Köşe Yazıları

Bir eşiği daha geçtik

Bu bisikletçiler arasında hiç Türk yok mu?


Eurosport
’a mail yoluyla en çok gelen soru budur.

Bisikleti yeni izlemeye başlayanlar için verilen cevap hayal kırıklığıdır. Bilenler için ise “öğrenilmiş çaresizlik sendromu”.

O sendromu yavaş yavaş aşıyoruz galiba.

Türkiye’nin ilk ‘Kıta Bisiklet Takımı/ Continental Team’, Manisaspor, Bianchi ve Shimano firmaları ile Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun ortak projesi olarak hayata geçiyor.

25 ekimdeki basın toplantısında konuşan Federasyon Başkanı Emin Müftüoğlu, Türk Bisikleti uluslararası müsabakalarda bugüne dek Türkiye adına tescil edilen bir takım bünyesinde temsil şansı bulamamıştı. Türk Bisikleti için önemli bir adım atıyoruz” dedi.

Başkan Müftüoğlu’nun sözünü ettiği adım biraz geç atılmış bir adım. Şöyle söyleyelim: 2010 yılında Uluslararası Bisiklet Birliği’ne kayıtlı 83 kıta takımı içinde üç İran, beş Polonya, dört Sloven takımı yer alırken, hiçbir Türk takımı yok.

Türkiye Bisiklet Turu’nda bile milli takım düzeyinde temsil ediliyorduk. Şimdi bir continental takım sayesinde sayısız yarışta görünme şansımız olacak. Ayrıca oluşum, bir milli takım hüviyeti taşımadığı için bünyesinde yabancı sporculara da yer verebilecek.

Çarşı Bisiklet

Dileriz Manisaspor’un açtığı bu yola diğer büyük kulüpler de girer.

Emin olun, bir anda dünyanın en renkli seyirci kitlesi bu topraklardan çıkar. Düşünsenize ‘Çarşı’nın bir bisiklet izleyicisi olarak portresi’ ne şahane bir şey olur.

Büyük turların en renkli izleyicisi, turunculara bürünmüş Basklılar bile bizimkilerin yanında siyah-beyaz kalır…

(Laf aramızda Çarşı’nın bisiklet yarışlarında görünmesi için Beşiktaş’ın bisiklet takımı kurması şart mı? Bizim Karşı Bisiklet’e nazire yapar gibi bir de Çarşı Bisiklet oluşsa fena mı olur?)

Ergene hayata dönsün


Manisapor
’un basın toplantısından bir gün önce Edirne’de bisikletin başrolde olduğu başka bir eylem vardı. Ergene Platformu, Ergene Nehri’ndeki kirliliğe dikkat çekmek için bir eylem organize etti.

Eyleme katılan Barışa Pedal aktivisti Figen Dayıcık’a kulak verelim.

Edirne’de 70 civarında bisikletli toplanmıştı. İstanbul’dan Leman Bisiklet Kulübü ve Delta Bisiklet Grubu ile beraber 20 kişilik bir grup gelmişti.


Edirne
den Uzunköprü’ye kadar 60 km. kat edildi. Uzunköprü’nün girişinde kalabalık bir grup bizi karşıladı. Grupta yöreden insanların sayısı fazlaydı, tabii en güzeli de çocukların çok olmasıydı. Ergene Bandosu’nu da unutmamam gerekir. Tarihî köprünün üzerinden geçerek Uzunköprü turu atmamız planlanmış. Yola çıkmadan önce herkese ağzımızı burnumuzu kapatacak tıbbi maskeler dağıttılar. Maskenin sembolik bir şey olduğunu düşünmüştüm, Barışa Pedal’ın Edirneli aktivisti İsmail Demiray dağıtırken ‘birazdan lazım olacak’ diyor, ama ben hâlâ anlamıyordum.


Arkada bando ve yayalar, önde biz; “kurufasulye 2,5 lira/ hem kaynasın hem oynasın” nağmeleriyle ağır ağır köprüye ilerliyoruz. Köprünün üstünde maskeler bile kokudan kurtulmamıza yaramadı. Bir de suya baktık ki gerçekten zehir akıyor, kahverengimsi cıva kıvamında metalik bir su… İçim acıdı. Gidip görmenin ne kadar farklı olduğunu o dakika daha iyi anladım. Köprünün iki yanında, su kenarında sembolik olarak üzerlerinde beyaz kıyafetler giymiş çocuklar yatıyordu…

Yandım Contador oğlan

Türkiye’de bunlar olurken bisikletin ‘Hollywood’unda kazanlar kaynamaya devam ediyor. Alberto Contador’un bulaştığı doping musibetiyle elimiz ikinci kez yandı.

Birkaç yıldır “artık yeni bir nesil geliyor. Bunlar aklı başında çocuklar, abilerinin ellerini yaktığı sobalara dokunmazlar” diyorduk ama görünen o ki yanılmışız.

Gerçi sezon başında olağan şüpheli pozisyonunda olduğu için yarışamayan F. Pelizotti’nin temize çıkması, masumiyet karinesinin biyolojik pasaport kadar önemli olduğunu hatırlattı: “Suçu sabit oluncaya kadar herkes masumdur.” Ve dileriz Contador da öyledir.

İstanbul, Sanat Fuarı’nda

Bizim ‘İstanbul’ bisikleti seyyah olmuş geziyor. Beyaz gelinimiz TÜYAP Kitap Fuarı’yla eşzamanlı açılan Sanat Fuarı’nda görülebilecek. Fuar 30 ekimden, 7 kasıma kadar açık.

Yeni Radikal’e tavsiye


‘Sokak’
yazarlığı, plazada oturmakla olmaz; bisikletin selesine oturmanız lazım abiler. Benden söylemesi.


www.aydancelik.com