Bütün isimlerimizi geri istiyoruz

Türkiye’de son yıllarda önemli tartışmalar ve bunlara bağlı olarak çeşitli ölçeklerde değişimler yaşanıyor. Merkezi otorite tarafından onlarca yıldır baskı altında tutulan dillerde eğitim ve ifade hakkı bunlardan biri. Yerleşim yerlerinin yöresel isimlerinin kültüre geri kazandırılması da bu çerçevede ele alınıyor.

Türkiye’de isim değiştirme siyasetinin tarihçesi

Yerleşim birimlerinin isimlerinin Türkçe’leştirilmesi ilk olarak 1920’de gündeme geldi. 1922 yılında ilk adım olarak birçok ilçe, köy, kasaba, dağ, köy isimleri Türkçeleştirildi. 1925’teki Şeyh Said Ayaklanması’ndan sonra Doğu ve Güneydoğu’da yapılan isim değişikliklerinin ardından, 1934 – 36 yılları arasında da 834 köye Türkçe isimler verildi. 1938’teki Seyid Rıza Ayaklanması’yla birlikte isim değiştirme genelgelerle, valilik kararlarıyla devam etti. Kürtçe, Arapça, Ermenice, Lazca, Gürcüce, Çerkezce isimler genelgelerle ya da yerel yönetimlerin veya valiliklerin tasarrufu ile değiştirildi. 1940 yılında İçişleri Bakanlığı’nın 8589 sayılı genelgesi ile ad değiştirme işlemi resmileşti ve tek elden yapılmaya başlandı.

Ad Değiştirme İhtisas Komisyonu ve 1980 Darbesi sonrası

1957 yılı ise adeta bir dönüm noktası oldu. Bu tarihte, “Ad Değiştirme İhtisas Komisyonu” oluşturularak sistematik bir asimilasyon politikası hayata geçirildi. Genelkurmay Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı, Savunma Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi ile Türk Dil Kurumu’nun temsilcilerinin bulunduğu bu komisyon eliyle, Türkiye’de yer alan pekçok yerleşim biriminin ve coğrafi yörenin adları değiştirildi. Yıllar içinde farklı iktidarlar geldi geçti ama bu kurulun faaliyetleri hiçbir aksamaya uğramadan 1978 yılına kadar devam etti . Bu tarihler arasında yaklaşık 28 bin isim değiştirildi. Bunların 12 bin 211’i köy ismi olurken, diğer kalanlar ise il, ilçe, nahiye, mezra, dağ, göl, nehir, ova ve dere isimleriydi.

Söz konusu komisyonun 1978’e kadar yürüttüğü bu asimilasyon faaliyeti, 12 Eylül 1980 askerî darbesinden sonra, askeri rejim tarafından daha da hızlandırılarak devam etti. 1981 – 83 yılları arasında özellikle Kürtler’in yaşadığı Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine yönelik, o coğrafyanın tarihini ve kültürünü adeta tamamen ortadan kaldırmak amaçlı bir “isim operasyonu” gerçekleştirildi.

Cumhuriyet tarihi boyunca 12 bin 211’i köy ismi olmak üzere 28 bin yerleşim biriminin adı zorla değiştirilmiştir. Başka bir ifadeyle ülkemizdeki köylerin takriben yüzde 35’inin adları değiştirilmiştir. Bunlar yerleşik toplumun rızası olmadan, tamamen asimilasyon amaçlı yürürlüğe konan bir politikanın sonucudur. Bütün Kürtçe, Lazca, Gürcüce, Rumca, Ermenîce, Arapça, Çerkezce isimler silinmiş, hepsinin yerine Türkçe isimler verildi. Bu politika yoğun olarak Kürt nüfûsun yaşadığı Doğu ve Güneydoğu ile Laz ve Gürcü nüfûsun yaşadığı Karadeniz bölgelerinde uygulandı.

Bütün İsimlerimizi Geri İstiyoruz Girişimi

Girişim, hiçbir siyasî partiyle veya ideolojik dernek ve hareketle ilişkilendirilmek istemiyor. Bu mücadeleyi herhangi bir dünya görüşü, dîn, mezhep, ırk, kavim, ideoloji, devlet, parti, örgüt, cemaat adına yapmadığını ifade ediyor. Bunun siyasî ve ideolojik bir konu olarak değil, insani, insancıl bir konu olarak görülmesini istemiyor.

Bu ülkenin onurlu insanlarını, ister Türk, Kürt, Laz, Çerkes, Ermenî, Arap veya Gürcü olsun, Alevî veya Sünnî olsun, bu ülkenin tüm yurttaşlarını, yaşadığımız coğrafyada egemen olan şoven siyasetin yüz yıla yakın bir zamandır yaşattığı bu utanca son vermek için sorumluluk almaya çağırıyor.

Bu çağrıya katılmak isteyenler http://www.ufkumuz.com/imza/index.php adresini ziyaret edebilirler. Yeşil Gazete olarak biz de, yerel ve doğrudan demokrasi mücadelesinin önemli bir yapıtaşı olarak gördüğümüz bu talep ile mücadele sürecine destek vermeye devam edeceğiz.

* Haberdeki bilgiler İbrahim Sediyani’nin Adını Arayan Coğrafya isimli kitabından derlenmiştir.

(Yeşil Gazete)