Röportaj

Özcan Mutlu: “Almanya’da 30 yıl evvel bize gülmüşlerdi, bugün iktidara yürüyoruz.”

Berlin eyalet milletvekili Özcan Mutlu

Berlin eyalet milletvekili Özcan Mutlu

Almanya’nın en kıdemli Türkiye kökenli Milletvekili olan Özcan Mutlu 1992 – 1999 arası Berlin Kreuzberg Belediye meclis üyesi olarak görev yaptı ve Ekim 1999’dan beri Berlin Eyalet Milletvekiliğini sürdürüyor. Elektronik Mühendisi olan Özcan Mutlu,  Türkiye-AB politikalarında partisi içinde önemli bir rol oynuyor ve eğitim ve uyum politikaları uzmanı olarak çalışıyor. Özcan Mutlu ile Yeşiller Partisi’nin Berlin’de yapılan kamuoyu yoklamalarında birinci parti olarak görünmesinin nedenleri üzerine bir röportaj yaptık.

– Almanya’dan heyecan verici haberler geliyor. Yeşiller ilk kez birinci parti olma yolunda ve SPD’yi zorlayacak gibi görünüyor. Son kamuoyu araştırmaları önümüzdeki seçimler için gerçekten ne söylüyor, bu araştırmalardan çıkan sonuçları yorumlayabilir misiniz?

En aktüel kamuoyu yoklamalarında Almanya genelinde %21’lik bir sonuç ile Sosyal Demokrat Parti (SPD)’den sonra üçüncü parti konumunuzdayız. Son genel seçimde %10,7 almıştık, yani kamuoyu desteği ikiye katlanmış durumda. Diğer yandan başkent Berlin´de şu an %30’luk kamuoyu desteği ile birinci parti konumunuzdayız. Gelecek yıl Berlin’de gerçekleşecek Eyalet seçimlerinde ilk kez birinci parti olarak Eyalet Başbakanı çıkarma şansımız çok yüksek. Bu hedef için mücadele ediyoruz.

– Berlin’deki bu başarıyı neye borçlusunuz? Berlin’de Yeşiller’in birinci parti olduğu bir hükümet neleri değiştirebilir?

Bunun birçok sebebi var. Öncellikle Berlin Eyaletinde muhalefette olmamıza rağmen, iktidara birçok konuda önderlik yaptık. Yani iktidar partileri mecliste sunduğumuz birçok öneriyi ve yasa taslağını ister istemez kabul ettiler. Başarımız ayrıca inandırıcı ve samimi olmamızdan kaynaklanıyor. Çevre politikaları, nükleer santrallere karşı yıllardan beridir sürdürdüğümüz kesintisiz mücadele günden güne önem kazanıyor. Seçmenler çevre ve iklim konularına çok önem veriyorlar ve mevcut iktidara bu konularda hiç güvenmiyorlar, bu yüzden puanlarımız her geçen gün artıyor.

– Yeşil ekonomi krizden sonra yeşillerin en önemli politik kozu gibi görünüyor. Ekonomi alanında neler öneriyorsunuz?

Bizim çevre ve iklim politikalarımız ekonomi ve sanayi politikalarıyla çelişmiyor. Bizim programımız uygulandığı takdirde, yani nükleer ve kömür santrallerinden feragat edip yenilenebilir enerji kaynaklarına ve teknolojilerine yöneldiğimiz durumda yaklaşık 1 milyon insana istihdam yaratmış oluyoruz. Diğer yandan bu teknolojileri dünya pazarına sunup ekonomik gücümüzü arttırıyoruz. Asıl hedefimiz tabii ki doğayı ve insanların ve başka canlıların yasama alanlarını korumak. 1998 ile 2005 arası iktidar dönemimizde örneğin yenilenebilir enerji programlarımızla yaklaşık 350 bin insana iş alanı yarattık ve enerji pastasındaki yenilenebilir enerjinin payı bizim yaptığımız çalışmalar sonucu %3’ten %15’e çıktı. Böylece karbondioksit üretimini de ciddi boyutta düşürdük. Bu yöndeki çalışmalarımız devam edecek!

– Berlin’de Türkiye kökenli seçmen ve partililerin ve göçmen politikalarınızın bu atılımdaki rolünü nasıl görüyorsunuz?

Göçmen ve uyum politikalarında gerçekçi ve tek samimi partiyiz diyebilirim. İlk Türkiye kökenli Federal Meclis Milletvekili, ilk Türkiye kökenli AP-Milletvekili bizden çıktı. Şu anda partimizin eş başkanlarından biri Cem Özdemir. Tüm meclislerde 28 Türkiye kökenli milletvekili var ve bunların %30’u Yeşiller Partisi’nden. Bu yüzden bu konularda Türkiyeli seçmenlerin desteği ve önemi büyük! Partinin Türkiye-AB konularındaki gelişmesinin çoğunlukla bu Türkiye kökenli Milletvekilleri sayesinde olduğu söylenebilir.

SPD ise ilk önce merkezci mi yoksa sol ve sosyal bir parti mi ona karar vermeli. Her yeni Genel Başkan partiyi başka bir yöne çekiyor, bu ise güvensizliğe yol açıyor. İktidar çok kötü olmasına rağmen, sosyal alanda az gelirli ailelerin dertlerine derman olmak yerine sorunu daha da büyütmelerine rağmen, SPD bunu kendi lehine çeviremiyor, çünkü çizgisi belli değil, bu da güvensizliğe yol açıyor. Alman sosyal demokrasisinin  bir göç politikası olduğu da söylenemez, yoksa Sarrazin gibi ırkçılar ve Buschkowski gibi bir sağcı Belediye Başkanı SPD üyesi olamazdı. Ayrıca SPD, CDU ile koalisyonda iken her türlü rezaleti kabul etti. Gelin vizesi ve Almanca testleri SPD hükümeti döneminde oldu. Ayni SPD, CDU ile birlikte Alman vatandaşlığına geçmeyi zorlaştırdı, vs…

– Mevcut sağ hükümetin nükleer santrallara dönüş kararı Yeşiller’e yönelimde etkili oldu mu? Bu konuda nasıl politikalar geliştirdiniz?

İklim ve çevre politikalarında tüm partiler bizi kopyalamaya çalışıyorlar. Fakat seçmen bunu inandırıcı bulmuyor. Örneğin 3 yıl evvel Almanya Şansölyesi bayan Merkel kendini Kyoto süreci sonrasında iklim-şansölyesi ilan etti. Aynı Şansölye bu yıl Atom sanayisi ile hiç gerek yokken bir anlaşma yaptı ve nükleer santrallerin ömrünü uzattı.

– Biliyorsunuz Türkiye’de de yeni yeni sesi duyulmaya başlayan genç bir Yeşiller Partisi var. Berlin’deki ve Almanya’daki yeşillerin gelişiminden Türkiye’deki yeşiller hangi dersleri çıkarmalı? Sizce Yeşiller Partisi Türkiye’de de ana akım partilerden biri haline gelebilir mi?

Türkiye’de doğanın katledilmesine ve insanların sağlığı yanlış çevre politikaları sonucu zehirlenmesine rağmen maalesef insanlarda yeterince çevre bilinci yok. Doğa yok olursa insanların yasam ortamının da yok olacağını halk hala kavramış değil. HES’ler doğayı katlediyor, ormanlar yok ediliyor, kimyasal atıklar insanları zehirliyor fakat Türkiye Yesilleri ve Greenpeace ile bir kaç vatandaş haricinde pek kimseden çıt çıkmıyor. Bunun anlaşılması mümkün değil. Bu çevre bilinçsizliğinden dolayı Türkiye’de var olan Yeşiller Partisi yeterince desteklenmiyor, oysa Yeşiller Partisi Türkiye’de çok önemli bir gereksinim. Bu gerçek er ya da geç Türkiye’de de anlaşılacaktır, bundan şüphem yok. Biz, Almanya Yeşilleri 30 yıl evvel kurulduğumuzda birçok siyasetçi bize gülmüştü, bugün iktidara yürüyoruz. Azimli ve yılmadan çalışarak, sokaklarda, meydanlarda insanlara kendimizi ve politikalarımızı anlata anlata bu günlere geldik. Bu potansiyelin Türkiye’de de var olduğuna inanıyorum!

Röportaj: Ümit Şahin (Yeşil Gazete)

Kategori: Röportaj