Köşe Yazıları

Hadım Yasası

Babamın sürekli tekrarladığı bir mesel var: Adamın birine “Azrail çocuk dağıtıyor” demişler, o da “aman evdekini almasın da, verdiğini istemem” diye mukabele etmiş.

Hani son zamanlarda idam cezası, ‘hadım yasası’ gibi mevzular etrafında hararetli tartışmalar yapılıyor ya, oradan geldi aklıma.

İdam cezasıyla ilgili söyleyecek  yeni bir cümlem yok. Koestler- Camus ikilisinden, Kieslowski filmlerine kadar sağlam bir külliyat orada kapı gibi duruyor.

Aslında o kadar uzağa gitmeye gerek yok. Sırrı Süreyya Önder’in 1 Nisan’da Radikal’de çıkan Yağlı ilmek sevdalısı kuzular yazısı şimdiden o külliyatın klasiklerine katıldı bile…Bir ülkede darağaçları kurulunca, ilmeğin sadece sizin istediğiniz boyunlara geçeceğinin hiçbir garantisi yoktur…” cümlesinin üstüne bir cümlemiz olabilir mi?

İdam cezası tartışıladursun ‘hadım yasası’ komisyondan geçti bile. Yasaya göre çocuklara cinsel istismarda bulunanlara testosteron azaltıcı bir tedavi uygulanacakmış.

Adını bilmiyorum ama hem hekim hem de komisyon üyesi olduğunu öğrendiğim  bir milletvekili, televizyonda, yasanın toplum kadar pedofili hastaları açısından da yararlı olacağını söylüyordu.

Hekim milletvekili konuşmasının ilerleyen bölümlerinde ‘testosteron’ denilen bu hormonun, ne kadar baş belası bir meret olduğunu, yeryüzündeki bir sürü melanetin onun başının altından çıktığını anlatıyordu.

Böyle bir yasayla yeryüzündeki en iğrenç suç olan çocuk istismarı ne kadar önlenir bilmiyorum diye burada bırakıyor, şu testosteron mevzuuna devam ediyorum.

Testosteron’un nasıl bir baş belası olduğunu en iyi bisikletçiler bilir. Libidonun açtığı belalardan söz etmiyorum. O herkesin malumu. Tiyatro aşkıyla pek yanıp tutuşmayan memleket ahalisi Testosteron adını taşıyan bir oyuna aylar öncesinden bilet alıyor mesela.

Lance Armstrong‘un yakın dostu Robin Williams‘ın lafı var: “Tanrı erkeğe iki önemli organ vermiştir: Beyin ve penis. Ama aynı anda ikisini birden besleyecek bir damar vermemiştir. Birine kan gittiğinde diğeri kurur.”

Bisikletçilere musallat olan şey ise, doping niyetine kullanılan yapay testosterondur. Onun da en şöhretli kurbanı Floyd Landis‘tir. Duymayanlar için tekrar edelim: Amerikalı bisikletçi 2006 yılında inanılmaz bir performans göstererek Fransa Bİsiklet Turu’nu kazandı. Lakin sonradan anlaşıldı ki, o performans, etaptan bir gece önce tenasül bölgesine sürdüğü testosteron jellerinden kaynaklanmıştı. Velhasıl Landis evine götürdüğü şampiyonluk kupasını iade etti ama itibarını geri alamadı.

Bisiklet ve testosteron denince akla gelen ikinci isim Mario Cipollini‘dir. Aslan kral,  testosteronunu yükseltmek için bisikletinin direksiyon boğazına yapıştırdığı Pamela Anderson fotoğrafından faydalanıyordu.

Geçenlerde NTV’de üç müteffekir (Şerif Mardin, Murat Belge ve Gündüz Vassaf) Testimonial (bonservis)  kelimesinin kökeni üstüne konuşuyorlardı. G. Vassaf kelimenin testisten geldiğini anlatıyordu.

Daha ne diyeyim…

MARDİN’DE YARIŞ

Bu pazar dünya bisiklet camiası Paris- Roubaix yüzünden Fransa’ya odaklanmışken, Biz Mardin sokaklarında ruble seslerini dinleyeceğiz.

Mardin ve Çekmeköy belediyelerinin destek verdiği Kaçkar Bisiklet Mardin MTB  yarışı 10 Nisan’da yapılacak…

Bisiklet dünyasının çalışkan emekçilerinden Ögün Çavuş ve Kaçkar Bisiklet‘in  ortak girişimibu şahane şehire müthiş bir klasik armağan edecek.

Hayırlı olsun.