ManşetYeşil Havadis

Yeşiller Partisi 12 Eylül davasına müdahil oldu

Yeşiller Partisi, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın 12 Eylül darbesi nedeniyle yargılanacakları davaya müdahil olmak üzere başvuruda bulundu. 4 Nisan’da Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanacak davaya müdahil olmak üzere dün İstanbul Nöbetçi Ağır Ceza Hakimi yoluyla dilekçesini gönderdi. İstanbul Adliye Sarayı’nda dilekçeyi teslim eden Yeşiller Partisi Eşsözcüsü Ümit Şahin ve genel sekreter Kemal Tuncaelli Yeşiller Partisi olarak davayı 12 Eylül rejiminin ortadan kaldırılması yolunda önemli bir adım olarak gördüklerini ve 4 Nisan günü Ankara’da olacaklarını söylediler.

Yeşiller Partisi’nin dilekçesinde, müdahillik dilekçesinde halen sürmekte olan 12 Eylül rejiminin demokratik sistemi tahrip ettiği, demokratik olmayan yöntemlerle yürürlüğe konulan başta Anayasa olmak üzere tüm hukuk sisteminin bugün de siyasal ve toplumsal yaşamın demokratik biçimde işlemesini engellediği, darbecilerin yönetimi altında yüz binlerce insanın işkence gördüğü belirtiliyor, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın 12 Eylül darbesiyle demokratik olmayan yöntemlerle yürülüğe konulan yasalar ve zedelenen siyasi sistem nedeniyle aradan geçen 32 yılda Türkiye topraklarında ve doğasında yaşanan ağır ekolojik yıkımın da sorumluları arasında olduğuna vurgu yapılıyor. Dilekçede konuyla ilgili bölümde

“Sanıklar tarafından demokratik olmayan yöntemlerle yürülüğe konulan bu tür yasalar ve zedelenen siyasi sistem aradan geçen 32 yılda Türkiye topraklarında ve doğasında yaşanan ağır ekolojik yıkımın da sorumlularından biridir. Halkın onayı alınmadan yapılan, baskıcı bir anlayışın ürünü olan ve çevre sağlığını ve doğanın sürdürülebilirliğini gözardı eden yasalar ile maden, enerji vb. ekonomik girişimler doğal alanların tahribine neden olmuş, doğal ve kültürel miraslarımızı yok etmiş, ülkemizin ekolojik olarak sürdürülebilir bir geleceğe sahip olmasını, gelecek kuşaklara yaşanabilir bir ülke ve dünya bırakmamızı engellemiştir. Bu nedenle etkisini sürdüren 12 Eylül rejimi doğa yıkımının ve ekolojik krizin de sorumluları arasında olup, sanıklar gelecek kuşaklara karşı da suçludur.”

deniyor.

Yeşiller Partisi’nin müdahillik dilekçesinin tam metni şöyle:

ANKARA 12.AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINADOSYA NO : 2012/3

SANIKLAR: 1-Ahmet Kenan Evren, 2- Ali Tahsin ŞahinkayaSUÇ: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının tamamını veya bir kısmını değiştirmeye veya ortadan kaldırmaya ve Anayasa ile teşekkül etmiş olan TBMM’yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasına engel olmaya cebren teşebbüs etmek.

SUÇ TARİHİ: 2 Ocak 1980, 12 Eylül 1980 – 6 Aralık 1983 arası

AÇIKLAMALAR:

Sanıklar, Silahlı Kuvvetleri’ndeki yetkilerini kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti ülkesini ve yurttaşlarını korumak amacıyla kendilerine teslim edilen silahları, korumakla görevli oldukları yurttaşlarına, kurumlarına, kuruluşlarına çevirmişler ve ülke yönetimine el koymuşlardır. Sanıkların da içinde yer aldığı üst düzey komutanlar, Milli Güvenlik Konseyi adı altında anayasa yapılana dek yasama ve anayasada değişiklik yapma yetkilerini üzerlerine almışlardır. Darbeciler yasamayla beraber yürütme yetkisini de kullanmışlardır. Sanıkların kurdukları bu dikta rejimi ilk genel seçimlere kadar her yönüyle işlemiştir. İlk Genel seçimlerden sonra da sanıkların emir ve direktifleriyle oluşturulan kurum ve kuruluşlarla, demokratik olmayan yöntemlerle yürürlüğe konulan başta anayasa olmak üzere tüm hukuk sistemi ile 12 Eylül rejimi halen etkisini sürdürmektedir.

Sanıklar çeşitli vesilelerle ‘darbe zeminini hazırlamak için şartların olgunlaşmasını beklediklerini” söylemişlerdir. Sanık Kenan Evren’in emir ve talimatlarıyla 12 Eylül 1980’den yaklaşık 6 ay önce Bayrak Harekat Planı hazırlanmıştır. Daha öncesinde yaşanan 1 Mayıs 1977 Taksim katliamı, Maraş katliamı, Sivas, Çorum ve Malatya olayları, Fatsa Operasyonunun da darbenin zemininin olgunlaşması amacıyla bilinçli biçimde gerçekleştirildiği ortaya çıkmıştır.

Sanıkların gerçekleştirdiği darbe sonucu; TBMM kapatılıp anayasa ortadan kaldırılmıştır. Siyasi partilerin kapısına kilit vurulup mallarına el konulmuştur. 650 bin kişi gözaltına alınmıştır. 1 milyon 683 bin kişi fişlenmiştir. Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılanmıştır. 7 bin kişi için idam cezası istenmiştir. 517 kişiye idam cezası verilmiştir. Haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asılmıştır. İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis’e gönderilmiştir. 71 bin kişi TCK’nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılanmıştır. 98 bin 404 kişi “örgüt üyesi olmak” suçundan yargılanmıştır. 388 bin kişiye pasaport verilmemiştir. 30 bin kişi “sakıncalı” olduğu için işten atılmıştır. 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarılmıştır. 30 bin kişi “siyasi mülteci” olarak yurtdışına gitmiştir. 300 kişi kuşkulu bir şekilde ölmüştür. 171 kişinin “işkenceden öldüğü” belgelenmiştir. 937 film “sakıncalı” bulunduğu için yasaklanmıştır. 23 bin 677 derneğin faaliyeti durdurulmuştur. 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verilmiştir. 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istenmiştir. Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verilmiştir. 31 gazeteci cezaevine girmiştir. 300 gazeteci saldırıya uğramıştır. 3 gazeteci silahla öldürülmüştür. Gazeteler 300 gün yayın yapamamıştır. 13 büyük gazete için 303 dava açılmıştır. 39 ton gazete ve dergi imha edilmiştir. Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirmiş, 144 kişi kuşkulu bir şekilde ölmüştür. 14 kişi açlık grevinde ölmüştür. 16 kişi “kaçarken” vurulmuştur. 95 kişi “çatışmada” ölmüştür. 73 kişiye “doğal ölüm raporu” verilmiştir. 43 kişinin “intihar ettiği” bildirilmiştir.

Sanıklar tarafından demokratik olmayan yöntemlerle yürürlüğe konulan başta Anayasa olmak üzere tüm hukuk sistemi bugün de siyasal ve toplumsal yaşamın demokratik biçimde işlemesini engellemektedir. Bu hukuk sisteminin siyasi yaşamı düzenleyen unsurları olan Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu, 12 Eylül rejiminin mantığını yansıtan antidemokratik içeriğiyle bugün toplumdaki farklı demokratik siyasi anlayışların siyasi yaşama yansıması olan siyasi partilerin örgütlenmesini, etkili olmasını, seçimlere katılmasını ve toplumun sorunlarına çözüm geliştirmesini engellemektedir. Bu nedenle etkisini sürdüren 12 Eylül rejimi demokratik siyasi sistemi ağır biçimde zedelemektedir.

Sanıklar tarafından demokratik olmayan yöntemlerle yürülüğe konulan bu tür yasalar ve zedelenen siyasi sistem aradan geçen 32 yılda Türkiye topraklarında ve doğasında yaşanan ağır ekolojik yıkımın da sorumlularından biridir. Halkın onayı alınmadan yapılan, baskıcı bir anlayışın ürünü olan ve çevre sağlığını ve doğanın sürdürülebilirliğini gözardı eden yasalar ile maden, enerji vb. ekonomik girişimler doğal alanların tahribine neden olmuş, doğal ve kültürel miraslarımızı yok etmiş, ülkemizin ekolojik olarak sürdürülebilir bir geleceğe sahip olmasını, gelecek kuşaklara yaşanabilir bir ülke ve dünya bırakmamızı engellemiştir. Bu nedenle etkisini sürdüren 12 Eylül rejimi doğa yıkımının ve ekolojik krizin de sorumluları arasında olup, sanıklar gelecek kuşaklara karşı da suçludur.

12 Eylül baskıcı, otoriter, tahakkümcü, anti-demokratik bir devlet yapılanmasının adıdır. Bu nedenle 12 Eylül 1980’de hayatta olan ve daha sonra doğan tüm yurttaşlar darbenin mağdurudur. Darbesini yapanların ve o karanlık günlerde halka zulmedenlerin mahkeme önüne çıkartılması, basit bir yargılama değildir. Bu dava yalnızca sanıklar ile Cumhuriyet Savcısı’nın katılması ile yürütülebilecek bir dava değildir. Tüm yurttaşlar ve demokratik kurumlar sanıkların işledikleri suçların mağduru durumdadır. Bu nedenle, isteyen yurttaşların ve demokratik kurumların, demokratik kitle örgütlerinin davaya katılma istemlerinin kabul edilmesi gerekir. Bu şekilde davanın toplumsallaşması ve maddi gerçeğin eksiksiz gün yüzüne çıkmasının yolu açılmış olacaktır. 12 Eylül davasının toplumsallaşması aynı zamanda yaraların sarılmasını sağlayacak, mevcut siyasal ve toplumsal yapımızın demokratikleşmesinde önemli bir dönemeç olacaktır.Bilindiği gibi Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)’nun 237/1. maddesine göre; “…mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında şikayetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler…” Yasanın bu hükmüne dayanarak, 12 Eylül’den şikayetçiyiz ve davaya katılmak istiyoruz.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, CMK madde 237. Gereğince davaya müdahil olarak katılmamıza karar verilmesini diliyorum. Saygılarımla.

Katılma İsteminde Bulunan Şikayetçi

ÜMİT ŞAHİN

YEŞİLLER PARTİSİ ADINA

 

(Yeşil Gazete)

Kategori: Manşet