Çalıştay’dan bir sene sonra Türkiye’de Romanlar

10 Aralık 2009 yılında başlatılan Roman Çalıştayı sürecinin birinci yılında genel bir değerlendirme yapmak üzere Trakya bölgesi Roman dernekleri bir araya geliyor. Roman Çalıştayı Değerlendirme Toplantısı, 10 Aralık günü Cuma günü Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Toplantı Salonu’nda.

2009 yılında yapılan çalıştaya Başbakan Erdoğan da katılmıştı. Edirne Roman Derneği (EDROM) Yönetim Kurulu Başkanı Erdinç Çekiç, konuşmacı olarak katıldığı “Türkiye’de Roman Olmak” konulu seminerde en büyük sorunun eğitim ve önyargı olduğunu belirtmişti. Kültürlerarası Diyalog Platformu (KADIP)’in her ay organize ettiği “Birbirimizi Anlama Seminerleri” çerçevesinde 27 Mayıs Perşembe günü düzenlenen seminerde konuya ilişkin görüşlerini sunan Çekiç, Türkiye’deki Roman vatandaşların sorunlarının sadece konut sıkıntısı olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, özellikle toplumdaki önyargılar ve eğitimsizlikten kaynaklandığının altını çizmişti.

Türkiye’de önemli bir Roman nüfusunun varlığının altını çizen Çekiç, buna karşın üniversiteye giden Roman sayısını sadece 60 olarak belirlediklerini söylemişti. “Edirne gibi eğitim seviyesi yüksek bir ilimizde okuma ve yazma bilmeyenlerin oranı yüzde 6 iken, bu oran Romanlar arasında yüzde 20” diyen Çekiç, ortaokuldan sonra okumayan Roman sayısının ise yüzde 30’lardan yüksek olduğunu vurgulamıştı. O toplantıdan ve Erdinç ile yapılan söyleşiden medyaya yansıyan diğer notlar şöyle idi:

ROMAN ÇALIŞTAYI TARİHTE BİR İLK

Türkiye’deki Romanların katıldığı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde yapılan Roman Çalıştayı’nın tarihlerinde bir ilk olduğunu belirten Çekiç, konunun medyaya yansıyan kısmının ise üzüntü verici olduğunu söyledi. “Bizim sorunumuzun sadece konut sorunu olduğu medyada yansıdı. Ancak en büyük sorunumuz eğitimsizlik ve Romanların toplumda algılanış biçimi” diyen Çekiç, içlerinden hiç akademisyen ve rol-model çıkaramadıkları, bu nedenle de bu kötü algının önüne geçemediklerini kaydetti.

Kendilerini medyada ifade etmek için zaman zaman girişimde bulunduklarını aktaran Çekiç, yapımcıların, “programdan önce mi oynayacaksınız, sonra mı?” şeklindeki sorularına muhatap olduklarına da çok üzüldüklerini belirtti. Çekiç, medyanın Romanlar hakkındaki haberleri veriş üsluplarının da dikkatle gözden geçirilmesi gerektiği, bu tür önyargıların gelişip yaygınlaştırılmasında medyanın da rolünün olduğunu belirtti.   Bu gibi önyargıların çoğunun doğru olmadığını özellikle vurgulayan EDROM Başkanı, dernek çalışmalarıyla bunların önünü almaya gayret ettiklerini aktardı.

ROMANLAR BULUNDUKLARI KÜLTÜRÜN RENGİNİ ALIYOR

Seminerde Romanların kültürel ve sosyal yaşam biçimleriyle ilgili bilgiler de veren Çekiç, Romanların bulundukları ülkenin dini ve kültürel rengini aldıklarına dikkat çekti. Romanların, içinde yaşadıkları toplumun onca önyargısına ve aşağılamalarına rağmen, yaşadıkları çevrenin kültürel ve dini kimliğine adapte olduklarını belirtti. Türkiye’de, Romanlara verilen kimlik kartlarının din hanesinde yaklaşık 30 yıl öncesine kadar “Kıptî-Muslim” yazdığını hatırlatan Çekiç, bunun Romanlar üzerinde ayrımcılığa neden olduğuna dikkat çekti.

Bu gibi problemlerin üstesinden gelmenin zaman alacağını belirten Çekiç, toplumsal kaynaşma ve birbirimizi tanıma amacıyla yapılan etkinliklerin olumlu katkısını vurguladı.

(www.kadip.org.tr, Yeşil Gazete)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page