Köşe Yazıları

Bahar geldi

İstanbul’a kar yağmadan Türkiye’ye kış gelmez denir ya; bizim için de öyledir, Paris- Nice başlamadan bahar gelmez.

Paris-Nice baharın müjdecisidir.

(Hoş, şu anda bu yazı yazılırken dışarda kar yağıyor. Üstelik mevsimin ilk karı yağıyor…Wallerstein’ın kült kitabı gibi, Bildiğimiz Dünyanının Sonu galiba.. Kurduğumuz her cümle, kısa bir süre sonra, başkasına gerek yok. Kendi kendini yalanlıyor…)

Benim en sevdiğim yarışlar ‘Bahar Klasikleri’dir. Geçen Cumartesi Dağ Filmleri Festivali’nde  mahşeri (!) bir kalabalığa (sanırım 20-30 kişi filandı) karşı yaptığımız söyleşide de söyledim. 1 haftalık ya da tek günlük yarışlar bisikletin doğasına daha uygun. Fransa, İtalya gibi büyük turlar çok stratejik, çok endüstriyel ve manipulasyona daha açık.

Paris- Nice pazar günü, 22 takımda yarışan 176 sporcuyla başladı. Aşağı yukarı bütün takımlar ağır toplarıyla pedal çeviriyor. Geçen yılın şampiyonu  Contador malum sebeplerle bu yıl gelemedi. Ama Wiggins, Sanchez, Vinokourov gibi güçlü isimler takımlarının başında.

Schleck kardeşler ise yeni takımları Leopard-Trek ile güneşe karşı pedal çevirecekler.

Bazı takımların başında ise Peter Sagan gibi (21) Tony Martin gibi (26) gepegenç adamlar var.

An itibariyle turu Avustralyalı Goss önce götürüyor. Perşembe başlayacak olan yokuş etaplarında tablonun değişeceği kesin.

Sporcuların bugünkü (çarşamba) randevusu Bellevile’de. (O muhteşem animasyona selam olsun bir kez daha)

*

PN sürerken İtalya’da başka bir klasik start alıyor: 45 yaşındaki Tirreno- Adriatico. Burada geçen yılın galibi Garzelli’de yarışacak. Aynı zamanda Evans, Cavendish, Pozzato, Basso, Cunego, Boonen gibi namı yürümüş pedallar da  yine şahane bir peyzajın altında rekabet edecek.

Victor

Hem kendisi hem mecazı güzel bir kelime bahar. İşte Victor Ananias’ta ömrünün baharında geçip gitti bu dünyadan.  Ömrünün ilk baharında, sonbaharı beklemeden toprağa karıştı.  Türkiye’de organik hayat deyince akla gelen belki de ilk isimdi.

Arkada bıraktığı dostları çok şey söyledi, çok şey yazdı. Onların üstüne bir cümle eklemek manasız.

Yunus Emre söylesin son sözü:

“…Bu dünyada bir nesneye

yanar içim göynür özüm

Yiğit iken ölenlere

gök ekini biçmiş gibi…”