[Yeşil Sahaf] Yaşamın ağını ören insan değildir… O bir ipliktir yalnızca…

Bu hafta Yeşil Sahaf’ta hangi kitaptan söz etsem diye kitaplığıma göz attığımda ekoloji rafında duran  ince bir kitap dikkatimi çekti. Sırtındaki yazı görünmese de hemen tanıdım bu incecik kitabı ve “Toprağın başına gelen, onun çocuklarının da başına gelir” diye mırıldandım… Yıl 2012, bu Kızılderili kehanetleri neredeyse iki yüz sene öncesine dek gidiyor, ama galiba gün geçtikçe daha ağır sözler haline geliyor. Gerçekten de ağır konuşmuş büyük şef. Ama doğru konuşmuş.

“Nasıl satabilirsin ki havayı?”

Bu Kızılderili sözlerinin otantikliği hep tartışmalı olmuştur. Örneğin Amerika yerlilerine atfedilen en meşhur özdeyişlerden biri olan “Dünya bize babalarımızdan miras kalmadı, biz onu çocuklarımızdan ödünç aldık” sözünün, aslında Friends of the Earth’ün kurucusu David Brower’a ait olduğu tahmin ediliyor. Albinoni’nin Adagio’sunun Albinoni tarafından bestelenmemiş olması kadar sinir bozucu bir şey bu tabii, ama herhalde doğru…

Duwamish kabilesinin şefi Si’ahl (ya da Seattle)’ın topraklarını satın almak isteyen beyaz adama yönelik meşhur konuşmasının otantikliğine dair de benzer kuşkular var. Ama tabii Seattle gerçek bir kişi. 1780’de doğan ve 1866’da ölen Şef Seattle’ın bugün özellikle çevre hareketlerine biraz bulaşmış herkesin bildiği konuşmasını 1854’te yaptığı düşünülüyor.

Bütün bu Kızılderili sözlerinin ortak noktası, topraklarına göz diken, işgal ederek, halkları yok ederek, bazen de anlaşarak ve satın alarak insanların yaşam alanlarına el koyan beyaz adama, “nasıl olur da böyle bir şeyi düşünebilirsin” diye çıkışan yerlilerin ekolojik bilgeliğini yansıtması. Ben bu “ekolojik bilgeliğin” geçmişten ve gelenekten süzülen bilginin süregelen bir travmayla iyice rafineleşmesi, yoğunlaşması olduğunu düşünüyorum. Ekoloji hareketlerinin Kızılderili bilgeliğine olan merakı boşuna değil. Bugün kendi halinde yaşayan bir Karadenizli köylü kadın da, toprağına göz koyan bir şirket temsilcisiyle, yani “modern dünyanın” şu anki en karanlık ve acımasız yüzüyle karşılaştığında, toprağın ve geleneğin “kendisine verdiği yetkiyle” Şef Seattle’dan hiç de farklı konuşmayabiliyor.

Gerek Seattle’ın söylevinde, gerekse anonim kabul edilen benzer Kızılderili kehanetlerinde akıl almaz bir hüzün de var aslında. “Bizim halkımızsa bir daha dönmemek üzere çekilen sular gibi geriliyor” diyen Seattle’ın sözlerinde olduğu gibi. Beyaz adama yönelik bir öfke de var elbette, ama çoğu zaman bir acıma ve küçümseme de var: “Atalarımızın külleri bizler için kutsaldır, onların dinlendikleri yerse kutsanmış. Sizlerse pek üzüntü duymadan uzaklaşıyorsunuz atalarınızın mezarlarından.” Çoğu zaman da kehanetle karışık ağır bir uyarı: “Toprak onun kardeşi değil, düşmanıdır, bir kez fethedince devam eder yoluna. Toprağa aldırmaz bile, babasının mezarını da unutur, çocuklarının mirasını da. Anası toprağa ve kardeşi gökyüzünü birer mal gibi görür. Doymak bilmez açlığı bir gün toprağı tüketecek ve geriye bir çöl kalacak yalnızca.”

Bugün biz bu Kızılderili bilgelerin haklı çıktığını biliyoruz. Bu sözler, bir çevreci popüler kültür yaratmanın ötesinde, çok büyük anlam taşıyor bu nedenle. İster otantik olsun, isterse 60’ların çevreci yazarları tarafından biraz yeniden yazılmış, biraz modernize edilmiş olsun, Kızılderili bilgeliklerinin değeri de, güncelliği de azalmıyor.

“Nasıl satabilirsin ki havayı”, işte bu “ekolojik bilge” metinlerin iki kısa örneğini bir araya geiriyor. Kavram Yayınları’ndan Sibel Özbudun’un çevirisiyle 1993’de yayımlanan kitap, bu yıl Ütopya Yayınevi’nden bir baskı daha yapmış. Yani her ne kadar bu köşe Yeşil Sahaf da olsa, bu kez tanıttığım kitabın yeni baskısını kolaylıkla bulup okuyabilirsiniz. Ekolojiyle ilgili birkaç cilt ders kitabı bitirmekten çok daha faydalı olabilir mesela şu cümleler:

“Her şey bağlıdır birbirine. Her şey birbirine örülür. Toprağın başına gelen, onun çocuklarının da başına gelir. Yaşamın ağını ören insan değildir. O bir ipliktir yalnızca. Ağa her yaptığı, kendi başına da gelmektedir.”

Nasıl Satabilirsin ki Havayı
Çeviren: Sibel Özbudun
Kavram Yayınları
1993

Ümit Şahin

https://twitter.com/#!/umitsahin

http://umitsahin.blogspot.com/

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page