Başbakana bir çağrım var

Yang Wen-li ve Reinhard von Lohengramm

İzlemiş olduğum diziler ve filmler içinde “Ginga Eiyuu Densetsu” yani (benim çevirimle) Galaktik Kahramanların Efsanesi (GKE) isimli anime serisi benim için bambaşka bir yere sahiptir. Bu seri bilim kurgu ve anime tarihi için de önemlidir.

Yüz on küsur bölümlük GKE’de aristokratik ve militarist bir imparatorluk toplumu ile bu toplumdan kaçarak demokratik düzenlerini kurmaya çalışan başka bir toplumun çelişkileri sürmekte olan savaşın eşliğinde ele alınır. Arkaplanda sosyal farklılıklar ve savaş teması kesintisiz olarak devam ederken hikayenin olgunlaşmasıyla iki tarafın ordularının başına geçen iki genç asker odak haline gelir. Zaten seriye benim açımdan değerini katan da bu iki karakterin farklılıklarıdır.

Demokratik toplumun ordularının başına geçen Yang Wen-li aslen tarihçi olmak isteyen, savaştan ve askerlikten pek hazetmeyen, “bitse de gitsek” diyen bir stratejik dehadır. İmparatorluk ordularının başına geçen Reinhard von Lohengramm ise aristokrasiye duyduğu nefret ile motive olan ve çocukluğundan beri lider olmayı hedeflemiş yetenekli bir hırs küpüdür.

İki karakterin arasındaki temel çelişki birinin üstüne yıkılan liderliği mecburiyetten kabul ediyor oluşu, diğerinin ise liderliği amaçlamış ve iktidar için çalışmış olmasıdır.

İktidarın insanları değiştirmesi, bir insanı hangi durum ve özelliklerin lider haline getirdiği, liderlik konumunu kaybeden insanların neler yaşadığı gibi konuları işleyen eserler kendimi bildim bileli ilgimi çekmiştir.

Liderlik ve iktidar meselesi üzerine düşündükçe liderliği hedefleyen insanların toplum için daha büyük bir tehlike oluşturduklarını farkettim. Çünkü bu tip insanlar kaybetmeyi veya zamanı gelince iktidardan vazgeçmeyi kolay kolay hazmedemiyorlar.

Gelelim cennet Türkiyemize… Son haftalarda asabiyet ve kibir konusunda kendini aşan başbakan tam da bu özelliğinden dolayı bizzat Türkiye’nin kronik bir sorunu haline gelmektedir. Giderek “emekli olmayı bilmeyen siyasetçiler” kervanına katılacağının sinyallerini veren başbakana bir çağrım var:

Tadında bırakınız ve emekli olunuz.

Lakin Türkiye’de yaşıyoruz. Bu da başbakanın ölene kadar siyaseti bırakmayacağını neredeyse garantiliyor.

Öfkeli başbakan

Tayyip bey’in geçmişine bakarsak gençliğinden beri liderliği hedeflediğini ve hayatı boyunca profesyonel olarak sadece politikayla uğraşmış olduğunu görürüz. Siyaseti bıraksa yapabileceği başka bir mesleği bile yoktur.

İyiden iyiye “büyük lider” havasına girmiş olduğunu da hesaba katarsak emekli olmasına pek de ihtimal veremeyiz.

Oysa Türkiye’nin artık büyük liderlere veya kahramanlara ihtiyacı yok. İhtiyacımız olan şey tadında bırakmayı bilen liderler ve işi şansa bırakmayarak rotasyon uygulayan siyasi hareketlerdir.