Yeşiller’in geleceğine dair bir fikir jimnastiği

Avrupada’ki seçim sistemlerini ve siyasi partilere dair kuralları inceledikçe bazı ortak durumlar tespit ediyorum.

Avrupa ülkelerinde bir merkez sol ve bir de merkez sağ partinin iktidara oynuyor. Bu partilere 1. lig partileri diyelim.

Düzenli olarak meclise giren fakat tek başına iktidar olamayan kitle partileri de var. Bu partilere ise 2. lig partileri diyelim.

Doğal olarak Avrupa’da da 3. lig partileri olarak sınıflandırabileceğimiz partiler de var. Fakat bu 3. lig partilerinin Türkiye’deki küçük partilerden farkları da oluyor. Seçim sistemlerinin farklılığı, eyalet seviyesindeki seçimler, tüm partilerin devlet yardımlarından yararlanabilmesi vs. sayesinde bu 3. lig partilerinin değişik seviyelerde ve görevlerde seçilmiş pek çok üyesi olabiliyor.

Avrupa’da Yeşil partiler pek çok ülkede 2. lig, kayda değer sayıda ülkede ise 3. lig partileri durumundalar. Türkiye’de ise biz 4. lig partisi durumundayız :-(

Bu noktada iddalı bir spekülasyonda bulunacağım: Türkiye’de Yeşiller Kürt sorunu sonrası devrin partisi olacaktır.

Başka bir değişle; Yeşiller’in merkeze aldığı politik konular ve söylemleri ancak Kürt sorunu çözülmeye başlandıktan sonra hakettiği yeri bulacaktır.

Bunları söyleyerek yan çizmeye ya da bugünkü sorumluluklardan kaçmak için bahaneler üretmeye çalışmıyorum. Fakat yıllar içerisinde tekrar tekrar karşılaştığım durumlar bu iddayı dile getirmemi zorunlu kılıyor.

Her ne kadar Yeşiller olarak Kürt sorunu hakkında duyarlı ve aktif olmaya çalışsak da Kürt mücadelesi için tercih edilecek bir adres olmayacağımız açıktır ve doğaldır.

Türkiye demokratikleşme konusunda bir eşiği aştığı ve Kürt sorununun çözümüne de yaklaşıldığı zaman Yeşiller nerede olacaktır?

O günkü Türkiye’de ekolojik sorunların, Türkiye’nin asli unsuru olma iddası taşımayan her türlü küçük grubun haklarının, kent politikalarının, bireysel özgürlüklerin vb. Yeşil Politikanın temelini oluşturan konuların ağırlığı toplumsal algıda göreceli olarak artmış olacaktır. Temel soru Yeşiller’in bu algı değişimine hazır olup olmayacağıdır. Yani önem kazanacak mevzularda dersimize çalışıp çalışmadığımız.

Benim radarıma takılan “Kürt sorunu sonrası Türkiye”de önem kazanacak bazı mevzuları (ekolojinin tüm konularına ek olarak) şöyle sıralayabilirim: engelli politikaları, inanç özgürlüğü ve LGBTT politikaları. Ancak salt bu alanlara yoğunlaşmanın gerekli desteği sağlayacağından kuşkuluyum.

Soru 1: Geleceğin Yeşiller partisinin yükselişini sağlayacak politik konular sizce neler olacaktır?

Bu konularda politika üretmek ve aktivizm yapmak bizlere lig atlatmaya yetmeyecektir. Kimse seçimlerde tutarlı ve detaylı politik planlar ve yol haritaları sunarak oy kazanmıyor ülkemizde. İddalı olmak gerekiyor. Kitlelerde güvenilecek, lafı dinlenecek insanlar izlenimi uyandırmak gerekiyor. Bizler ucuz polemikler, vatan millet edebiyatları parçalayamayacağımıza, içi boş atıp tutmalar yapmayacağımıza ve de ortaya bir lider atıp onun peşinden yürümeyeceğimize göre dersimizi o kadar iyi çalışmamız gerekiyor ki altını doldurabildiğimiz söylemlerle ve ekip halinde halk desteği elde edelim.

Bir gün Türkiye’de siyaset yapmanın yasal koşulları iyileşip, Yeşil politikanın önemi halk tarafından da idrak edildiğinde Yeşiller’in bir 3.lig partisi olması bugünkü durumdan daha ileride bir duruma işaret etse de pek matah bir gelişme sayılamaz. Hedef Türkiye’de milyonlar mertebesinde oy alan ve politikalarıyla gündem belirleyen kitlesel bir parti olmaktır. Bunun için örgütlenmeye nerelerde ağırlık vermemiz gerektiğini düşünmemiz gerekli.

Soru 2: Gelcekte 4 milyon oy alan bir Yeşiller partisi bu oyları coğrafi ve sosyal olarak nerelerden alabilir?

Not: Bu yazdıklarımdan kesinlikle “Kürt sorununa dair politika üretmeyelim” gibi bir anlam çıkmamalıdır. Zira ortaya attığım iddanın başlangıç noktası Kürt sorununun çözümüdür. Yeşiller mümkün mertebe Kürt sorununun çözümü için çalışmalıdır. Sadece bu çalışmaları yaparken kayda değer politik bir geri dönüşü olacağını ummamalıyız.