Kara Rüzgar – Selen Çağlayık Eloğlu

İki ağaç dolanmış birbirine, kökleri dans etmiş, yaprakları selam vermiş usulca. İki ağaç, biri genç biri yaşlı, dalları başka türküler söylerken
kökleriyle bağlanıvermiş birbirine, tek toprakta buluşmuş.

Avusturya’da Viyana’da kendi küçük hayatımı sürdürmeye çalışırken tanışıyorum Christos Amca ile. Ben dört aylığına gelmişim buraya, o
ise senelerini vermiş, burada büyümüş. Almanca bilmiyorum ama dinliyorum onu. Hayatımda gördüğüm en neşeli yüzlerden birine sahip;
masmavi gözleri pırıl pırıl, yüzünün her çizgisini aydınlatıyor gülünce. Hep gülümsüyor, hep. Heyecanla anlatmaya başlıyor seyahatini. Türkiye’deymiş yazın, hayatında ilk kez Türkiye’ye gitmiş. Memleketine, ailesinin doğduğu ama büyüyüp gelişemediği topraklara.

Christos Amca bir mübadele çocuğu. Karadeniz’de başlayan aile hikayesi
Yunanistan’a oradan da Avusturya’ya kadar uzamış. Anne babası 20li yaşlarında göçüvermişler bilmedikleri topraklara. Kendisi Yunanistan’da doğmuş büyümüş. Uzak kalmışlar gri sulardan, yeşil dağlardan. Karadeniz
kararmış.

Yıllar sonra bir heyecanla gitmiş gezmiş Karadeniz’i, anlatıyor, sevinçle fotoğraflarını paylaşıyor. Çay diyor, kemençe diyor. Köylerde gördüklerini paylaşıyor bizle. Yaşına aldırmadan dağ tepe dolaşmış. Vona diyor, neresiydi bulamadım. Vona’danmış ailesi, şimdiki Perşembe ilçesi. Bulamamış ailesinin evini, hikayesini. Vona olmuş Perşembe ama ne yazar, adı değişmese ne olacak ki anılar değiştikten sonra.

Bazen öyle rüzgar esermiş ki balıklar evin kenarına kadar gelirmiş. 100 sene oldu olacak ailesi göçeli Christos Amca’nın, balık da ev de kaldı mı bilinmez. Annesinin sözleri kalmış
sadece yaşayan. Bu sözlerle eski bir ev peşine düşmüş ama bulamamış yaşlı amca. Hem zaten ev kaldı mı deniz kenarında artık?

Gene de mutlu ayrılmış Karadeniz’den Christos Amca. Gözlerindeki sevinci hissetmemek elde değil. O fotoğraflara bakarken, ben ona bakıyorum sevincini paylaşmak için.

Eşim Karadeniz’den diye anlatmaya başlıyorum, daha çok seviniyor. Bilmediği ama içinde yaşattığı topraklardan bir dost bulduğu için mutlu. Benim ailemde de göç hikayesi var, dedemin ailesi Veria’dan gelmiş diye devam ediyorum. Şaşırıyor, biz de oraya yerleşmişiz, ne tesadüf diyor. Şaşırma sırası bana geliyor. Selanik’in yanıbaşındaki Veria bizi yeniden
bir araya getiriyor. Dedemler Veria’dan gelmişler, geliş o geliş, erleşmişler Anadolu’ya. Adı “Karaferya” olmuş ama göçenler için. Karardığı için mi anılarda, neden?

Karadeniz’den Karaferya’ya kara bir rüzgar esmiş, şiddetinden ne kök kalmış ne ağaç. Hepsi ayrı savrulmuş, kurumuş. Ama unutulan bir şey varmış: tohum. Tohum rüzgar estikçe uzağa, tohum rüzgar estikçe toprağa doğru gider. Yeşerir yeniden fidan, dal ve ağaç olur. O ağaçlar gene birbirini bulur ve kökleriyle dost olur. Bu dünya hiç kimseye kalmaz ama tohuma kalır, cana kalır.

 

[email protected]

 

http://agroekoloji.wordpress.com