“Erdoğan ‘Bitti Bebeğim’ diyor”

AP Yeşiller Grubu Eşbaşkanı Cohn-Bendit, Başbakan Erdoğan’ın Avrupa sürecini terk ettiği görüşünü savundu. 68’in gençlik  lideri Kızıl Danny, “Bana kalırsa Erdoğan AB’yle bütünleşme meselesini kafasında bitirdi. Yani ‘bitti bebeğim’ diyor” diye konuştu.

Cohn-Bendit, “İnsanların din ile devlet arasında daha büyük ayrım isteme hakkı olduğunu kabul ediyoruz” demeyen Erdoğan’ın Tophane olayını önemsememesinin karşısındakini anlamadığını gösterdiğini söyledi.

Bendit, Erdoğan’ın ‘Güçlüyüz, yalnız da yapabiliriz. Dünya politikasında tek başımıza var olabiliriz’ mesajını verdiğini söyledi.

Avrupa Parlamentosu’ndan Yeşiller grubu 1 Kasım’da İstanbul’da Türkiye-AB ilişkilerinin masaya yatırıldığı geniş kapsamlı bir konferans hazırlığı içinde. Birçok aydının konuşmacı olarak katılacağı iki gün sürecek konferans eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Marti Athisaari, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AP Yeşiller Grubu Eşbaşkanı Daniel Cohn Bendit’in tartıştığı bir panelle sona erecek.

Daniel Cohn Bendit konferansın tanıtımı için AP’de bir araya geldiği gazetecilere “Bana kalırsa Erdoğan AB’yle bütünleşme meselesini kafasında bitirdi. Yani ‘Bitti bebeğim’ diyor. Bence bu süreç onun için bitti” dedi.

1968 hareketinin sembol ismi “Kızıl Danny” yani Daniel Cohn Bendit’in verdiği mesajlar şunlar oldu:

• Bana kalırsa Erdoğan AB’ye üyelik sürecini kafasında bitirdi. Bence bu süreç onun için bitti. Yani “Bitti bebeğim” diyor. Sanıyorum Gül çok daha liberal ve bu konuda daha açık. Ermenistan meselesi ve diğerlerinde olduğu gibi…

• Bence Erdoğan’ın bir gizli ajandası yok. Ama dünyada olup bitenler, Erdoğan’ın yandaşlarının giderek daha dindarlaşması ve Erdoğan’ın “Ben böyleyim ama, biz insanların inanmama hürriyeti de olduğunu, din ile devlet arasında daha büyük bir ayrım isteme hakları olduğunu kabul ediyoruz” dememesi, bu konuda yeterince açık olmaması bu tabloyu ortaya çıkarıyor. İstanbul’daki olaylar için “O kadar da önemli değildi” demesi karşısındakileri anlamadığını gösteriyor.

• Ben Türk kadınlarının “Kimse beni başörtüsü takmaya zorlamıyor” demesini anlıyorum. Ama sosyal baskı var. Belki İstanbul’da sorun yoktur. O da İstanbul’un hangi semtinde olduğunuza göre değişir.

Ama Türkiye’nin başka yerlerinde bir kadın “Hayır ben başörtüsü takmak istemiyorum” dediği zaman işler biraz daha karmaşık hale geliyor.

• Erdoğan Türkiye’nin eski pozisyonunu temsil ediyor, “Güçlüyüz, başkaları umurumuzda değil. Yalnız da yapabiliriz. Dünya politikasında tek başımıza var olabiliriz” diyor

• Avrupa’da yayılan İslamofobi büyük bir problem ve çok kaygılıyım. Bu yüzden de İstanbul’daki sanat galerilerinde meydana gelen olaylarda şoke oldum. Bizim tezimize göre Türkiye demokratik İslamın olabileceğinin göstergesi. Ve eğer İstanbul’da olduğu gibi toplumun bir dayatması ile karşı karşıya kalırsak, bu bize hiçbir yarar sağlamaz.

• AKP’nin sorunu laiklere karşı bir tehdit olmayan dindar Müslümanlar olduğunu gösterememesi.

• Dindarlar laik kadınları anlamıyorlar. O kadınlar korkuyorlar.

• Evet ve hayır diyenleri haritada gördüğüm zaman “bu çılgınlık” dedim. Sahillerde çoğunluk “hayır” dedi. İç Anadolu ve Doğu’da çoğunluk “evet” dedi.

• Bana sakın Doğu’da pakete evet diyenlerin paketin içinde ne olduğunu bildiklerini söylemeyin. Bu Erdoğan içindi ve bu son derece otoriter bir durumu yansıttı.

Bence doğru olan “Evet, ama…” idi. Bu yüzden CHP’nin yeni anayasa için attığı adımı çok yakından izliyorum. Tartışmayı başlatalım. Bunu seçimden önce yapmak oldukça saçma. Ama seçim yeni anayasanın çerçevesinin belirlenmesindeki ilk adım olabilir.

• Türkiye’nin AB’ye katılımı bir gereklilik, hem Türkiye hem AB için.

•Ama Davutoğlu ile görüştüğümüz zaman şunu sormak istiyorum: “Bizimle egemenliğinizi paylaşacak mısınız?” Bu Türkiye için büyük bir sorun. AB’nin Türkiye konusunda sorunu var ama Türkiye’nin de AB ile egemenliğini paylaşma konusunda sorunu var.

• Referandumdan bir gün önce Yaşar Kemal’le İstanbul’da bir araya geldik. “Evet ama… ” diyenlerdendi ama Kılıçdaroğlu’ndan da son derece umutluydu.

• Kılıçdaroğlu CHP’nin AB’ye karşı milliyetçilik politikasının bir yere varmayacağını görüyor. CHP, AKP’nin muhafazakârlarının karşısına modern-sol-liberal bir parti olarak çıkmalı. Gelecek orada.

(Çimen Turunç Baturalp/Cumhuriyet)