“Mezar kazıcılarını durduralım”

Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, İstanbul Tabip Odası ve Çevre İçin Hekimler Derneği Türkiye’de yapılmak istenen nükleer santrallerle ilgili ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

“Mezar Kazıcılarını Durduralım” isimli açıklamada, ne Çernobil Patlaması’nın ne de Japonya’daki nükleer santrallerde meydana gelen patlamaların, hükümetin Türkiye’de santral yapma gayretini engellemediği belirtildi.

Grup adına açıklamayı okuyan ÇMO’dan Semra Ocak, bilimsel olarak savunulabilir bir yanı olmayan nükleer santralleri kurma çabasının, insan, doğa ve yaşama karşı bir cürüm olduğunu söyledi. Ocak, nükleer santralin zararlarını şöyle açıkladı:

* Nükleer santrallerin atıkları için dünyada hala depolama alanları kurulamıyor.

* Bu atıklar milyonlarca yıl yok olmuyor.

* Çernobil kazası ya da deprem gibi doğal afet sonucu sonrası can kaybı ve çevre kirliği söz konusu.

* Nükleer santrallerin bakım ve güvenlik maliyetleri, kuruluş maliyetlerini aşıyor.

Nükleer santraller yerine yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmek gerektiğini söyleyen Ocak, “Birkaç hafta içinde elinde kazmalarla, Akkuyu’da gözlerimizin önünde toplu mezarlarımızla neredeyse eşdeğer olacak nükleer santral kazılmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

“Ya cahiller, ya da işlerine geleni saklıyorlar”

Açıklamanın ardından soruları yanıtlayan Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Ümit Şahin, Japonya’daki patlamayla ilgili tüm dünyada, resmi kurumlar aracılığıyla bir yanlış bilgi ya da eksik bilgi aktarımı olduğunu söyledi.

“Uzmanlara göre, ortada Çernobil patlamasını aşan bir durum söz konusu ve radyasyon sızıntısının Avrupa’ya kadar yayılmasından korkuluyor”

Çin’in bile yeni santral planlarını askıya aldığını söyleyen Şahin, “Başbakan Erdoğan ve bakan Yıldız’ın cahilce açıklamaları ya bu konudan anlamadıklarını gösteriyor ya da işlerine gelmeyen şeyleri saklıyorlar” dedi.

“3.nesilin çalışma prensibi eskileriyle aynı”

Bianet’e konuşan Ümit Şahin, 3.nesilin çalışma prensibinin eski nesillerden çok farklı olmadığını söyledi.

“3. nesil diye bir şey yok, sadece güvenlik önlemleri artırılmış ikinci nesilden söz ediyoruz. Çalışma prensipleri tamamen aynı. Japonya’daki sistem de depreme gayet dayanıklıydı. Ama sonuçta bu felaket nükleerde en gelişmiş ülkelerden birinde oldu.

Akkuyu’da 35 sene önce alınan yer lisansının hiçbir hukuki geçerliliği olmadığını belirten Şahin, “Lisansı veren Prof.Dr. Tolga Yarman’ın kendisi zaten artık o lisansın geçerli olmadığını söylüyor. Çünkü lisans verildiği zaman büyük kazalar yaşanmamıştı. O zamanki kriterler de farklıydı.” dedi.

Taksim’de cumartesi (19 Mart) saat 16:00’da, Galatasaray Lisesi’nin önünde nükleere karşı insan zinciri oluşturulacak.

24 Nisan’da da “Nükleere Karşı Platform”, Kadıköy’de bir eylem gerçekleştirecek.

Üç kurum tarafından yapılan basın açıklamasının tam metni şöyle:

Ellerinde kazmalarla Akkuya’ya doğru yola çıkan Nükleer Reaktör meraklısı politikacı ve müteaahitlere dur diyelim…

Japonya depremi sonrası nükleer santrallerde meydana gelen patlamalar felaketin boyutunu kat be kat artırırken nükleer santraller hakkında ön görülen tüm olumsuzlukları bir kez daha ortaya serdi. 1986 yılında meydana gelen, yaşamımızdaki negatif etkileri halen devam eden Çernobil reaktör kazası nükleer santrallerle ilgili ‘olabilir mi’ olasılığını ortadan kaldırmalıydı. Ancak görünen o ki, ne 1986 Çernobil patlaması, ne arada meydana gelen bir çok irili ufaklı reaktör sızdırması ne de son olarak halen boyutları tam olarak yansıtılmamakla birlikte bulunduğu bölge halkı ve tüm uygarlık için bir facia olacağı tahmin edilen Japonya depremine bağlı nükleer reaktör yıkımlarına rağmen hükümet tarafından yapılan açıklamalar tüm dünyada yapımı durdurulan kullanımından vazgeçilmeye çalışılan bu zararlı ve eski teknolojinin ülkemizde yapılması için gayret gösterildiği yönündedir.

Nükleer santrallerin atıkları için dünyada hala depolama alanları kurulamıyorken, bu atıklar milyonlarca yılda yok olmazken, Çernobil kazası ya da deprem gibi bir doğal afet sonrası can kaybı ve geniş bir çevrenin yüzyıllar süren etkilenmesi söz konusu iken, nükleer santrallerin bakım ve güvenlik maliyetleri kuruluş maliyetlerini aşıyorken bu santrallerin bilimsel olarak savunulabilir bir yanı yoktur. Buna rağmen nükleer santral kurma çabalarını günlük kazanımlar peşindeki ucuz politikalara bağlıyoruz. İnsana, doğaya, yaşama karşı kasıtlı cürüm olarak değerlendiriyoruz.

Çevreyi kirleten bir teknoloji satın aldığınızda kansere davetiye çıkarıyor, kanser ilaçlarına müşteri oluyorsunuz demektir. Hem o çöpü parayla alıyorsunuz hem de o çöpün oluşturduğu hastalıklarla mücadele için ciddi bedeller ödüyorsunuz

Başbakan Rusya seyahatinde diyor ki “Mersin Akkuyu’da atılacak adım dünyaya örnek olacak”. Acaba neyin örneği?  “Deprem olacak diye köprü yapmayalım mı?” diyor, “evimizde tüp gaz var nükleer santralle aynı şeydir” diyor. Halkı kandırmaya yönelik bilimden yoksun bu açıklamaları gayri ciddi buluyoruz, inandırıcılık uzak, saygısız ve küstah bir yaklaşım olarak değerlendiriyor ve kabul etmiyoruz.

Nükleer santrallerin bugün ve yarın için getireceği tek şey ölümdür, ölümcül hastalıklardır, çevre kirliliğidir, başa açacağı belalar için çekilecek acıdır, tüketilen zaman ve paradır. Nükleer santraller yerine yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelme zorunludur.

Ne Akkuyu’da ne de başka bir yerde nükleer santral kurulmasına izin verilmeyeceğiz. Bu konuda birkaç hafta içinde elinde kazmalarla Akkuyu’da bu ülke ve bölge halkına gözlerimizin önünde “o kazmalarla” toplu mezarlarımızla neredeyse eş değer olacak nükleer santral kazılmasına sessiz kalmayacağız.  “Kazma meraklılarını”, tüccar siyasetin insanı ve insanlığı yok sayan politikalarını durduracağız.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi

TTB İstanbul Tabip Odası

Çevre İçin Hekimler Derneği

(Bianet, Yeşil Gazete)