Foto GaleriKöşe Yazıları

Barışa Pedal Nesin Vakfı’nda..

Barışa Pedal önümüzdeki Ağustos ayında 5 yaşına basacak.

Bu gönüllü konvoy 2006’da İncirlik’teki 90 nükleer başlığa dikkat çekmek için yola çıkmıştı.

Zaman içinde yaptıkları bununla sınırlı kalmadı.

Bir rüzgar gülü olan bisikletin onu götürdüğü her yere gitti. Savaşa, nükleere, motorize teröre, HES’lere, ırkçılığa,  ötekileştirmeye aklınıza hangi melant gelirse ona  karşı bayrak açtı. O bayrağın üstünde bisiklete ters binmiş Hoca Nasreddin vardı hep.

BP  ‘bitmemiş manifesto’sunda kendini Nasreddin Hoca’nın torunu olarak tarif eder. (Hoş, Cem Yılmaz bu topraklarda yaşayan herkesin Nasreddin Hoca’nın torunu gördüğünü söyler ve sorar: ‘Peki fıkradaki diğer kişiler? Onların hiç mi torunu yok, hepimiz Nasreddin Hoca’dan mı geldik?)

BP, ayıların bile uyku düzenlerinin altüst olduğu, şu küresel dengesi bozulmuş dünyada, uzundur derin bir uykudaydı. Birgün nasıl olduysa grup üyelerinin rüyasına ak sakallı bir dede girdi. (Kim olduğunu belirtmeye gerek var mı?) “…Bre tembeller, bre hımbıllar, bre pedalları pas bağlamışlar…Yekinin artık…”  diye kalayı bastı.   Bununla da kalmadı, rotayı gösterdi. Çatalca’ya Nesin Vakfı’na gidecektik. ‘Çağımızın Nasreddin hocası Aziz Nesin’in binbir emekle kurduğu ve şimdi ‘çocukları’nın yaşatmaya çalıştığı Çocuk Cenneti’ne…

(Acaba Aziz Nesin’e çağımızın Nasredin Hocası demek yerine, Nasreddin’e ‘zamanının Aziz Nesin’i’ demek daha mı doğru? Zor olan bu soruyu, Hangi Nasredin diye bir başka soruyla içinden çıkılmaz hale getirebiliriz. Zira Pertev Naili Boratav’ın çizdiği portredeki hoca ile, milli eğitim müfredatındandaki hocanın hiçbir benzerliği yoktur. Boratav’daki etten kemikten insan, diğer tarafta ihtiyaca göre üretilmiş,  ‘beyaz, türk, sunni, bir noel baba imgesine dönüşür.  Hani ortalama amerikalıyı temsil eden WASP gibi (Beyaz, Anglo-sakson, protestan)

Bizim hocamızın tarifi kolay. O Timurlenk’e bisikletle diklenen neşesi gani bir zatı muhterem. Aziz Nesin’in de  bütün ömrünü Timurlenk’lere karşı diklenerek geçirdiğini düşünürsek, bu parantezin kapanma vakti gelmiştir.)

Velhasılkelam geçen Cumartesi Çatalca’ya doğru yola koyulduk. Maalesefe bütün yolu bisikletle kat edemedik. Aramızda İrden gibi, Damla gibi çok genç arkadaşlarımız vardı.

(İrden altı yaşında bir belgesel hastası. Yol boyunca bize kaya pitonlarlarını, Sarı kobraları, yeşil ve siyah mambaları, şişen engerekleri ve Titanik’i anlattı. Her cümlesi bir manşetti: “Kaya Pitonu avını  ölümcül bir kucaklaşma ile sarar… Şişen engerek avını güçlü zehiri ile felç eder. Böylece ölümcül şöhretini hak etmiş olur…Titanik buzul tarafından adeta bir elmas gibi kesilmişti…”

Akşamüstü İstanbul’a döndüğümüzde manşeti yine o attı: “…Eyvah! Şehre geldik… “)

**

Çatalca’ya kadar Şişli Belediyesi’nin sağladığı iki araçla gittik. Çatalca’dan sonra kalan 7 kilometreyi pedal çevirerek aldık. (İrden mi? Elbette, o da çevirdi.) Nesin Vakfı’na girdiğimizde temellerini Aziz Nesin’in attığı 1 mayıs pikniği henüz başlamıştı.

(1 Mayıs pikniği, üstadın hayattayken başlattığı bir gelenek. Büyük usta 1 Mayıs yasak olduğu dönemlerde ‘size ne kardeşim, bahçemde kutluyorum, ona da karışacak değilsiniz ya’ diye başlatmış. Dostları ve çocuklarıyla yıllarca kutlamış O öldükten sonra çocukları geleneği devam ettirmişler. 1 Mayıs yasallaştıktan sonra, onu takip eden ilk Cumartesi kutlama kararı almışlar. Biz o pikniğe dahil olduk…Yedik, içtik eğlendik… Çam sakızı hoca armağanı üç tekerlekli bisikletimizi de vakfa bıraktıktan sonra yola koyulduk.

Barışa Pedal’ın manifestosundaki son cümleye nazire olsun diye:

“Bütün tanklardan daha güçlüdür 3 tekerlekli bisiklet…”

www.barisapedal.org

Fotoğraflar: Ebru Satır Çizim: Aydan Çelik

Kategori: Foto Galeri