Yağmur yağıyor, Seller akıyor, Şenlik İnsanı camdan bile bak(a)mıyor

Açıklama: Aşağıdaki yazıyı dün öğle saatlerinde yazmıştım. Çok güzel geçen bir şenliğin ardından çok keyifli bir şekilde bilgisayarın başına geçerek tamamlanmış bir yazı. Bu sabah yazmaya otursam, kuvvetle muhtemel Çetin Altan‘ın yıllar önce yaptığını yapar; “Bugün canım hiçbir şey yazmak istemiyor” der bırakırdım.

Böyle bir günde böyle bir yazı yazılır mı?” diye düşünürdüm başka birinin bu kara günde bu kadar keyifli bir yazısını okusa idim. Yazıyı geri mi çeksem diye düşündüm ama ardından vazgeçtim. Hrant abi (Dink) değil mi sonuçta bizim yol göstericimiz . Ve biz, hepimiz, onun dediği gibi “Yaşadığımız cehennemi, cennete çevirmeye talip insanlar” değil miyiz.

anavarza

_________________________________________________

 

Ne olsun adı demiştik toplantılardan birinde. Alternatif’e alternatif “yaratıcı” isimler üzerinde hayli geyik döndermiştik. Zaten bizim “yeşil” toplantılarımız malum. Şenliğin 10kaplan gücündeki koordinatörü Sevil olmasa makaramız her toplantının 10. dakkasında sarı bağlar ; sonrasında da muhabbet bizi hangi diyara götürürse orada alırdık soluğu. (10kaplan demişken Phantom abiye de saygılar. Ben seni pek okumazdım Phantom abi ama saygı duymamazlık da etmezdim).

 

Derken efendim, en alternatif ismin “Alternatif” olduğu müthiş sonucuna ulaştık. Alternatif Medya Şenliği logosunu çekiştirdik sonra, öyle mi dursun, böyle mi kalsın, hafif gölgelensin mi, puntosu şöyle mi olsun derken onu da bir hale yola soktuk. Kimler gelsin kısmında herkes serdi ortaya gönlünde yatan aslanları. Biz meğer ne gönlü geniş yeşiller imişiz be hocam!

 

Davetler gönderdik sonra, bir maniniz yoksa buyurmaz mısınızlar ilettik, sorumluluklar paylaştık akabinde, sen şu ucundan tut ben de öbür ucundanları bölüştük. Derken derken hava durumu abi göz kırptı şenliğe ramak kalmışken. Yağar mılar, fırtına kopar mılara; standlar uçar mılar, şemsiyeler 80 günde devri aleme karışır mılara geldi sıra. Şenliğin başlamasına 12 saat kala 15 Ekim saat 22:00‘de 10kaplan gücündeki Sevil, elinde telefon bana bakıyordu, “Yağar mı?”, “Yok yok, yağmaz” diyordum ben de, “hem de o kadar yağmaz ki, ben yarın şezlongla bornozla filan gelicem, sonbahar güneşinden bir nasipleneyim diye! Anla yani artık Sevil, o kadar yağmaz!”. Ama meteoroloji abla bu kuluna çok gördü bronzlaşmayı be hocam, n’aparsın!

 

16 Ekim saat 10:30. Yeşil Ev’de bir curcuna. 10Feride gücündeki Selda koşturuyor telaşlı acele sesiyle. Şenlik alanında çadır dikmeler, branda germeler. Düşen şemsiyeleri nasıl sabitleriz düşüncelerine inceden gark olmalar. Twitter/Facebook insanı ilan edilmişliğimin başlamasına şurda ne kadar kalmış ki yollu kendi içimle kavilleşmeler.

 

Ben de (akıl bu ya!) “ne olacak yau, siz söylersiniz ben de burada yazarım işte” diye Yeşil Ev’in cafe kısmında oturmaya teşne oluyorum 12:00’ye pek az kala. Olmazlanıyor arkadaşlar, “kıvrıl salonun bir kenarına, ne duysan yaz, ne görsen ilet” diyorlar. Kıvrılış o kıvrılış hocam, bir 15 dk yemek molası hariç hep toplantı salonunun bir ücrasında sanal fişekler göndermekteyim bizim ışıklarımızla aydınlanmak isteyenlere.

 

Laptop denen naneyi kullanma pratiğim de yok aksi gibi. 10kaplan gücündeki Sevil ona da çare bulmuş, bir mouse tutuşturuvermiş elime allahtan. E ama bu bana verdiğiniz laptop’un şarjı bitti demek için kafamı kaldırmama kalmıyor 10tweet gücündeki Ayşe hoop kapıyor elimdeki laptopu ve 5 saniye geçmeden bir başkasını kucağıma buyur ediyor. O tükenince bir diğerini bu sefer Savaş yetiştiriyor, o “yeter, pes” dediğinde, “bu Mac, sen anlamazsın” diye kendi macintoshu ile Sibel yanımda bitiveriyor. Gün boyu envai çeşit laptop ile haşır neşir oluyorum, arada “o Mac’i bile anlar hale geliyorum.”

 

Bu arada toplantı salonu Tuzla – Cevizlibağ otobüsü gibi bir hissiyat içerisinde. “Arkaya ilerleyelim beyler” durumu bile abes, hem niye sırf “beyler” durumu da günün mana ve ehemmiyeti açısından vurgulanmaya değer.

 

Nadire Mater, “Medya Okur Yazarlığı” ile başlıyor, Tolga Çevikel, “Yeni Medya Düzeni (mi?)” ile devam ediyor, Avniye Tansuğ, açık radyodan zaten aşina olduğum sesi ile, “İnternet Sansürü”nü masaya yatırıyor, Yasemin İnceoğlu, bizim Murat’ın (Köylü) her haberimizde her yazımızda söyleye yaza kafamıza nakşettiği “Medyada Nefret Söylemleri” konusunu ele alıyor, Alper Akyüz ve Erkan Saka “Dijital Aktivizm” konusunda salonda kim var kim yok aydınlatıyor.

 

Panellerimize konuşmacı olarak katılan dostlarımız da kendi hikayeleri ile hepimizi zenginleştiriyor. Defne Koryürek (fikirsahibidamaklar.org), Koray Doğan Urbarlı (Yeşil Gazete), Sayat Tekir (Nor Radyo), Ömer Akpınar (Kaos GL), Füsun Sarp Nebil (Turk İnternet.com), Ali Osman Özdilek (Bilgi Üniversitesi), Vedat Çakmak (Galatasaray Üniversitesi), Mahir Ilgaz (Açık Radyo), İlden Dirini (Alternatif Bilişim Derneği), Cengiz Alğan (Sosyal Bilişim Derneği), Murat Köylü (Yeşil Gazete), Ozan Zeybek (askerleranlatıyor.blogspot.com), Özgür Uçkan (Bilgi Üniversitesi), Levent Şensever (Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe), Burcu Türkay (maalesef aramızda olamadı) (Uluslararası Af Örgütü), Ezgi Köksal (İnternetime Dokunma).

 

Dinleyiciler de fikirlerini aktarıyor. Yunus Emre abimin o lafı geliyoır aklıma, “Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı. Söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ede bir söz“.

 

Şenlik alanında ne olup bittiğini merak ediyorum, Durukan (diğer şenlik koordinatörümüz) damlıyor yanıma. Kulağıma fısır fısır şenlik alanı malumatlarını iletiyor. “Yağmur devam ediyor. Herkes sucuk gibi oldu. Orası iptal buraya aldık. Konser iptal Beat Bar’da parti kararı aldık” vsr. Ben de “Katip arzuhalim yaz yare böyle” modunda ne dense ne olsa ne duysam ne görsem tıpı tıpı hem twittere hem facebook’a döşeniveriyorum. Bir konuşmacı bir siteden mi dem durdu, çatapata o siteyi arayıp buluyorum, bir moderatör projeksiyondan bir grafik mi paylaştı hemen ben de nerde ise ortaya çıkarıp sanal aleme yol ediyorum. Biri bir fotoğraf mı paylaştı, ben de ben de ben de… diye tutturuyorum.

 

15 dk yemek molasında dank ediyor kafama ne menem bir iş kotarrmış olduğumuz. Yeşil Ev tıka basa dolmuş ve değil oturacak, ayakta manevra yapacak bile yer yok. Alternatif Medya, Oğuz abimin (Atay) “Ben burdayım sevgili okur. Peki sen nerdesin?” sorusuna kol kola girmiş, “Biz de burdayız Oğuz Abi” der gibi sanki. Ah be Oğuz abim (Atay) ne vardı, sen de yanımızda olaydın.

 

Son panelin son sorusu da dinleyicilerden gelmiş ama kimse yerinden kalkmak istemiyor. Alper (Akyüz) “Panel kısmı sona ermiştir” dese de kimsenin ne inanası ne de isteyesi var.

 

Parti kısmına geçiyoruz ardından. Durukan’ın kulağıma fısırdadığı, “Partide sürprizler de olacak abi, yaz hadi, bunu da yaz” lafı meğer ne yerinde bir tespit imiş. Bir performans sanatçısı, Şafak Yüreklik; Beat Bar müzikleri eşliğinde tüketim toplumunu ve harcadığımız dünyayı hicveden bir dans gösterisi sunuyor. O bitince bir diğeri alıyor yerini. Arada her nasılsa birkaç arkadaşıma, “Benim yarın doğum günüm” demiş bulunuyorum. Aaa, üzerime iyilik sağlık, 5 dk sonra 10Feride gücündeki Selda elinde yaş pasta, “Mumları üfle Alper!” diye karşımda bitivermesin mi! O tekila bu bira derken dünya gezegeninden halley kuyruklu yıldızına doğru bir seyir halinde bulunduğumu hayal meyal hatırlıyorum.

 

MFÖ abilerin bir şarkısında geçerdi hani. Ali Desidero‘da galiba. Ben o sözü bu şenliğe uyarlamış olayım hocam, “Bunu saymıyoruz Şenlik, haydi yarın!

 

anavarza

ps1: Alternatif Medya Şenliği günü attığım tüm tweetler

ps2: Alternatif Medya Şenliği gününden birkaç fotoğraf

ps3: Alternatif Medya Şenliği gününden bir video

ps4: Alternatif Medya Şenliği gününden başka bir video

ps5: Alternatif Medya Şenliği Partisi, Şafak Yüreklik’in performansı

ps6: Alternatif Medya Şenliği Facebook sayfası