Devlet neden depremle başedemiyor? – İkbal Polat

İkbal Polat

Başbakan Tayyip Erdoğan, kaçak yapı ve gecekondunun olduğu bölgelerde, bedeli ne olursa olsun adım atacaklarını belirterek, “Hem şehirlerimizi güzelleştireceğiz, hem de sağlam konutlarla donatacağız” diyor. Ve ekliyor “Bedeli ne olursa olsun, oy verirmiş vermezmiş biz bunları dinlemeyeceğiz”

Şaka  gibi…

Çok değil bundan bir yıl evvel referandum öncesi, oy toplamak kaygısıyla “torba yasa” olarak adlandırılan 536 sıra sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile yapılaşan hazine arazilerinin satışı ile imar affı yasalaşmıştı. 62 yıldır süren imar affı serüveninin sonuncusu, Recep Tayyip Erdoğan Başbakanlığındaki AKP Hükümeti tarafından yapılmış oldu. Kaçak yapılara imar affı getirmiş biri nasıl kaçak yapılarla mücadele edeceğini söyler?

Unutuluyor…

17 Ağustos Marmara Depremi sonrasında “Sivil Koordinasyon Merkezi” isimli bir sivil girişim oluşturmuştuk. Amacımız Yalova’dan Bolu’ya kadar olan deprem bölgesindeki talep ile gelen yardımları doğru bir şekilde buluşturmaktı. Oldukça iyi bir performans gösterdiğimizi söyleyebilirim. Kriz yönetimi konusunda bir şey bilmiyorduk ama yaptığımız çalışmanın sonunda iyi bir deneyim elde etmiştik. Lakin çoğu konuda olduğu gibi bu deneyimi de kurumsallaştıramadık, bugüne getiremedik. Şimdi Van’da bu deneyim ve birikimi paylaşamıyoruz. Tüm bilgiler, çalışmalar, öğrenilenler, o süreçte benim gibi yetişenler uçtu gitti.

Sivil toplumunki anlaşılabilir bir ölçüde ama devletin kurumlarının beceriksizliği hiç affedilemez. Devletin öğrenememiş olmasının nedeni sadece bir beceri sorunuyla açıklanamaz.

Marmara Depreminden sonra bölgenin yeniden yapılanması için benim de dahil olduğum bir grubun önerisi vardı. Hatta Erkan Mumcu’nun bu öneriyi Bakanlar Kurulu’nda tartışmaya açtığını da biliyorum. Deprem bölgesinde, Yalova’dan Bolu’ya kadar olan bölgenin yapılanmasında yeni bir ortaklık modelinin kurulmasına dair. Merkezi idarenin ilgili birimleri, yerel yönetimler, finans kurumları, sivil toplum kuruluşları, inşaat şirketleri ve yurttaşlar arasında bir ortaklık modeli kurulsun ve bölgenin yeniden inşası bu model üzerinden yapılsın idi.

Devlet kalıcı konut yapmak yerine bölgenin yeniden inşasında tüm aktörlerin bir arada çalışacağı, devletin de denetleyici olacağı bir yapı inşa edilsin demiştik.

Böylelikle hak sahibi olan yurttaşlar, konut yapım sürecine müdahil olabilecekler, kendi talepleri doğrultusunda tercih yapabileceklerdi. Misal Değirmendere’de oturan bir hak sahibi, beton bina yerine ahşap ev isteyebilecekti. Hatta belediyelerin mülkünde sosyal konutlar üretilsin de dedik. Fena mı olurdu Kocaeli Belediyesi’nin 500 konutu olsa.

Ama olmadı. Devletin inşaat şirketlerine ihale ederek yaptırdığı ucube beton kalıcı konutlar tercih edildi. Bölgede imar planları da inşaat işleri de yapı denetimler de yine eski hamam eski tas şeklinde ilerliyor.

Peki neden?

Çünkü devlet merkeziyetçi yapısından vazgeçmiyor.
Çünkü devlet yerelin, bölgenin kendi sorununu kendi çözeceği modelleri inşa etmesinin önündeki en büyük engel.
Çünkü devlet her şeyi ben yaparım diyerek aslında hiçbir şeyi yapamıyor. Basit bir konut üretimini dahi beceremiyor.
TOKİ’nin ucube konut ve yaşam mekanlarına toplumu mecbur ediyor.
Çünkü devlet TOKİ’ler aracılığıyla ekonomisini döndürmeye çalışıyor.

Başbakan’ın Van depremi nedeniyle söylediği “kamulaştırmalar için kimseye sormayacağız” açıklaması da bu merkeziyetçi anlayıştan vazgeçmemesinin göstergesi.
Yerinden yönetimi güçlendirecek bir reform yapılsa, yereldekiler kendilerini öldürmeyecek yapıları, teknolojileri tercih edecekler. Belki deprem bölgesinde kimse kaçak yapılaşamayacak, belki fay hatlarının olduğu bölgelerde yeni yapı teknolojilerini keşfedecekler.

Ama bu belkilerin hayatımızda yeri yok. Çünkü AKP hükümeti değişmiyor, değişmekte istemiyor. Aynı hataları yeniden ve yeniden yapmak istiyor.

Bugün Van için de İstanbul için de deprem beklenen tüm bölgeler için de yapılması gereken bellidir, yerinden yönetimin güçlendirilmesi ve özerk bölge yönetimlerinin inşası.

Çadır göndermeyi beceremeyen bir merkezi idarenin deprem hazırlığında başarılı olma şansı hiç yoktur.

‘Herşeyi ben kontrol eder, ben yönetirim derdi’ yüzünden birçok çocuğun, gencin, yoksulun, kadının, işçinin, Türk’ün, Kürt’ün, Alevi’nin günahına giriyorlar, musalla taşında nasıl hesap verecekler?

İkbal Polat – www.Turnusol.biz