Korsan Partilerin yükselişi

Korsan Partiler Avrupa’da hızla büyüyor. Tabii ki büyüyen her şey gibi sorunlarıyla birlikte.

2006 yılında politik arenaya giren Korsan partiler Avrupa  siyasetinin kalıcı bir parçası olma yolunda büyük mesafe kat ettiler. İlk Korsan Partinin kurulduğu İsveç’te 2009 seçimlerinde 30 yaş altındaki oy verenlerin %25’nin desteğini aldılar ve Avrupa Parlamentosu’na 2 vekil gönderdiler (İsveç’in AP’de 20 sandalyesi var). 2011 yerel seçimlerinde Almanya’da Berlin ve Bremen; İspanya’da ise Katalonya parlamento seçimlerinde başarılı oldular.Geçitiğimiz mart ayında Almanya’nın Saarland eyalet parlamentosu seçimlerinde %7.4 oy alıp dört vekil ile parlamentoya girdiler.

İşler tam da buradan sonra ilginçleşmeye başladı. Çünkü seçmenler Korsan Partilerin tepkisel bir hareket ve geçici bir heves olduğu eleştirilerini pek de ciddiye alır gibi gözükmüyorlardı. Her seçim bir öncekinden daha iyi performans gösteren Korsan partilerin elinde artık, Almanya’da koalisyonun küçük ortağı olan FDP’den (Hür Demokratlar), Die Linke (Sol Parti) ve Yeşiller’den bile daha yüksek oy aldıkları yerel seçim sonuçları var.

Bu esnada Almanya’da

Son olarak Alman araştırma şirketi Forsa’nın yaptığı ankete göre Korsan Parti Almanya genelinde Yeşiller’den bile daha yüksek bir oy oranıyla 3. büyük parti olma yolunda. Bu anket sonrasında Korsanlar’ın Yeşiller’i tarihe gömdüğü yönünde abartılı yorumlar yapıldı. İşin aslını görmek için biraz daha yakından bakmak gerekiyor.

Almanya’da siyasi anketler yapan tek şirket Forsa değil. Diğer anket sonuçlarına da baktığımızda çıkartılacak bazı ortak sonuçlar var:

  • Merkez partiler (CDU %1-2 ve SPD%3-7) ve Yeşiller (%1-3) oylarını bir kaç puan arttırıyorlar.
  • Koalisyon’un küçük ortağı Hür Demokratlar (FDP) %14.6’dan %3-5 bandına doğru çakılıyor.
  • Sol parti (Die Linke) %4-5 oy kaybediyor.
  • Korsanlar %2’den %6-13 arası bir yere yükseliyor.

Yeşiller oylarını az da olsa arttırırken, Korsanlar oylarını bir önceki seçime göre ciddi miktarda arttıracaklar. Fakat Korsanların oylarındaki artış Yeşiller’in değil FDP’nin kaybedeceği oylarla olacak gibi. Zira Die Linke’nin kaybedeceği oyların Yeşiller ve Sosyal Demokratlar (SPD) tarafına gideceğini tahmin etmek zor değil.

Aslında ben tüm bu oy oranlarına dair anketlerin çok da anlamlı olmadığını düşünüyorum. Neden mi?

Korsan Partilerin fikir babası Rick Falkvinge İsveç Korsanlarının 2009 seçim başarısından sonra 2010 genel seçimlerinde niye bir arpa boyu mesafe katedemediklerini şöyle açıklıyor:

2009’daki başarımız haklılığımızın kanıtıydı. Ancak bu başarıyı bir sene sonraki genel seçimlerde tekrarlayamamızın çok basit bir sebebi vardı – bütüncül bir politik platform oluşturamamıştık. Bize sorulan on sorudan dokuzuna “bu konuda fikrimiz yok” demek yeterince iyi değildi. İnsanlar cevapları olmayan partilere oy vermezler, hele genel seçimlerde.

Bu açıklamanın daha çamur versiyonlarını diğer partilerin temsilcilerinden de duyabilirsiniz. “Onların parti programı bile yok.” ya da “Nasıl çözeceklermiş Euro krizini? Film indirerek mi?” şeklinde Korsan Partileri eleştirmek şu aralar Avrupalı siyasetçilerin favori sporlarından biri. Ancak Korsan Parti ekipleri de çalışıyor. Son aylarda Alman Korsan Partisi kendisini “sol-liberal” olarak tanımlayıp; vatandaşlık geliri, çevre politikaları, göçmen hakları gibi konulara da el atmaya başladı. Tıpkı Yeşiller’in 90’larda konularını genişlettiği gibi.

Bu aşamadan sonra sorulması gereken esas soru “Korsanların artan oylarının merkez partilerden mi, muhalif partilerden mi devşirileceği” oluyor. Zira Korsanlar oylarını merkez partilerin genç tabanlarından kazanacaksa seçmen kitlesini ve politik alemi dönüştürme şansları olur. Eğer oylarını sol partilerden ve Yeşiller’den devşirecekse muhalif oyların toplamında pek bir değişiklik yaratmayacağını düşünebiliriz.

Korsanların önünde duran sorunlardan bir tanesi de şeffaflık konusundaki haklı ısrarları. Korsan Partilerin temel ilkelerinden biri olan şeffaflık, parti içi tartışmaların tüm medya tarafından malzeme edilmesine ve sürekli didişen bir parti imajının doğmasına yol açıyor. Ellerinden geldiğince tüm toplantılarını internet üzerinden canlı yayınlayan Korsanlar muhaliflerine devamlı malzeme sağlamış oluyorlar. Bunu Korsanlar bir sorun olarak görmeseler de seçmenlerin nasıl gördüğünü de hesaba katmaları gerekecek.

Neo-Osmanlı Topraklarında

Korsan Partiler Avrupa genelinde yükseliyor ve güçleniyorlar. Fakat bu durumun Türkiye’ye pek bir yansıması olmuyor. Korsan Partisi girişimi üyeleri pasif bir e-posta grubuna sıkışmış durumdalar. Türkiye’nin Kürt sorunu, eğitim sistemi, darbecilerin yargılanması gibi “büyük gündemler”i arasından yolunu bulup da Korsan Politikaları tartışmaya başlaması her geçen gün daha hayati bir hale geliyor.

Fakat? Yukarıdaki satırları “büyük gündemler” altında ezilen Yeşil politikalar için de söylemiyor muyduk? İşin Türkiye kısmını başka bir yazıda derinlemesine ele almak lazım…