Haftanın tortusu

* Japonya’da nükleer felaket oldu, Türkiye’de tüp koktu! * Nükleere karşı binler yürüdü. * HSYK terfilerini İnsanlık Anıtı’na bakarak mı yapıyor? * Libya halkı varil varil demokrasiyi hak ederken, Bahreyn’deki demokrasiyi Suudi Arabistan koruyor.

* Japonya’da nükleer felaket oldu, Türkiye’de tüp koktu! Japonya’da, önce deprem, sonra Tsunami… Şimdi ve önümüzdeki yüzyıllarda ise radyasyon… İşte böyle bir şey nükleer ama bizde kimse farkında değil. Kimse dediysem, yönetim kesiminden kimse. Anlaşmalar yapılmış, alacak verecek denkleştirilmiş, kazma elde bekleniyor. Nükleer santral seçimden önce başlayacak diyor Başbakan! Neden seçimden önce illa? Nisan ayında kasma vurulacak. Haziran’dan sonra yapsalar ne olacak ki? Başbakan’ın ya da genel olarak AKP’nin elinde/kafasında seçim sonrasına dair olumsuz veriler mi var? Japonya ki, yaptığı işlerde ciddiyetiyle tanınıyor geldikleri nokta ortada; Türkiye’nin nükleere yaklaşımı, benzettikleri ve acelesini düşününce durum gerçekten karamsar olmak için yeterli gözüküyor. (İlgili bir yazı: Japonya’nın köprüleri, tüp gazları ve Amerika’ya ulaşan molozlar )

* Nükleere karşı binler yürüdü. Türkiye’nin yönetim katı karamsar olmayı bize tek seçenek olarak sunsa da; taban hareketi olarak anti-nükleer hareket üzerimizdeki bu karamsarlığı atacak gücü kendinde topluyor. Binlerce insan, örgütlü/örgütsüz, nükleere karşı yürüdü. Yeşiller Partisi, Greenpeace ve KEG’in başı çektiği bir yürüyüştü ama önemli olan kalabalık ve katılım. Nükleer santral, yıllardır her “başa” geçenin özlemi, hayali… Her zaman da karşısında büyük bir karşıt kesim bulmuş. Türkiye halkının kararlılıkla karşı durduğu belki de yegane “şey”. Her yürüyüş, her kampanya, her açıklama destek buluyor halktan. Bu sefer halk biraz daha umursuz ama. Sesine kulak verilmediğini düşünüyor çünkü. Ne olursa olsun, engelleyemeyeceklerini… Eklemeden geçmemeli: Medya bunu görmedi, gören de küçülttü, küçülttü, küçülttü…

* HSYK terfilerini İnsanlık Anıtı’na bakarak mı yapıyor? İşte halkın karamsar olmasının en büyük nedenlerinden biri. Bir örnek: Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), 76 idari hâkim ve savcının görev yerini değiştirdi. HSYK, ‘İnsanlık Anıtı’nın yıkılması kararının yürütmesini durduran hâkimi düz üye; yürütmeyi durdurma kararını kaldıran üyeyi de başkan yaptı. Şimdi, bu kadar netken her şey, kim karşı çıkabilir hükümetin icraatlarına? Bu yüzden işte, insanlar eylem yaparken geliyorlar ve “Haklısınız ama dediğini, kafasına koyduğunu yapıyor Başbakan!” diyor. Bu gücün iyice sınırsızlaşmasının 6. ayını “kutladık” geçenlerde. (İlgili bir yazı: 12 Mart’ın 3 hali: Darbe-Katliam-Referandum )

* Libya halkı varil varil demokrasiyi hak ederken, Bahreyn’deki demokrasiyi Suudi Arabistan koruyor. Şu an gündemin belki de tek maddesi. Ne Japonya, ne seçimler, ne İbrahim Tatlıses… Her yerde Libya konuşuluyor. Dalga geçer gibi 8 yıl sonra yine bir 19 Mart günü “koalisyon” güçleri bir ülkeyi bombalamaya başladı. Medyamız pek oralı değil ama Libyalıların tepkisi oldukça yoğun. BM Genel Sekreteri, Mısır’ı ziyaret ederken Libyalılar tarafından protesto edildi ve Tahrir Meydanı’nı göremeden kaçmak zorunda kaldı. Gelen görüntüler sivillerin de hedefler arasında olduğunu açıkça gösteriyor. Siviller ölüyor bahanesiyle yapılan müdahale, yine tabii ki sivilleri öldürüyor. Yakındır akması varil varil demokrasinin başta Fransa olmak üzere, Libya’ya saldırmak için sıraya giren o bir sürü ülkeye… (Bu koalisyona katılmak için can atan ülkeleri unutmamak lazım!) Durum Libya’da böyleyken, Bahreyn’de neden kimse ses çıkarmıyor? Onların demokrasisini Suudi Arabistan veriyor çünkü. Koalisyona katılmak için can atan ülkelerden bile beter durumu Suudi Arabistan’ın. Bir sistem ayakta kalsın diye, Şiilerin üstüne tanklarını sürüyorlar. Böylece en azından kimse yıllarca onlara demokrasi getirmeye çalışmaz. (İlgili bir yazı: Petrole “Şafak Yolculuğu” )

http://www.urbarli.net

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page