[Yazı Dizisi] Monsanto: Skandallarla dolu 50 yıl ~3~

“Monsanto: Skandallarla dolu 50 yıl” yazı dizimizin üçüncü ve son kısmını aşağıda okuyabilirsiniz. Bu üç yazılık dizide Türkiye’ye hızla sokulmak istenen ve kendisini özellikle GDO tehdidi üzerinden gösteren “çokuluslu şirket tarımcılığı” modelinin en çarpıcı örneği olan Monsanto firmasının yalan, skandal ve ölümlerle dolu tarihini paylaşmaya çalıştık. Özgün metni Le Monde gazetesinin web sitesinde Soren Seelow imzasıyla 16 Şubat günü yayınlanan dizinin çevirisini Tuğçe Tuğran yaptı.

Yazının önceki bölümlerine aşağıda linklerden ulaşabilirsiniz:

[Yazı Dizisi] Monsanto: Skandallarla dolu 50 yıl ~Giriş~

[Yazı Dizisi] Monsanto: Skandallarla dolu 50 yıl ~1~

[Yazı Dizisi] Monsanto: Skandallarla dolu 50 yıl ~2~

GDO’suz, katılımcı, yeşil ve özgürleştiren bir tarımın yapıldığı güzel bir gelecek dileğiyle…

Büyüme Hormonları: Fox TV Skandalı


90’ların başında, Monsanto ilk biyoteknoloji ürününü piyasaya sundu: ineklerin süt verimini yüzde 20 oranında artıran ve genetik olarak oluşturulmuş bir hormon olan Posilac. Hormon mastit ve memelerde yangıya sebep olduğu için çiftçileri ineklerine antibiyotik vermek zorunda bırakıyor. Bu antibiyotikler de hayvanın sütüne bulaşıyor. Bu mucize ürün bugün dünyanın her yerinde yasak: ABD hariç.

Kanada’lı bir yönetmenin çektiği Şirket (The Corporation) isimli belgesel, 1997 yılında Monsanto’nun Prosilac’ın tehlikesini ortaya koyan bir araştırmayı yayınlamaması için Fox televizyonuna yaptığı baskıyı gözler önüne seriyor.  Bu olay aynı zamanda şirketin son derece saldırgan lobicilik faaliyetlerine de örnek teşkil ediyor: Fox TV araştırmayı örtbas etmekle yetinmedi, araştırmayı yapan kişileri de işten çıkardı.

Genetiği Değiştirilmiş Kolza-Kanola Tarlası

GDO: Kafa Karıştıran Davalar

1995 ve 1997 arasında, üçü de Roundup herbisitine dirençli, genetiği değiştirilmiş Roundup Ready isimli soya, şalgam ve pamuk tohumları piyasaya sürülmek üzere izin aldı.

Glyphosate (Roundup adıyla pazarlanan) maddesi üzerinde geçerliliğini yitirmiş bir patent sahibi olan firma, bugün strateji değiştirmeye karar verdi ve canlı organizmaların patentlerini almaya başladı. Bugün gezegende bulunan GDO’ların yüzde doksanını üretiyor.

Firma bu tekel denebilecek oluşumu ne pahasına olursa olsun korumaya kararlı. Monsanto, 2000’li yıllarda yüzlerce çiftçiyi patentli ürünlerini haksız yollarla kullanmakla –yani tohumları ekmekle- suçlayarak mahkemeye verdi.

Monsanto bazı tohumlar üzerinde telif hakkına sahip olduğunu iddia ediyor. Ama bu kendisinin de biyolojik korsanlıkla suçlanmasına engel değil. Ağustos 2011’de Hindistan Biyolojik Çeşitlilik otoriteleri, yerel tohumları izin almadan kullanarak BT-Brinjal adlı bir patlıcan tohumu ürettiği için firmayı mahkemeye verme kararı aldı.

Şirket aleyhine bir başka karar, bu kez ABD’den geldi.  Monsanto 2010 yılında izinsiz olarak Genetiği değiştirilmiş pamuk sattığı için 2,5 milyon dolar tazminat ödemeyi kabul etti.  Ulusal Çevre Ajansı(EPA) firmayı Teksas’ın bazı bölgelerinde pamuk tohumları satmakla suçluyor. Bu tohumların satışı pestisitlere dayanıklı olduklarından korkulduğu için yasaklanmıştı.

Aspartam çok sayıda yiyecek maddesi ve ilaçta bulunuyor.

Aspartam: Yeni bir skandal mı geliyor?

Monsanto’nun internet sitesinden duyurduğu üzere, şirket 80’li ve 90’lı yıllarda önde gelen üreticilerinden olduğu aspartam maddesini 2000 yılından beri üretmiyor. Bununla birlikte dünyada en çok kullanılan tatlandırıcı olan bu maddenin ‘hiçbir hastalığa yol açmadığı’ konusundaki ısrarını sürdürüyor.

Fakat son araştırmalar bu ürünü tüketen kadınlarda erken doğum riskinin ciddi şekilde artığına dair deliller ortaya koydu.

Avrupa Birliği gıda güvenliğinden sorumlu otoriteler aspartam maddesinin 2012 yılında yeniden ve eksiksiz bir güvenlik taramasından geçmesini istediler.

***

Şirketin Fransa ayağının kurumsal işler müdürü Yann Fichet, Monsanto’nun sansasyon yaratmak isteyen kişiler için çok çekici bir isim haline geldiğini belirtti.

Şirket kötü şöhretini internet sitesinden duyurduğu etik kuralları yardımıyla unutturmaya çalışıyor: ‘Dürüstlük’, ‘Diyalog’, ‘Şeffaflık’, ‘Paylaşım’, ‘Fayda’ ve ‘Saygı’.

Monsanto, bu haberin yayınlandığı an itibariyle (16 Şubat) kendisiyle iletişime geçmek isteyen Le Monde gazetesine herhangi bir cevap vermiş değil.