Rüya – Onat Çetin

Dünya yasta. Medya, Steve Jobs’un dünyamızı ne kadar da değiştirdiğini, onsuz bir dünyada yaşıyor olsaydık nelerden mahrum kalacağımızı, bizzat tasarlayıp patentini aldığı ürünlerin nasıl da estetik olduğunu, yoksunluk içinde kurduğu Apple’dan ayrılmak zorunda kalışını, sonrasında Pixar’ı satın alıp Disney’in en büyük hissedarı olmayı başardığını, nihayet kaldığı yerden Apple’ı batmaktan kurtarıp en yukarılara taşıdığını, yalnızca bir dolarlık CEO maaşının Guinness Rekorlar Kitabı’na girdiğini anlatıyor da anlatıyor. Yetmiyor, ticari rakipleri, siyasetçiler, sanatçılar, herkes ne kadar üzgün olduğunu, kaybın telafi edilemez olduğunu bildirme yarışınagirmiş gibi bir Steve Jobs çılgınlığıdır gidiyor.

Gidecek de. Göçmen bir babanın evlatlık vermek zorunda kaldığı, liseden sonra üniversiteyi terk eden, şirketini külüstür Volkswagen minibüsünü satarak bir garajda kurup teknoloji standardını belirleyen bir noktaya taşıyan Steve Jobs, Amerikan Rüyası’dır çünkü. Ve o rüyanın kahramanı, ölümüyle bile ölmekteki rüyaya can vermektedir.

Üç kişiden birinin yoksullukla boğuştuğu, 25 milyon işsiz ve 50 milyon sağlık sigortasından yoksun insanın yaşam mücadelesi verdiği Amerikan Rüyası’nın hala bir umut olarak görülebilmesi için daha fazla başarı öyküsüne ihtiyaç var. Wall Street’i işgale yeltenen kalabalıkların %1’in %99’a tahakkümünü idrak etmeye başladıkları tam da şu sıralar, daha da çok ihtiyacı var üstelik. Trajik olan şu ki, konut kredisi borçları nedeniyle evlerinden atılan, sıradan bir üniversite eğitimi alabilmek ve sonrasında da en iyi olasılıkla asgari ücretle çalışabilmek için bankalara on binlerce dolar borçlanan ve hatta organlarını ya da vücutlarını satarak günü kurtarmaya çalışan bu borç neslinin kalkışması da Irak İşgali gibi televizyonlarda izlenip geçilecek bir seyirlik olmaya mahkûm.

Çünkü İşeylere sahip olabilme arzusunu yenemeyen bir neslin “Amerikan Rüyası dünyadan çalındı” mottosuyla Wall Street’i işgal ederek bir devrim yapmasını beklemek en hafif deyimiyle naiflik olurdu. İşgal, Steve Jobs’un aynı anda hem Wall Street’in ağababalarının hem de onu işgale niyetlenenlerin ilahı olmaya devam ettiği sürece, eyleme katılanlar arasından rüyayı gerçekleştirecek şanslı birilerinin gelecekte rüya peşinde koşan yeni nesillere anlatacağı bir anı olmaktan öteye gidemeyecek. Tıpkı Steve Jobs’un Hindistan’a gidip LSD’yi deneyimleyerek Budist olarak geri dönüşünü ne kadar da onlardan biri olduğunu anlatarak göstermesi gibi.

Estetik, deha, başarı gibi cilaları bir kenara bırakın. İşini çok ama çok iyi yapan Steve Jobs’un işinin, insanı kendisine köle eden arzu nesneleri yapıp pazarlamak olduğunu akılda tutun. Rüyadan uyanın.

 

 

Onat Çetin