Arzunun Botaniği

Bu kitap ile ilişkim bol hikâyeli başladı.

Öncelikle belirtmeliyim ki geçen sene “Etobur- Otobur İkilemi” adlı kitabını okumuş olduğum için yazarı çok takdir ediyordum.  Yazarın bence tek-en zayıf yanı kitaplarına koyduğu isimler. O kitabın adı Etobur- Otobur İkilemi değil de “Endüstriyelden İlkele Gıdaya Yolculuk” gibi bir şey olmalıydı. Kitabın ismi, bölümlerden en önemlilerinden birinin ismi olmuş ki bence tüm kitabı anlatmıyor. Bu seferki isim biraz daha başarılı olsa da yine de daha iyi bir isim bulunabilirdi. Belki “insana yön veren bitkiler” ya da “dünyayı yöneten bitkiler” gibi.

Kitap ile ilk olarak sevgili Yüksel Abla’ mız (Yeşiller Eşsözcüsü Yüksel Selek) sayesinde tanıştım. 2011 yılında Bodrum Gümüşlük Akademi’ de beraber konuşmacı idik. Sanayi ve korku üzerine söyleşiyorduk ki bu kitabı çıkardı. Kitabı Gümüşlük Akademi’ de gördüğünü ve Latife Tekin’ den istediğini, ancak olumsuz yanıt alınca çaldığını ve kitap çalmanın iyi bir şey olduğunu anlatırken sevgili Latife Tekin de izleyiciler arasından gülüyordu. Sonra fikirlerine önemli katkılar yapan bu kitabı tanıtmaya/övmeye başladı. Acaba bitkiler insanları kendi emelleri için kullanıyor olabilirler miydi? Acaba dünyayı yönettiğini sanan insan aslında başka canlıların kuklası mıydı? Kitap bu sorulara cevap arıyordu ve bu olaylar zinciri becerebilirsem kitabı çalmaya, beceremezsem satın almaya karar vermeme sebep oldu.

Kitap temelde 4 bitki üzerinden (elma, lale, marihuana, patates) dünya/insanlık tarihini sorguluyor. (Burada belirtmek isterim ki en beğendiğim 10 kitap arasına girebilecek bir başka kitap da Henry Hobhouse ‘ un “Değişim Tohumları” ‘dır. İsminin özellikle İngilizcesi kitaba çok uygun ve “Wind of Change” e vurgu ile çok çarpıcı: “Seeds Of Change”) Ben lale kısmı hariç diğer 3 kısmı çok çok beğendim. Ne bileyim, nedense bana çiçek yetiştiriciliği, çiçek tarımı gereksiz gelir. Bence çiçekler doğada kendileri açmalı ve öyle sevilmelidir. Gıda üretilebilecek veya canlılara yaşam alanı olabilecek yerlerde (ki bu durumda yine görülecek/sevilecek çiçekler açacaktır orada) çiçek üretip satmak, ilaçlamak yapay gübreler atıp çevreyi kirletmek zalimlik, acımasızlık, israf gibi gelir. İşte bu lale kısmını okurken kitaptan biraz soğudum ve maalesef onu başka kitaplarla aldattım.

Ancak sonra marihuana ve ardından patates geldi ki buraları soluksuz okudum.  Kitap özet olarak şunları içeriyor:

Elmanın genetik çeşitliliği, pazar talebi, tarihi, hayatını elmaya adamış çatlak bir doğasever olan Johnny Appleseed

Lalenin tarihi, sanırım dünyada bilinen ilk büyük kapitalist krizin detay anlatımı, lale genetiği-botaniği

Marihuana yetiştiriciliğine dair tüm detaylar, içtiğinizde neler olduğu, yasal durumu ve sebeplerin derinlemesine sorgulanması

Patates ve tarihi, genetiği, GDO’ lu bir patates yetiştirme denemesi ve Monsanto tesislerini ziyaret, GDO’ lu ve organik patates yetiştiren üreticileri ziyaret, görüşler ve düşünceler.

Bence özellikle patates kısmı çok ama çok değerli. Marihuana da çok iyi. Yani kitabın asıl iyi 2 bitkisi sona kalmış.

Kararım her açıdan çok değerli bir kitap olduğu.

Yüksel Abla, iyi ki bu kitabı çalmışsın :)

Arzunun Botaniği
Michael Pollan
Domingo
2. Basım – 2011

 

Hakan Ozan Erzincanlı

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page