Köşe Yazıları

O namlu ‘U’ dönüşü yapar beyler!

Alberto Contador doping yaptı mı?

Bisiklet dünyasının son aylarda en çok merak edilen konusu bu.

Mesele henüz açıklığa kavuşmadığı için pek bir şey yazmadım. Ama son yaşanan bir gelişmeden sonra gün bugündür deyü kaleme sarıldım.

Bisiklet sporu 2006’da yaşanan doping skandalından sonra büyük bir itibar kaybına uğramıştı. Konunun muhatabı olan herkes durumun nasıl toparlanacağını merak ediyordu.

Geçen dört yıl içinde kelimenin her anlamıyla bir kan değişimi yaşandı. Ricardo Ricco gibi örnekler bir yana bırakılırsa, bir arınma dönemi yaşandığı genel kabul görüyordu.

Bunda takımların doping konusunda özel programlarının etkisi kadar, yeni kuşak bisikletçilerin varlığı da rol oynuyordu. Özellikle Schleck, Contador, Nibali  gibi isimlerin ‘beyaz’ görüntüleri ziyadesiyle etkiliydi.

Ve fakat eylül sonunda gelen haber beyaza gölge düşürdü.  Contador, idrarında çıkan Klenbuterol yüzünden UCI (Uluslarası Bisiklet Birliği) tarafından geçici olarak yarışlardan men edildi.

Alberto asla doping yapmadığını, yediği et yüzünden böyle bir sonuç yaşadığını söylüyor. Lakin inanmayanların sayısı hayli kabarık. İnternet onun adına biftek lokantası açanlardan, Wanted ilanlarına kadar her çeşit dalga malzemesiyle kaynıyor.

**

Contador’un lakabı El Pistolero yani silahşör.

Podyumda, finişte, dağda, bayırda eliyle o sevimsiz nişan hareketini yapıyor. İmaj danışmanları hareketi evvelki sene görsel bir çalışmaya dönüştürdü. İlk logo hayli mütecaviz bir toplu tabanca imgesiydi. Ertesi sene imge yumuşatıldı ve tabancaya dönüştürülmüş bir el kullanılmaya başladı.

Alberto için henüz kesinleşmiş bir karar yok. Dolayısıyla, ‘aksi ispatlanana kadar herkes masumdur” ilkesi onun için de geçerli. Dilerim öyledir ve dilerim Pistolero’nun namlusu ‘U’ dönüşü yapıp kendisini vurmaz.

“Peki neden biraz daha beklemedin bu yazı için?” dediğinizi duyar gibiyim.

Anlatayım… TBMM Silah Alt Komisyonu geçenlerde bir tasarı hazırlamış. Eğer  doğruysa, isteyen, 5 silah ruhsatı alabilecek,  üstünde 2 silah birden taşıyabilecek, ruhsat için tam teşekküllü bir hastaneden rapor almak gerekmeyecek, internette silah reklamı yapılabilecek ve silah bulundurma yaşı 18’e inecekmiş.

Türkiye’de silahlanmanın nelere mal olduğunu uzun uzun saymaya gerek yok. Her şey ortada.

Hâl  böyleyken tasarıyı savunanların hangi argümanlara sahip olduğunu merak ediyor insan.

Bakın  Silah Üreticileri, Satıcıları ve Sevenleri (!) Derneği başkanı ne demiş: “İç savaş çıkarsa silah gerekir, Boşnaklar silahlanmış olsaydı Sırplar bu kadar kolay katliam yapabilir miydi?”

Sayın başkan, Çehov’un o sözünü bilir misiniz? ‘Eğer sahnede bir silah varsa eninde sonunda patlar’ der büyük yazar. Ve o silahın kime patlayacağı asla belli olmaz ve bir bakmışsınız hepimiz Boşnak olmuşuz.

Biliyorum böyle bir milyon cümle kursak, Doktor Frankeştayn öyküleri filan anlatsak size vız gelir kurusıkı gider ama ben yine de İnarritu’nun muhteşem filmi Babil’i seyretmenizi öneririm. ‘Global Köy’ de namlunun her an ‘U’ dönüşü yapabileceğini anlatan bir epiktir o.

Hepimiz Boşnak’ız orada.

ANTREMAN YARIŞLARI BAŞLADI

Kış gelince bisiklet yarış sezonuna ara verilir. Antreman yarışları başlar.

Geçen haftasonu Çekmeköy’de Kaçkar Bisiklet’in düzenlediği geleneksel antreman yarışı yapıldı.

19 Aralık’ta ise Maçka Demokrasi Parkı’nda BO-CE gece yarışı yapılacak. Bora Tirki ve Cemal Dilben’in bu yıl üçüncüsünü düzenledikleri yarış ögleden sonra üçte başlayacak, saat sekize kadar sürecek.

Daha detaylı bilgi almak isterseniz [email protected] adresinde yazabilirsiniz.