızların meclise giriş başarısı bile, muhalif siyasetin sandıkta kendi sınırlarına vardığını gösteriyordu. Eğer hiç bir seçim barajı olmasaydı blok’un vekil sayısı 36 değil 39 olacaktı. Başka bir değişle barajın varlığı blok’un seçim performansını neredeyse hiç etkilememiştir.

Ben yine de seçim barajının kalkması durumunda muhalif siyasetin tamamen değişeceğine inanıyorum. Bir gün gelir de seçim barajı yerini milli bakiye sistemi gibi daha adil bir sisteme bırakırsa, küçük siyasi partiler bir kaç seçim süresi içinde net olarak iki gruba ayrılacaktır:

  1. Seçime girip, sandıkta başarı yakalamaya çalışan partiler
  2. Seçimleri önemsemeyen fikri partiler

Bizler yani Yeşiller ve EDP’liler ortak bir partiye doğru evrilen ortaklık sürecimizin sonuna gelmeden nasıl bir parti istediğimize karar verip bir tasarım yapmalıyız.

Nasıl bir parti kurmalı?

Yukarıda ortaya koymaya çalıştığım kaba ayrıma göre düşünelim. Kurmak istediğimiz parti seçimlerde başarıyı hedefleyen bir parti mi olmalı, yoksa fikri bir parti mi?

Benim kafamdaki yeni parti mevcut seçim sistemimiz daha demokratik bir sisteme dönüşünceye kadar sandığa odaklanmamalı. Fakat seçimleri önemsemeyen fikri bir parti de olmamalı. Nasıl mı?

Yeni partimizin öncelikli amaçlarından biri seçim sistemini ve siyasi partiler kanununu değiştirmek olmalı. Bu amaç için  platformlar oluşturmalı, seçim sistemi ve siyasi partiler kanunu alternatifimizi hazırlamalıyız. Mevcut seçim sisteminin ülkemiz demokrasisine verdiği hasarlar konusunda kamuoyu oluşturmalıyız.

Seçimlere müdahil olmak için HDK gibi seçim sistemini hacklemeyi hedefleyen platformlara destek vermeliyiz. İlla seçimlere katılacaksak bu HDK gibi güç birlikleri ile birlikte ve sonuç alma şansımızın yüksek olduğu yerlerde olmalı.

Seçim sistemi değişmediği sürece STP oylarına göz dikmemeliyiz. Zira Selim Türkhan uzun süreli politik bağlılıkların insanı değil. Bugün söylediklerimizi seçime iki gün kala unutur gider. Biz ise Selim’e yaranmak için kıvırdığımızla kalırız.

Gündem oluşturan, kampanyalar düzenleyen, somut öneriler ve planlar sunan bir parti olmalıyız. Bu sayede biz meclise giremesek bile, fikirlerimiz girebilir. (Bugün Yeşillerin meclise giremediği sayılı Avrupa ülkesinde meclisteki muhalif partilerin programları pek çok Yeşil politikayı içermektedir.)

Uzun vadeli düşünmeli ve bu sebepten ötürü en eğlenceli, en cool parti biz olmalıyız. Gençler arasında bir rüzgar estirmeliyiz. Selim Türkhan’ı değil Selim’in çocuklarını kazanmalıyız.